ZEKÂTIMIZI KİMLERE VERELİM? (sayı 38)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Af ve mağfiret ayı olan Ramazan ayı sadece oruç ibadetini yerine getirdiğimiz bir ay olmakla kalmıyor. Zekât farizasını da bu mübarek ayda yerine getirmek istiyoruz. Zekât ibadetini yerine getirmek hesap ve dikkat gerektirdiğinden zekât verecek kişi malının hak ettiği yere ulaşması için çaba göstermelidir.

Zekât verilecek yerlerin başında elbette ki cemaatler gelmektedir. Bu konuda zekâtı hak eden cemaatin bazı vasıfları olduğunu bilmemiz gerekir. Bakalım zekât ayetine göre zekât verebileceğimiz yerler nereler? Konuyla ilgili Muhterem Alparslan Kuytul Hocamızın soru-cevaplarını istifadenize sunuyoruz.

Soru: Kuran’a göre zekât kimlere verilir?

Cevap: Zekât malî bir ibadet olduğu için şartları Kur’an ve Sünnet’te açıklanmıştır. Tevbe Suresi’nin 60. Ayetinde: “Sadakalar, -Allah’tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekât) işinde görevli olanlar, kalpleri (İslam’a) ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Fisebillillah – Allah yolunda-(harcama)ve yolda kalmışlar içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” buyrularak zekâtın kimlere verileceği bildirilmiştir.

Soru: Ayette geçen ‘Fisebilillah’ ne demektir?

Cevap: Ayette geçen ‘Fisebilillah’ Hanefîler hariç bütün mezheplere göre ‘Allah yolunda’ manasındadır. Yani Allah yolunda yapılan çalışmalarda kullanılmak üzere zekât verilebilir. Hanefîler ‘Fisebilillah’ın Allah yolunda çalışan gönüllü mücahitler manasına geldiğini ve zekâtın fakir olan mücahidin şahsına verilmesi gerektiği görüşündedirler. Diğer mezheplerin görüşü İslamî faaliyetlerin önünün açılması açısından daha uygundur.

Başka bir görüşe göre ‘Fisebilillah’ Allah’a yakınlık için işlenen bütün fiillerdir. Fakat Fisebilillah en çok da cihad manasına gelir. Kurân’ı Kerim’de hemen hemen her yerde Fisebilillah dendiğinde cihad anlaşılmaktadır. Bu ayette geçen Fisebilillah cihad sayılabilecek olan amellerdir.

Özetle 4 Mezhep şu hususta ittifak etmiştir;

1) Cihad kesinlikle fisebilillah kapsamındadır.

2) Zekât, gönüllü olarak Allah yolunda çalışan mücahitlere de verilir.

Hanefiler hariç diğer mezheplere göre de zekât, savaş teçhizatları için kullanılabileceği gibi İslam’ın hâkimiyeti maksatlı bütün ihtiyaçlar için de kullanılabilir.

Cihat sayılmayan ama Allah yolunda hizmet olan ameller bu ayet kapsamına girmez. Buna göre ayetin kastı Allah yolunda ilim tahsili de değildir. Bir kişi üniversite de değil İslam medresesinde okusa bile ona zekât düşmesi tartışmalıdır hatta ekseriyete göre zekât verilmez. Çünkü ilim tahsili Allah yoludur ama Allah’ın hâkimiyeti uğrunda cihad değildir.

Soru: Peki, hangi ilim talebesi bu ayette kastedilen Allah yolundadır?

Cevap: Öğrendiklerini İslam’ın hâkimiyeti ve küfürle mücadele niyeti ile öğreniyorsa, öğrendiği ilimle de İslam’ı anlatarak insanları bilinçlendiren, Müslümanların kâfirlerin zulmünden kurtulması için faaliyet yapan biriyse, ona zekât verilebilir. Hatta İslamî eğitim veren bir medresede okuyan herkes bu niyette okumadığı için hepsine toplu olarak verilmez. Araştırma sonucunda bakılır. Allah’ın davasının hâkim olması için çalışma niyetinde olan talebeye verilebilir, böyle bir niyeti olmayan talebeye verilemez.

Soru: Bir cemaat, ‘Fisebilillah’ kapsamında aldığı zekâtları istediği her alanda kullanabilir mi?

Cevap: Fisebilillah’ kapsamı olan alanlarda kullanabilir. ‘Fisebilillah’ Kuran’da cihad için kullanıldığından, kullanıldığı yerlerin de Allah yolunda cihad maksatlı olması gerekir. Mesela, hacc Allah yoludur ama hacca gidene İmam Muhammed’in muhalefeti olsa da ekserî mezheplere göre zekât verilmez. Cami de Allah yoludur ama Allah yolunda cihad değildir o yüzden camiye zekât verilemez. Fakat mesela İslam’ı canlandırmak ve yaymak için Rusya gibi bir ülkede bir cami yaptırırsınız o camiye zekât verilir. Çünkü bu faaliyet İslam’ın kuvvetlenmesi uğrunda cihad sayılır.

Aynı şekilde Kur’an kursu bir hizmettir ama sadece Kur’an öğrenimi Allah yolunda cihad kapsamına girmez. Bu sebeple ona zekât verilemez. Bir cemaatin eğer cihad niyeti varsa o maksatlı yaptığı tüm faaliyetlerde zekât parası kullanılabilir. O para ile halı da alır, elektrik parası da öder, miting de yapar. Çünkü hepsi cihad maksatlıdır.

Bu duruma göre;

• İslam’ın unutulduğu bir yerde cami yapımı için,

• İslamî cihad maksatlı bir yurt için zekât vermek caizdir.

Ama bunlar cihad maksatlı değilse zekât vermek caiz değildir. Çünkü birinin hedefi İslam’ın hâkimiyeti iken diğerinin hedefi bu değildir. Bu konuda evvela o cemaatin yaptığının cihad olup olmadığına bakmak gerekir.

Ayrıca Şafiîler: ‘Hükümetten maaş almayan mücahidler fisebilillah kapsamındadır’ diyerek, zengin de olsa böyle kimselere zekât verilebileceğini söylerler.

Aynı şekilde bir cemaatin yaptığı sadece hayırlı hizmetler yapmak ve sadece ilim sahibi hocalar yetiştirmekse bu cemaatlere zekât vermek caiz değildir. Ama ilim sahibi hocaları kâfirlerle mücadele için yetiştiriyorsa o cemaate zekât verilir.

Bu mesele hakkında Yusuf Karadavi Hoca der ki: Dört mezhep uleması Allah yolunda savaşan mücahidlere zekâtı caiz gördüğü gibi biz de bugünün Allah yolunda çalışan mücahidlerine zekât verilebilir diyoruz. Silahla cihad etmiyorlar ama yeni bir nesil meydana getirmek için ve İslam davetçisi ordusu oluşturmak için çalışıyorlar. Bunlar da o gün ki mücahitlerin kapsamına girmektedir. Çünkü cihad sadece kılıçla yapılmaz. İslam’ın hâkimiyeti için vakıf kurmak, gazete ve dergi çıkarmak gibi yapılan faaliyetlerin hepsine zekât verilebilir. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; “Kâfirlere karşı canınızla, malınızla, dilinizle cihat edin” buyurmuştur. Peygamberimiz bu hadiste cihadın sadece kılıçla değil, dil ile de yapılabileceğini ifade etmiştir. Bu yüzden cihad sayılır ve zekât verilebilir.

Sonuç olarak: Yayın evi açmak, kütüphane açmak, misyonerlere karşı faaliyet yapmak, neslimizi bozucu faaliyetlere karşı faaliyet yapmak… Bunların hepsi cihad için yapılıyorsa Fisebîlillah (Allah yoluna cihad) kapsamındadır. Küfrü devirmek gibi bir niyet olmaksızın sadece ahlaklı bir nesil yetişmek için yapılan faaliyetler bu kapsama girmez. Bunlar da İslam’a hizmettir, sevabı vardır ama bunlarda cihad sevabı yoktur. Zaten bunların çoğu hizmet niyeti ile yapılmaktadır. Bir çalışma ya da faaliyetin cihad sayılması için küfrü ve şirki karşısına almış olması yani muhalif olması gerekir. Ilımlı İslamcılar küfre karşı muhalif değillerdir. Dolayısıyla bunlara zekât verilmemelidir. Tek hedefleri ibadet ve toplumda ahlakı yerleştirmek olan cemaatlere de, başka para verilebilir ama zekât verilemez. Dolayısıyla ancak Allah yolunda ki cihad sayılabilecek faaliyetlere zekât verilebilir.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: İslam Davası ve Müslüman Gençlik (Sayı 38)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

89. Sayımız Çıktı

Furkan Nesli Dergisi olarak “#Zulüm Bitene Kadar” kapak konumuzla Eylül sayımızda sizlerle…