Tarihte Bu Ay (Sayı 9)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

18 Ocak 1919: 1. Dünya Savaşı sonrasında barış görüşmeleri Paris Barış(!) Konferansı’nda başladı. Avrupa’nın haritası yeniden çizildi.

Paris Barış(!) Konferansı; I. Dünya Savaşı’nı sona erdiren antlaşmaların hazırlandığı uluslararası bir konferanstır. Müttefik, kısmen müttefik ve ortak devlet gibi farklı gruplara ayrılmış 32 devletin temsilcileri katılmıştır. Bu devletler, İttifak Devletleri ile savaşmış veya onlara savaş ilan etmiş devletlerdi. Konferans 18 Ocak1919’da, yani Alman İmparatorluğu’nun kuruluşunun yıldönümü günü açıldı! Dünya Savaşı’ndan mağlup çıkan Türklerin topraklarının en önemli kısımları, yabancı devletler arasında yağma edilircesine bölüşülmüş bulunuyordu. Sevr Anlaşması gereğince, içinde Adana, Urfa, Antep illerimizin de bulunduğu Güneydoğu Anadolu’da geniş bir toprak parçası Fransa’ya verilmişti. Manda ve himaye yönetimi uygulandı. Batı Anadolu Yunan işgaline maruz kaldı. Konferansın kararlarına hâkim olan devletler; İngiltere, Fransa, ABD ve İtalya idi.

20 Ocak 1921: Türkiye’nin İlk Anayasası olarak bilinen ve geçiş anayasası olarak kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye kabul edildi.

23 maddeden müteşekkil bu anayasanın ilk iki maddesi şu şekildedir.

Madde 1- Hâkimiyet bilâ kaydü şart (kayıtsız şartsız) milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.

Madde 2- İcra kudreti ve teşri salahiyeti (hüküm koyma yetkisi) milletin yegâne(!) ve hakiki(!) mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder.

20 Ocak 1923: Türkiye Büyük Millet Meclisi, gizli oturumunda El-Cezîre bölgesinde bir İstiklal Mahkemesi kurulması kararı aldı.

Devrimlerin temelini güçlendirmek ve devrim karşıtlarını sindirmek için kurulan İstiklal Mahkemeleri’nin kurduğu darağaçlarında asılan beş bin insanın mahkeme zabıtları açıklanmamaktadır.

Yine İstiklal Mahkemeleri’nin nasıl bir zulüm ve ölüm makinesi olduğuna çarpıcı örnek de İbrahim Hakkı Efendi ile İskilipli Muhammed Atıf Hoca’nın idamı idi. Erzurum’dan Erzincan’a gelen İstiklal Mahkemesi, burada da darağaçları kurdu. Sultan Abdülhamid ve Sultan Reşat dönemlerinde sarayda vaizlik yapan İbrahim Hakkı Efendi, Milli Mücadele yıllarında bizzat faaliyette bulunmuş ve yerleştirilmek istenen rejimi daha 1921 yılında fark ederek, dindar insanları uyarmıştı. Sırf bu yüzden İstiklal Mahkemesi, İbrahim Hakkı Efendi’ye gıyabında idam cezası verdi. Fakat cezanın infazından evvel kendiliğinden ölen Hakkı Efendinin cezasının infazı için mezarı yeniden açtırıldı. Ve yine 1924 yılında, batıcılığı eleştiren “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli küçük bir risale yazan İskilipli Atıf Hoca kitabın yayımlanmasından 1.5 yıl sonra çıkarılan şapka kanunu sonrasında kanuna direnenlerin, davranışlarını bu kitaba dayandırdıkları gerekçesi ile tutuklanarak, İstiklal Mahkemesinin göstermelik bir muhakemesi ile idam edildi.

Bu devrimler hakkında Tarihçi Ali Kaçar; “Adına devrim dedikleri şeyler ülkede geri dönüş meydana getirdi. Saltanatın kaldırılmasından itibaren insanlara ‘Kelleler kopartılacaktır’ denilerek korku salındı. Devrimler, halkın iradesini yansıtan değil, aksine tepeden inmeci bir zihniyetle yapıldı. Âdeta toplumun kimyası bozuldu. Bir gecede telgraf çekilip medreseler kapatıldı. Ülke tamamen batıya bütünüyle bağımlı hale getirilen bir sisteme dönüştürüldü” demektedir.

18 Ocak 1931: Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği “Türkiye Güzellik Kraliçesi” yarışmasını Naşide Saffet kazandı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulalı henüz beş yıl olmuştu… Başta Atatürk olmak üzere, devleti yönetenler; Türk Milleti’ni dünya milletler ailesi içinde her konuda yarışır duruma getirmek için fırsat yaratıyorlar veya var olan fırsatları değerlendiriyorlardı. Genç Cumhuriyet’in ‘tanıtıma’(!) ihtiyacı vardı…

Dünya Güzellik Yarışması’na katılabilmek için Türkiye’de “Güzellik Yarışması” düzenleme geleneğini Cumhuriyet gazetesi başlattı. Cumhuriyet gazetesi uzun yıllar bu yarışmaların düzenleyicisi oldu. Düne kadar topraklarımızı paylaşan, çocuklarımızı katleden, mâbedlerimize değen nâmahrem eli temizlemek için kendileri ile savaşarak şehitler verdiğimiz milletlere, kendimizi beğendirmek için kızlarımızın teşhir edilerek öne sürülmesi nasıl bir zillettir Ya RABBİ!

16 Ocak 1991: Amerika Birleşik Devletleri Irak’a hava akınları ve füze saldırısını başlattı. Amerika yetkilileri “Çöl Fırtınası” diye adlandırdıkları operasyonu, Kuveyt’i kurtarmak için yaptıklarını söyledi.

Irak’ın Kuveyt’i işgali genelde Saddam Hüseyin’in politikalarına bağlansa da tarihsel olarak sorun 1932 ve 1961’de gündeme gelmiş, hatta Irak Temmuz 1961’de burayı ilhak ettiğini açıklamış ama İngiltere’nin karşı koymasıyla bundan vazgeçmek zorunda kalmıştı. İran-Irak Savaşı’nın 1988’de sona ermesinden sonra Saddam rejimi Kuveyt’in kendisine ait petrolü çaldığını ve üretimi yüksek tutarak petrol fiyatlarının düşmesine neden olarak Irak’ı zarara uğrattığını ileri sürmüş ve bu ülkeye 50-80 milyar ABD Doları civarında tahmin edilen borcunun silinmesini istemişti. Bu konuda yapılan görüşmelerden sonuç alınamayınca Irak 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etti.

Kuveyt’i işgal etmekle Irak, dünyanın bilinen petrol rezervlerinin yüzde 20’sini ele geçirmişti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 3 Ağustos’ta Irak’a Kuveyt’ten çekilme çağrısında bulundu ve 6 Ağustos’ta da uluslararası düzeyde Irak’la ticareti yasaklayan bir karar aldı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 29 Kasım 1990’da Irak’ın 15 Ocak 1991’e kadar Kuveyt’ten çekilmemesi halinde kuvvete başvurulmasını öngören bir karar aldı. Ocak 1991’e gelindiğinde Saddam’a karşı oluşturulan koalisyonun bölgedeki askerî gücü 700 bin kişiye ulaşmıştı. ABD 540 bin askerle bu gücün asıl ağırlığını oluşturuyordu; geriye kalan bölüm Birleşik Krallık, Fransa, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye ve başka ülkelerin sayıca daha küçük asker birliklerini kapsıyordu. Ve 17 Ocak 1991’de 5 ay sürecek olan 200-300 bin arası ölü, 75-150 bir arası yaralı ve 60 bin tutsak ile neticelenecek harekât başlatıldı. Irak karşıtı koalisyonun zayiatı ise 560 asker civarında idi.

Amerika, bu operasyonlarla kendi kara tarihini yazmaktadır. Kendisi adına ‘özgürlük, kurtarma operasyonları’ dese de tarih katliamların blançosunu kaydetmektedir.

18 Ocak 1991: T.B.M.M hükümete savaş yetkisi verdi ve İncirlik üssünden kalkan Amerika Birleşik Devletleri uçakları Irak’ı bombaladı.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Secde ile Yükselen Başlar (Sayı 9)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Nefislere Nasihat | Sayı 79

Tamahkâr, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artırmak için kendini küçük düş…