Anasayfa Bölümler Tarih Tarihte Bu Ay (Sayı 16)

Tarihte Bu Ay (Sayı 16)

9 dakika ortalama okuma süresi
0
0

3 Ağustos 1914 – I. Dünya Savaşı Başladı

20. yüzyılda dünya çapında yapılan iki savaştan birincisi olan I. Dünya Savaşı, 1914’ten 1918’e kadar süren küresel bir çatışmadır. Dünyanın dört bir tarafından birçok ülkenin, bilhassa Osmanlı İmparatorluğu’nun katılması nedeniyle ‘Dünya Savaşı’ veya ‘Büyük Savaş’ olarak adlandırılmıştır.

Savaşa katılan ülkeler; ihtilaf devletleri olarak adlandırılan Fransa, Rusya, İngiltere (daha sonra İtalya, Yunanistan, Portekiz, Romanya ve ABD’nin katıldığı), ittifak devletleri olarak adlandırılan; Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bulgaristan Krallığı ve Osmanlı İmparatorluğu’dur. Hasta adam olarak isimlendirilen Osmanlı imparatorluğu, Balkan savaşları ile Balkanları ve Mısır’ı kaybetmiş hemen ardından 1. Dünya savaşına girmiştir. Birinci dünya savaşı, dünya savaşı tarihinde ilklerin yaşandığı bir savaştır. Bu savaşta ilk olarak İngilizler tarafından tanklar ve zırhlı araçlar kullanılmıştır. Havada ise ilk kez uçaktan yararlanılmıştır. Ayrıca birinci dünya savaşında ilk defa yaşanan top yekun savaş yöntemi, eskiden halkların gıda ve ihtiyaç maddeleri sıkıntısı yaşaması ezberini bozmuş, kitle imha silahları ile halklar da bu savaştan direkt olarak etkilenmiştir.

Tüm ülkelerden 65.038.810 askerin katıldığı savaş, arkasında resmî rakamlara göre toplam 8.556.315 ölü, 21.219.452 yaralı ve 7.750.945 kayıp veya esir bırakmıştır.1

Savaşta hayatını kaybeden 8 milyon ölünün ise 1,5 milyonu Osmanlı İmparatorluğu’na aitti.

Osmanlı İmparatorluğu’nun atın sırtından inmesi, cihadı terk etmesi, Sünnetullah gereği binlerce cana mal olmuştu. Ümmet olma şerefini kaybetmenin ağır bedeli ödenmiş, Dünya’da yıllarca adaleti sağlayan Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden çekilmesiyle dünya zulümlere boğulmuş, ulus devletleri kurulmuş ve Müslümanlar dünyanın her yerinde kan ağlamaya başlamıştır. Ancak bu zulümler aynı zamanda yeniden kurulacak olan İslam Medeniyeti için Müslümanları uyandırmaktadır.

5 Ağustos 1945 – Fransa’nın Cezayir Katliamı

Cezayir 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Osmanlı yönetiminde huzur, güvenlik ve barış içinde yaşadı. Ancak Osmanlı’nın dağılma süreciyle birlikte sömürgeci güçler de İslam topraklarını paylaşmaya başladılar. Paylaşılan bu topraklardan birisi de Cezayir idi. Fransız orduları 1827 yılında 37 bin askerle Cezayir’i işgale başladılar. Ülke 1830 yılında Fransa topraklarına katıldı ve 132 yıl boyunca Fransa’nın sömürgesi olarak kaldı. II. Dünya Savaşı esnasında ve sonrasında ortaya çıkan hava, Cezayir halkındaki özgürlük ruhunun daha da canlanmasına sebep oldu. II. Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra 5 Ağustos 1945’te Cezayir’de gerçekleştirilen törenlere katılanların, Cezayir bayrağı taşımaları ülkedeki işgal kuvvetlerini kızdırdı. Bu olay üzerine işgal kuvvetleri bir silahlı saldırı gerçekleştirdiler ve Cezayir kaynaklarına göre en az 45 bin kişi hayatını kaybetti.

Batılılar yaptıkları bu katliamlarla İslam âleminin gözleri önünde binlerce müslümanı katletti ve diğer müslümanların bu duruma sessiz kalacağını çok iyi biliyorlardı. Nitekim Fransa’nın 1,5 milyon müslümanı şehit etmesinden yaklaşık 50 yıl sonra ABD Irak’ta yine benzer bir katliam gerçekleştirdi.

31 Ağustos 869 – İmam Buhari’nin Vefatı (810-869)

810 senesinde Buhara’da doğan İmam Buhari’nin asıl ismi, Muhammed bin İsmail’dir. Hadis ilminde yüksek derecede olup, 300.000’den fazla hadis-i şerifi senetleriyle birlikte ezbere bilen bir âlim olduğu için “İmam”, Buharalı olduğu için “Buhari” denilmiş, İmam-ı Buhari ismiyle meşhur olmuştur. Küçük yaşta babasını kaybeden Buhari, ilk tahsiline doğum yeri olan Buhara’da başladı. Duası makbul saliha bir hanım olan annesi, onun ve kardeşinin yetişmesi için gayret sarf etti. On yaşından itibaren hadis âlimlerinin derslerine devam etti. On beş yaşına girmeden 70.000 hadis-i şerifi ezberledi. 16 yaşında Hac farizasını ifa ettikten sonra annesi ve kardeşi Buhara’ya döndüler, İmam Buhari ise Mekke’de kalıp, hadis-i şerif toplamaya başladı. On sekiz yaşındayken sahabe ve tabiin fetvalarını topladı. Mekke ve Medine’den başka Bağdat, Basra, Kûfe, Mısır, Nişâbur, Belh, Merv, Askalan, Dımeşk, Hums, Rey ve Kayseriyye gibi ilim merkezlerini dolaşıp, hadis âlimleriyle görüşüp binden fazla âlimden hadis ve diğer ilimleri öğrenip nakletti. 869 senesinde Semerkand’ın Hartenk kasabasında vefat etti. Allah Rasulü’nün hadislerinden meydana getirdiği on altı yıllık bir çalışma sonunda yazılan ve bin kişiden toplanan 600 bin hadisten seçilmiş 7275 hadisi kapsayan El-Camiu’s-Sahih isimli eseri, Kur’an-ı Kerim’den sonra en sahih kitap olarak tarihe geçmiştir.

1. NTV tarih dergisi – Şubat 2009, Sayı 1, Sayfa 21

Daha Fazla
  • Muhacir’e Ensar Olabilmek (Sayı 34)

    Tarih birçok toplumun doğup büyüdüğü toprakları terk ederek başka yurtlarda yaşamasına vey…
  • Tarihte Bu Ay (Sayı 18)

    17 Ekim 1912 – Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan bir araya gelerek Osmanlı Devlet…
  • Tarihte Bu Ay (Sayı 17)

    06 Eylül 1566- Kanuni Sultan Süleyman’ın Vefatı Osmanlı Sultanlarının onuncusu ve İslam ha…
  • Tarihte Bu Ay (Sayı15)

    5 Temmuz 1993 – Başbağlar Katliamı 5 Temmuz 1993 günü, akşam karanlığında Erzincan’ı…
  • Osmanlı İslam Medeniyetinden İktibaslar (Sayı 13)

    Osmanlı’da Ticaret ve Esnaflık Kuruluşu Abbasiler dönemine rastlayan, Osmanlı İslam medeni…
  • Tarihte Bu Ay (Sayı 12)

    27 Nisan 1909- II. Abdülhamit’in Tahtan İndirilişi “Ben bir karış dahi olsa toprak satmam.…
Yazardan Daha Fazla: İzzet Daş
Kategoriden Daha Fazla: Tarih

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Muhacir’e Ensar Olabilmek (Sayı 34)

Tarih birçok toplumun doğup büyüdüğü toprakları terk ederek başka yurtlarda yaşamasına vey…