Suriye’de Sona, Yani BOP’a Doğru!

9 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Anlaşıldığı kadarıyla ABD ve Rusya “Esed’li geçiş süreci” üzerinde anlaşıyorlar.
Bu, Esed’in uzun vadede yeni oluşumda yer almayacağı anlamına geliyor. Bunca kan döküldükten sonra Esed’in Suriye’nin tamamının başında kalacağı beklenemez, belki Nusayrilere ayrılacak küçük bir parçanın başında kalabilir. “Esed konusu” kayıttan düşmüştür.

Peki, olup biten ne?

Olup biteni geçenlerde daha açık cümlelerle ABD Savunma İstihbarat Ajansı Koordinatörü Korgeneral Vincent R. Stewart dile getirdi: “Irak ve Suriye, savaş ve mezhepsel çatışmalar nedeniyle kalıcı olarak parçalanacak.” CIA Başkanı John Brennan da, “Ortadoğu 10 yıl içerisinde büyük değişimler geçirecek” dedi. Brennan’a göre Irak ve Suriye sınırları yerinde duruyor, ancak hükümetler sınırlar üzerindeki kontrolünü IŞİD’e kaptırmış bulunuyor. İki halk kendilerini ülkelerine değil, ait oldukları aşiret ya da mezheplere göre tanımlıyorlar. Bu yüzden Ortadoğu’da, Suriye’den başlamak üzere önümüzdeki on ila yirmi yıl içinde haritalar tamamen değişecek.

Bu hafta Obama-Putin görüşmesinden çıkan sonuç iki gücün “Laik ve birleşik Suriye üzerinde” anlaşmaları oldu. Bu haberler bize Suriye’nin tamamen BOP kapsamına girdiğini söylüyor. Suriye’nin “birleşik” olması parçalanması; “laik” olması IŞİD, Nusra, İhvan ve diğer İslamî grupların Suriye’nin yeni şekillenmesinde söz ve inisiyatif sahibi olamaması demek.
Türkiye’nin eş başkanlığını üstlendiği meş’um BOP projesinin birden fazla ayağı var: Siyasi ve coğrafi haritaların değişmesi, eğitim, STK’lar, kadın hakları, dinin sekülerleştirilmesi vs. Haritalar:

a) İlk elde Irak ve Suriye’nin üçe ayrılması.
b) Belli bir vadede dört ülke (Irak, Suriye, Türkiye, İran) toprağı üzerinde Kürdistan’ın kurulması esasına göre şekillenecektir.

Irak zor lokma değildi, Ortadoğu mahallesinin kabadayılığına soyunan akılsız Saddam, kolayca İran ve Kuveyt savaşları tuzağına düşüp sonunu getirdi. Fakat Suriye bölgenin azı dişiydi. Suriye demek, İran, Hizbullah ve Hamas ile 1948, 56, 67 ve 73 savaşlarında gururları incinmiş Arap sokağı demekti. 2006’da İran ve Suriye’nin desteğinde Hizbullah, İsrail’e tarihinin en büyük yenilgisini tattırdı; Hamas inanılmaz hamleler yapıyordu. Buna izin verilmeyeceği belliydi. Bir sene sonra rahmetli Erbakan Hoca mealen şunu demişti: “İsrail, Hizbullah’tan aldığı yenilginin intikamını alacak. Bu da Suriye’nin çökertilmesiyle olacak ki dikkat edin, bu işte Türkiye alet olarak kullanılacaktır.” Hoca’nın dediği oldu.

Şüphesiz, Saddam’ı “Sen molla diktatörlüğüne son verip dünyanın kahramanı olacaksın” deyip İran üzerine saldırtan; arkasından Kuveyt’i işgal etmeye heveslendiren küresel güçler, Türkiye’yi de 2011’de Suriye konusunda heveslendirdi. Bir anda Türkiye “Müslüman hamisi” oldu ki, aynı Türkiye 65 bin Amerikan askerine ev sahipliği yapmak için tezkere hazırladı; kendi topraklarından sorti yapan Amerikan uçaklarının bombardımanıyla yüz binlerce Iraklının öldürülmesine ses çıkarmadı. Esed tabii ki babası gibi katil ruhluydu ve gösteri yapan sivilleri öldürmekten geri kalmadı. Ama Esed’i bin sivil öldürdüğünde durdurmak varken, 300 bin kişinin ölümüne kapı aralamak ne kadar vicdan ve akıl işiydi?
Artık bunlar geride kaldı! Asıl mesele BOP’un adım adım gerçekleşmesi. Rusya da kendine düşen payı alıp varlığını bölgede tahkim edecek. Çakallar ve sırtlanlar Müslümanların iki güzel ülkesini, Irak ve Suriye’yi kendi aralarında parçalayıp pay ettiler. IŞİD, PYD-PKK ve Türkiye ise sadece küresel güçlerin belirlediği genel strateji içinde kendilerince elverişli taktikler bulup oynamaya çalışıyorlar.

BOP, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’ı da parçalayacak. “Ilımlı-radikal İslami gruplar”ın tamamının kamusal alanlardan arındırılması gündemde. Sonuçta:
a) Bölgenin petrol ve doğalgaz olmak üzere zenginlikleri küresel güçlerin tamamen kontrolüne geçecek;
b) Bölgede İsrail’den daha büyük ve etkin güç kalmayacak;
c) Bölgenin kendi dinamikleri ve kaynaklarına göre reform yapmasına izin verilmeyecek;
d) İslam dini, Hıristiyanlık gibi protestanlaştırılıp marjinal, özel ve izafi alana hapsedilecek.
Tabi ki “Onların bir hesabı varsa Allah’ın da hesabı var.” Ama başımıza gelenler, akılsızlığımız yüzündendir. Allah da üzerimize pislik yağdırıyor!

Ali BULAÇ

01.10.2015

 

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: İslami Davette İlginin Önemi (Sayı 54)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Furkan Hareketi Bu Yıl Da Bayramını Kurban Etti | Sayı 77

“Hiç kimse rahat ederek cenneti kazanamaz; cenneti kazanmanın yolu yorulmaktır.” Alparslan…