Anasayfa Bölümler Alıntı Yazılar Suriye’de Kanımız Akıyor (Sayı 16)

Suriye’de Kanımız Akıyor (Sayı 16)

9 dakika ortalama okuma süresi
0
0

17 aydır devam eden ayaklanma, 20 binden fazla ölü, binlerce esir, on binlerce evsiz… Ramazan ayının başlaması ile daha da şiddetlenen iç savaş… Uluslararası toplumun durduramadığı savaş yanı başımızdaki Suriye’yi yıkıyor.

Suriye’de devam eden ve iç savaşa dönüşen ayaklanmalar nedeniyle evini terkedip iç veya dış göçe zorlanan insanların sayısı 1 milyona yaklaştı. Hama-Tireymse’de gerçekleştirilen katliamda aralarında çocuk ve kadınların da olduğu 305 Suriyeli vahşice katledilmişti.

Halep’in Salahaddin, Hamidiye, Sukkeri ve Bam Hadid semtlerinde şiddetli sokak çatışmalarının yaşandığı haber veriliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği de Halep’teki çatışmadan kaçan 200 bin kişinin hepsine ulaşamadıklarını açıkladı. Humus şehrinde de çatışmaların devam ettiği bildiriliyor.

Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü (SHRW), yönetime bağlı ordu birliklerinin son günlerde muhaliflerin yoğun olduğu kentlere ağır silahlarla düzenlediği operasyonlarda ölü sayısını 139’a yükseldiğini bildirdi. 14 Temmuz’da başkent Şam’a sıçrayan çatışmalarda Esed güçleri nin ağır silahlar kullandığı bildiriliyor. Bölgedeki yerel kaynaklar, ordu birliklerinin hava destekli olarak Sahur ve Meskin Hanun bölgelerini ağır silahlarla bombalaması sonucu birçok yerleşim yerinde hasar oluştuğunu ve halkın korkudan dışarı çıkamadığını ifade etti. Hareste’de Suriye ordusuyla muhalifler arasında yoğun sokak çatışmalarının devam ettiğini söyleyen Suriye Genel Devrim Konseyi sözcüsü Ebu Ubeyde: ‘’Şam’ın birçok mahallesinde insanlık dramı yaşanıyor. Esed güçleri bölgeleri ağır silahlarla vuruyor. Çok sayıda yaralı var ancak keskin nişancılar yüzünden yaralıları bölgeden çıkaramıyoruz’’ dedi. 1

Her gün onlarca şiddet haberinin geldiği Suriye’de çatışmalar arttıkça halkın çektiği zorlukların boyutu da büyüyor. Çatışmaların başkent Şam’a kadar sıçradığı Suriye’de, şiddet olayları nedeniyle yiyecek sıkıntısı çeken halk, ekmek fırınlarının önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Fırıncılar elektrik kesintilerinden ve ekmek yapacak yeterli un bulamamaktan şikâyetçi olurken, hem esnafın hem de halkın en önemli sıkıntılarından biri de mazot ve benzin kıtlığı.

Anadolu Ajans, Suriye’nin ticari merkezi Halep’te de halkın yoğun göçü nedeniyle çevre köylerde yiyecek sıkıntısının had safhaya ulaştığını bildirdi.

Öte yandan Şam’da bulunan ve 100 bin Filistinliye ev sahipliği yapan Yermuk mülteci kampına roket ve havan mermileriyle saldırı düzenlendi, 2’si çocuk 21 kişi hayatını kaybetti. 60’dan fazla yaralı da olduğu bildiriliyor. Saldırılardan Şam rejimi sorumlu tutuluyor.

Son olarak da BM ve Arap Birliği’nin özel Suriye temsilcisi Kofi Annan istifa ettiğini duyurdu. Annan, kararını açıklarken Şubat ayında ‘bu imkânsız görevi’ kabul ettiğini çünkü kanlı çatışmaya barışçıl çözüm bulmak için ‘kutsal bir görevi’ olduğuna inandığını belirtti. Annan ‘ciddi, amaçlı ve birleşik uluslararası baskı olmadan’ öncelikle Suriye hükümetini, ayrıca muhalefeti çözüme zorlamanın imkânsız olduğunu kaydetti. Kararın ardından liderlerden gelen açıklamalarda; ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, 3 farklı yaptırım tasarısını da veto eden Rusya ve Çin’i suçlarken İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi: ‘Batılı ve bölgedeki bazı ülkeler, Annan’ın plânının başarılı olmasını istemedi. Çünkü olsaydı amaçlarına ulaşamayacaklardı’ dedi. Askerî müdahaleye dair en ciddi uyarıysa Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Gennadi Gatilov’dan geldi. Gatilov, istifanın askerî müdahaleye ‘kapıyı açacağı’ uyarısını yaptı.

Bugün demokrasiden bahseden batılı güçler, kendilerine uşaklık edecek bu diktatör sistemleri kendileri kurmuşlardı. Şimdi ise onları değiştirip yerlerine başkalarını getirmek istiyorlar ve bu değişiklikler binlerce Müslümanın şehit olması, evsiz-yurtsuz kalması karşılığında gerçekleştiriliyor. Batılı güçlerin istediği devrimlerin bedelini Müslümanlar ödüyorlar. Ümmet parçalanmasaydı, İslam’ın sancağı altında birleşmiş ve gerçek bütünlüğü sağlamış bir ümmet olsaydık başımıza böyle diktatörlükleri bela edemezlerdi.

Bu durumda Müslümanların ümidi; elbette ki değişen rejimler değil İslam ümmetini uyandırmak ve güçlendirmek için yapılan faaliyetlerle yeniden dirilmeye çalışan ümmetimiz olmalıdır.

1-Haber Türk, 04 Ağustos 2012

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Alıntı Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Nefislere Nasihat | Sayı 79

Tamahkâr, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artırmak için kendini küçük düş…