Anasayfa Bölümler Hadis Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Hadislere Uymanın Önemi

“De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”1 Öyle ise Allah ve Rasulüne bağlılık, laftan öteye gitmeyen bir iddia ve insanın vicdanına hapsolmuş bir olgu değildir. Allah’ın Rasulüne bağlılık bizim hayatımızda, onun gösterdiği yolda yürüme ve hayatı onu örnek alarak biçimlendirme olarak tezahür etmelidir. İman için söylenen sözler sloganik ifadeler değil, ameller ise sadece sembolik eylemler değildir. İman, Allah’a ve peygamberine bağlılık ve hayatın ta kendisidir. İmam İbn Kesir “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun” ayetinin tefsirinde şöyle der: “Bu ayet, Allah’ı sevdiğini iddia ettiği halde Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e tâbi olmayanlara kesin bir hüküm ve uyarıdır. Böyle bir iddiası olan kişinin, tüm sözlerinde ve eylemlerinde Muhammedî yaşayışı ve onun tebliğ ettiği dini izlemediği sürece, yalancı olduğuna hükmedilir.”

Allah’a imanımızı ve sevgimizi ispatlamak manasında olan Peygambere itaat ve bağlılığı gerçekleştirmek için onu tanımalı, onun mübarek sözlerini kendimize birer emir ve nasihat telakki etmeliyiz. Helalin haram, haramın helal olarak görüldüğü şu çağda Kur’anî ve Nebevî bir atmosfer meydana getirmek için en çok okuduğumuz kitap Kur’an, örneğimiz ise Hz. Peygamber olmalıdır. Peygamberî atmosferi yeniden solumak için onun mübarek sözlerini zikrederek üzerinde düşünen bir ümmet olmalıyız.

Haramlardan Kaçınma ile Dinini Koruma

Nu’mân b. Beşir Radıyallahu Anh’tan şöyle rivayet edilmiştir: “Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Doğrusu helal belli, haram da bellidir. (Fakat) bunların arasında (helal mi, haram mı olduğu belli olmayan bazı) şüpheli şeyler vardır ki; insanlardan birçoğu onları bilmez. Buna göre kim bu şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını kurtarmış demektir. Kim de bu şüpheli şeylere dalarsa, harama dalmış olur. Korunan bir yerin etrafında hayvan otlatan çobanın, hayvanlarını oraya kaçırması çok yakın olması gibi. Dikkat edin ki! Her hükümdarın bir korusu vardır. Dikkat edin! Allah’ın korusu ise haram kıldığı şeylerdir. Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır ki, bu parça sıhhatli olursa, bütün beden sıhhatli olur. Eğer (bu parça) bozuk olursa, bütün beden bozuk olur. Dikkat edin! Bu (parça), kalptir.” 2

Hadis-i Şerifin Açıklaması

Takvanın temeli şüpheli şeylerden yani haramlığı tam kesin olmamakla beraber haram olma ihtimali olan şeylerden kaçınmaktır. Bu hususta sahabe; “Biz bir günaha düşmek korkusuyla yetmiş mübahı terk ederdik” demiştir. Çünkü takva dinde hassasiyettir. Haramlardan kaçınmak ise takva değil fetvadır. Yani zaten kaçınman sana emredilmiştir. Efendimiz bu hadisinde dinde şüphe içeren durumları terke çağırarak, bizi takvaya davet etmektedir. “Allah katında en üstün olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır”3 buyruğunda olduğu gibi bizi gerçek üstünlüğe davet ederek yüce makamlara ulaştırmayı hedeflemiştir. Takvanın manasını daha iyi anlamak için Hz. Ömer Radıyallahu Anh ile Übeyy bin Kaab Radıyallahu Anh arasında geçen şu konuşmaya bir bakalım:

Hz. Ömer; “Takvâ nedir?” diye sorar. Übeyy bin Kaab; “Dikenli yolda hiç yürümedin mi?” der. Hz. Ömer; “Yürüdüm” deyince Übeyy bin Kaab; “O zaman ne yaptın?” diye sorar. Hz. Ömer; “Paçalarımı sıvayıp dikenlere takılmamak için gayret sarf ettim” der. Bunun üzerine Übeyy bin Kaab; “İşte takvâ budur” cevabını verir. Yani bu manaya göre Müslüman, hayatında harama düşmemek ve Rabbine karşı hesabını vermekte zorlanacağı her hangi bir hatadan sakınmak için gayet dikkatli adımlar atmalıdır.

Dinde şüpheli şeylerin olması, her şeyin açık olmadığını gösterir ki; bu bir imtihandır. Dinde âşikâr olmayanlar İslam âlimleri tarafından açığa kavuşturulmaya çalışılır. Herhangi bir mezhep âliminin caiz ya da şart gördüğü bir şeyi, başka bir mezhep âlimi caiz ya da şart görmeyebilir. Böyle bir durumda kişinin kendi mezhebinde caiz olan bir şeyden başka mezhepte caiz olmadığı için ihtiyaten kaçınması ya da başka mezhepte şart olan bir şeyi olabildiğince yerine getirmeye çalışması takvaya uygun bir davranıştır.

Şüpheli şeyler, haramdan önceki basamaktır. Kişi ya nefsinin isteklerine karşı koyamadığı için ya da dikkatsizliğinden dolayı şüpheli şeylerden sakınmaz. Böyle bir kişinin zamanla kalbindeki Allah korkusu zayıflar, haramları işleme konusundaki cesareti artar ve çok sürmez harama düşer. Mesela; namazı son vaktine bırakan insan ya kerahet vaktinde namazını kılar yahut istemeyerek de olsa namazın vaktini kaçırır ve günahkâr olur. Bu şekilde küçük günahlar büyük günahlara düşmeye sebep olmaktadır. Şüpheli şeylerden kaçınmamak da küçük günahlara düşmenin ilk adımıdır. İnsanın imanını zayıflatan, dinde şüpheli olan şeylerden kaçınmaması ve bu suretle ciddi haramlara sürüklenmesidir.

Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem başka bir hadisinde de bu konuda “Şüphelileri bırak, sende şüphe uyandırmayana bak” 4 buyurmuştur.

“Bedende bir et parçası vardır ki; bu parça sıhhatli olursa, bütün beden sıhhatli olur. Eğer (bu parça) bozuk olursa, bütün beden bozuk olur.”

Hadis-i şerifte bahsi geçen kalp, manevî kalptir. Kalp bize yükselmemiz için verilmiş bir araçtır. Kalp, beden memleketinin kralı gibidir. Nefisle mücadele kalbi güçlendirir. Bediüzzaman; “Şu medeniyet insan nefislerini tahrik edip durmaktadır” der. Gerçek medeniyet, insanın insanî yönlerini güçlendiren medeniyettir. Medeniyetin bir vazifesi de budur. O nedenle Allah Rasulü’nün hedefi insanı, kalbin ıslahına sevk etmektir. Kalbin bir takım dikenleri vardır. Onlardan bazıları; dünya sevgisi, şehvetler ve arzulardır. Tarla temizlenmeden mahsul vermediği gibi kalbimiz de temizlenmeden hasenatlar (iyilikler) ortaya çıkmaz. Bu sebeple İbn Ata der ki: “Kalp aynanda âlemlerin isimleri yer etmişken, o kalp nasıl parlayabilir.” Yine “Vücudunu yokluk toprağına göm! Ancak o zaman meyve verebilirsin” demiştir. O halde insanın hayırlı amellerde verimli olabilmesi için kalbin ıslahı şarttır. Bize düşen iradeyi irade etmek, azme niyet etmektir. Yükselenlerin yükselme yolu budur. Rabbim Efendimizi hakkıyla anlayabilmeyi bizlere nasip eylesin!

1-Âl-i İmran, 31

2-Buhari İman

3- Hucurat, 13

4- Tirmizî, Nesaî

Daha Fazla
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
  • Kitaplara İman (Sayı 29)

    Kâinatı insan için, insanı bir amaç için yaratmış olan Allah Azze ve Celle, insana bir tak…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
Kategoriden Daha Fazla: Hadis

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

KADERE İMAN (Sayı 34)

Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…