Anasayfa Bölümler Alıntı Yazılar SÜNNET MÜDAFASI-‘Kur’an Bize Yeter’ Diyenlerin Görüşleri (Sayı 43)

SÜNNET MÜDAFASI-‘Kur’an Bize Yeter’ Diyenlerin Görüşleri (Sayı 43)

15 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Sadece Kur’an ile yetinme, dolayısıyla hadisleri devre dışı bırakma eğiliminin tarihini araştırdığımızda bunun günümüzde ilk defa ortaya çıkmış bir eğilim olmadığını ve Müslümanların daha önce bu meseleyi zaman zaman tartışmış olduklarını görüyoruz.
Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in zamanına baktığımız zaman konu ile ilgili bir takım hadislerin Hz. Peygamber’den rivayet edildiğini görürüz. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur; “Bilin ki bana Kur’an ile onun bir benzeri verilmiştir. Karnı tok bir şekilde koltuğuna kurulmuş bazı kimselerin ‘sadece bu Kur’an’a sarılın. Kur’an’ın helal dediğini helal, haram dediğini haram kabul edin’ diyeceği zaman yakındır. Bilin ki Allah Rasulü’nün haram kıldıkları da Allah’ın haram kıldıkları gibidir.”1
BU VE BENZERİ HADİSLERİN DEĞERİ İLE İLGİLİ İKİ GÖRÜŞ VARDIR:
Birincisi; bu ve benzeri hadislerin sahih olmasıdır. Bu hadislerin sahih olduğu varsayımına göre Hz. Peygamber’in haber verdiği bu hususun hemen kısa bir süre sonra gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz. Nitekim sahabilerden İmran b. Husayn’ın şu sözünden de bunu anlamaktayız. O muhtemelen sadece Kur’an ile yetinmek isteyen birisine şu cevabı vermiştir; “Sen ahmak adamın birisin. Kur’an’da öğle namazının dört rekât olduğunu ve kıraatın alçak sesle yapılacağını bulabilir misin?” Bu rivayette, İmran b. Husayn zamanında sünnete gerek olmadığını ve sadece Kur’an ile yetinilebileceği düşüncesinin ilk izlenimlerini görmekteyiz.
İkinci ihtimal ise, yukarıda zikredilen hadisin uydurma olmasıdır. Bu ihtimalin doğruluğu kabul edecek olursak; bu hadislerin uydurulduğu dönemlerde Kur’an ile yetinme eğilimlerinin varlığı ve bu hadislerin söz konusu olan o eğilimleri etkisiz hale getirmek için uydurulduğunu da kabul etmemiz gerekir. Her iki ihtimalde de Kur’an ile yetinme eğiliminin İslam’ın ilk dönemlerinde ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Buradan günümüzdeki tartışmaların, geçmişteki tartışmaların bir uzantısı olduğu anlaşılmaktadır. Geçmişteki tartışmalarla günümüzdeki tartışmalara baktığımızda hadislere karşı olumsuz tavır takınanların, geçmişte olduğu gibi günümüzde de rasyonalist bir zihniyete sahip oldukları ve itirazın genelde bu akılcı zihniyetten kaynaklandığı gözden kaçmamaktadır.2
KUR’AN İLE YETİNME FİKRİNDE OLANLAR
Hz. Peygamber’in sağlığında cereyan eden bazı hadiseler O’nda sadece Kur’an ile yetinme fikrinde kişilerin olabileceği fikrini uyandırmıştı. Bu konuda İrbad b. Sâriye şöyle der; “Rasulullah ile Hayber’de beraber konakladık. Yanında sahabeden bazıları vardı. Azgın bir inkârcı olan Hayber Melik’i Nebi’ye gelerek; ‘Ey Muhammed! Develerimizi kesmeye meyvelerimizi yemeye ve kadınlarımızı dövmeye ne hakkınız var?’ dedi. Rasulullah sinirlenerek İbn Avf’ı çağırıp; ‘Atına bin ve git Müslümanları çağır.’3 buyurdu. Namazı kıldırdıktan sonra ayağa kalkarak oradaki Müslümanlara; ‘yoksa içinizde koltuğuna kurularak Allah’ın Kur’an’dakiler dışında hiçbir şeyi haram kılmadığını sayanlar mı var? Şuna dikkatinizi çekerim! Ben de bazı şeyleri emreder, yasaklar, ya da tavsiyede bulunurum. Bunlar da en az Kur’an’da ki emir ve yasaklar kadar bağlayıcıdır. Şüphesiz Allah izinsiz olarak ehli kitap olanların evlerine girmenizi, kadınlarını dövmenizi ve borçları ödedikleri takdirde de meyvelerini yemenizi haram kılmıştır.’ buyurdu.
Muhtelif devirlerde de yalnızca Kur’an ile yetinme fikrinde olanlar zaman zaman görülür. Hatta bir grubun bütün ahad haberleri inkâr edip Kur’an’ı anlayışlarına göre ve akıllarına uygun şekilde tatbikata yöneldikleri ve neticede şu ayete dayanarak şarabı mûbah kıldıklarını müşahede ediyoruz; “İnanıp iyi işler yapanlara bundan böyle (kötülüklerden) korunup inandıkları ve iyi işler yaptıkları, sonra yasaklardan korunup onların yasaklığına inandıkları ve yine korunup iyilik ettikleri takdirde daha önce yediklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah güzel davrananları sever.”4
İşte bunlar ve bunun gibiler hakkında Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Sakın ha, sizi koltuğuna yaslanmış benim emir ve yasaklarıma ait bir şey kendisine ulaştığı vakit; ‘biz Kur’an’dan başkasını bilip ona uymayız. Allah’ın kitabında ne bulmuşsak ona uyarız’ derken bulmayayım.”5
Şatıbi Kur’an ile yetinme fikrine sahip olanların sünnetten ayrılan nasipsiz kişiler olduğunu söyledikten sonra; “bidat ehlinden birçoğu hadisi terk edip Allah’ın kitabını tevile uygun olmayacak şekilde tevil ederek hem kendileri sapıttı, hem de başkalarını saptırdılar.”6 der.
KUR’AN İLE YETİNME FİKRİNDE OLANLARIN AYETLERDEN DELİLLERİ VE BUNLARA CEVAPLAR
Birinci delilleri: “Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır.”7
İkinci delilleri: “Onları apaçık deliller ve kitaplarla gönderdik. Sana da zikri Kur’an’ı indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.”8
Bu ayetler Kur’an’ın din ile ilgili her şeyi kapsadığını, hükümlerin her şeyi açıklayıp aydınlığa çıkardığını belirlemektedir. Öyle olmasa Kur’an’ın atladığı birçok şeylerin olduğu ve her şeyi açıklamadığı hususu ortaya çıkar ki bu da Allah’ın bildikleriyle çelişir. Bunun ise düşünülmesi mümkün değildir. Bu bakımdan dini hükümler koyacak ve onu açıklayacak sünnet gibi bir şeye ihtiyaç yoktur.
Üçüncü delilleri: “O zikri (Kitabı) biz indirdik biz ve O’nun koruyucusu da elbette biziz!”8 ayeti de Kur’an’ın özellikle kendisi Allah tarafından korunacağını sünneti zikretmeden belirtmiştir. Eğer sünnet Kur’an gibi hüccet olsaydı onun da korunmasını alırdı.
DELİL OLARAK GÖSTERDİKLERİ AYETLERE VERİLEN CEVAPLAR
Birinci delillerinde geçen ‘kitap’ tan maksat levhi mahfuzdaki Kur’an’dır. Her şeyi ihtiva etmiş, mahlûkatın bütün hallerine büyüğü küçüğü geçmişi, geleceği ve o andaki durumuna bütün tafsilatı ile şamildir.
İkinci olarak ayetten delillerine ise şöyle cevap verilir: Kur’an dinin usul ile ilgili yönünün yanı sıra genel hükümlerin ilkelerini kapsamaktadır. Bunların bir kısmını açıklıkla belirlerken diğer bir kısmını açıklamasını Hazreti Peygamber’e bırakmıştır. Şüphesiz Allah, Hazreti Peygamber’i insanlara dinlerini açıklamak için göndererek ona uyulmasını zorunlu kıldı. Hazreti Peygamber’in ahkâmı açıklaması bir bakıma Kur’an’ın açıklamasıdır. Şu halde delil olarak öne sürdükleri bu ayetten murad, şeriatın bütün hüküm ve asıllarıdır. Yoksa onların teferruatı değildir. Bunları sünnet ortaya koymuştur.
Üçüncü olarak ayetten delillerine şöyle cevap verilir: Delil olarak öne sürdükleri bu ayetteki ‘zikrin muhafazası’ndan maksadın sünnet olmayıp sadece Kur’an olduğunu söylemek hatalı bir istidlaldir. Çünkü zikirden murad şeraittir. Onun kaynağı ise Kur’an ve sünnettir. Zikirden murad; kitap ve sünneti ihtiva eden vahiydir. Kur’an sünnete zikir ismini vermiştir.
Devam Edecek…

 

Hüseyin İSPİROĞLU

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Alıntı Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi İle ‘Cumhurbaşkanı’nın Coca-Cola Fabrikası Açılışı Yapması’ Hakkında Röportaj

Kıymetli Furkan Nesli okurları! “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Coca-Cola fabrikasının açılışını…