Anasayfa Genel Soru Cevaplar (Sayı 48)

Soru Cevaplar (Sayı 48)

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Siyasi partilerin metotlarının doğru olmadığını söylüyor ve “Peygamberlerin metodu bu değil” diyorsunuz. Ancak 15 yıl önce mi böyle bir metodun uygulanması daha kolaydı, şimdi mi? Siyasetten uzak durulsa böyle bir özgürlüğe kavuşabilir miydik?

Bu soru bana çok kez soruldu, yani “Müslümanlar başa gelmezse onlar gelir” meselesi. Bununla bizi çok uzun yıllardır kandırıyorlar. Yaşı müsait olanlar hatırlarlar; zamanında Sovyetler Birliği varken bizi Nato’ya ve Kapitalist Blok’a dâhil etmek için Sovyetlerle tehdit ediyorlar ve Komünist rejim gelir diyorlardı. Böylelikle Amerika’ya yaklaşın diyorlardı. Aynı yöntem devam ediyor. Biz meseleye prensip açısından bakıyoruz, menfaat açısından değil!

Hiçbir Peygamber taviz vermedi, haramlara imza atmadı, La İlehe İllallah’ın dışında başka bir söylemle ortaya çıkmadı. Menfaat, yanlış bir bakış açısıdır. Peygamberlere teslimiyet ve onların izinden gitmek doğrudur. Eğer faydacılık yönünden bakarsanız, içkinin de faydası var. Kur’an-ı Kerim; “Sana içkiden ve kumardan sorarlar. De ki; ikisinde de hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır”1 buyurmaktadır. İçkide de faydanın olduğunu Kur’an söylüyor. Eğer faydacılık yönünden bakarsanız, içkinin de faydası var. Bakışımız menfaatçi bir bakış olmamalı. Bir şeyin hep olumlu tarafını görmek yanlıştır. Elbette olumlu tarafları da vardır inkâr edemeyiz. Ama sizin önünüze bir içki, bir birahane ruhsatı gelse imza atar mısınız? İçki fabrikasının evrakları önünüze gelse imzalar mısınız? Bugün bu gibi şeyler oluyor. O koltuğa oturduğunuz zaman bunu yapmaya mecbursunuz. Hani hiçbir taviz vermiyor, harama bulaşmıyor olsanız, tamam, ama gerçek böyle değil!

Müslümanlar 60-70 yıldır başka yollar yüzünden gerçek bir İslamî hareket olamadılar. Hep köşe kapmak peşindeler. Yöntem bu… Bunda nefsimizin payı yok mu gerçekten? Hangi peygamber böyle bir yol izlemiştir? Desteklediğiniz insanlar hayırlı hizmetler yapabilirler. Ama arada diyelim ki birtakım hırsızlıklar olabilir. Bu sefer laf İslam’a geliyor. Bunu da hesaba katalım.

Müslümanlar sistemin içine çekiliyor ve sistemin dışına çıkmadan çözüm aramaları isteniyor. Her renkte, her tonda 60 tane parti var ve hepsi sistemin içinde. Bize birini seçin diyorlar. Böylece sistemin içinde kalmamızı sağlıyorlar. Hangisini seçerseniz seçin sonuçta sistemi kabul etmiş oluyorsunuz. Sistemin içinde çözüm aradığınızı ilan etmiş oluyorsunuz. Hâlbuki sistemin içinde çözüm yok, çünkü sorunun kaynağı sistemin kendisi.

Bize gelen seçmen kâğıdında insanları seçiyoruz, sistemi değil. İslam mı gelsin, Demokrasi mi gelsin, Kapitalizm mi, Komünizm mi gelsin diye bir soru yok. Böyle bir seçim yok. Ahmet mi olsun, Mehmet mi olsun diyorlar. Gerçek seçim yaptırtmıyorlar. Bunu sorsunlar, sabahın sekizinde seçim sandığının başında olurum.

Biz olaya prensip olarak bakmalıyız. Hangi peygamber buna benzer yolları takip etti. Bu konuda örnek sadece Yusuf Aleyhisselam’dır… O da başbakanlık makamına geldi de kâfir kralın emrine mi girdi? Yani biz de öyle yapıyoruz demek istiyorlar. Sana kim dedi o kralın kâfir olduğunu? Tefsirleri aç da bak bakayım; Mücahit’ten gelen rivayete göre kral Müslüman biri. Diyelim ki Müslüman değil, sen bir peygambere kâfirin emrine girmeyi yakıştırıyor musun? Diyelim ki kral kâfir ve kanunları kendisi koymuş ve Hz. Yusuf bir peygamber olduğu halde Allah’ın kanunlarını bırakmış, kâfir kralın dediklerini yapıyor. Sen bunu bir peygambere yakıştırıyorsan söyle. Lütfen yanlış yollarımıza Kur’an’dan delil aramayalım. Müslüman dediğin önce Kur’an’a bakar, Kur’an’a göre bir yol tayin eder. Biz öyle yapmadık.. Önce bir yol tayin ettik, sonra ona Kur’an’dan delil aramaya başladık. Bulamayınca da biz uyduruyoruz, ayetleri saptırıyoruz, ona uygun hale getiriyoruz. Bu caiz değil.

Kıymetli Kardeşlerim! Hiç mi faydası olmadı hükümetin? Elbette olmuştur. Ortaokullarda kızlar başını açıp gitmek zorunda değil artık. İnkâr etmek, nankör olmak iyi bir ahlâk değil. Ben şahsen samimiyetlerine inanmıyorum. Ama bugün bir kanunla değişen şey yarın başka bir kanunla bir daha değişir. Bu kadar basit zafer filan yok yani. İstifade edin, değerlendirin, bunu kullanın ama bunu zafer zannetmeyin. Yarın başka bir hükümet gelir hepsini baştan değiştirir. 28 Şubat 1997 dönemindeki hükümet zaten böyleydi. 1997’deki hükümet değiştirildi. Yani kanunlar değişse bile yarın başkası gelir tekrar değiştirir.

Gelin önce insanı değiştirelim, toplumu değiştirelim. Allah Azze ve Celle bu işin kanununu açıklıyor ve Rad Suresi’nde şöyle buyuruyor: “Allah bir toplumda olanı değiştirmez, o topluluk kendini değiştirene kadar.” Toplum değişecek, yani öncelikle nefislerini değiştirecekler, hakiki imana ulaşacaklar, Allah için mücadele edecekler işte o zaman Allah Azze ve Celle, ‘o toplumu değiştiririm’ buyuruyor. Yani Rabbimiz, Belediye Başkanı’nı, Başbakanı ya da Cumhurbaşkanı’nı değiştirince değil, toplumu değiştirince diyor. Ama böyle bir çalışma yok ki! Herkes dört yılda bir oyunu veriyor, bununla da İslam gelsin istiyor.

70 yıldır, 90 yıldır bekliyorsunuz! Bir oy vermeyle bu kadar olur ancak. 4 yılda bir oy verince görevinizi yerine getirdiğinizi mi zannediyorsunuz? Mücadeleye katıldığınızı mı sanıyorsunuz? Her gün mücadele etmek zorundasınız. Bunu yapmıyor, ondan sonra 4 yılda bir oy vermekle ümmetin kurtulacağını zannediyorsunuz. Hangi haram kaldırıldı, bir tanesini söyleyin. Bakın ben onları kınamıyorum, samimiyetlerine de inanıyorum. Başbakan’ın bugüne kadar gelmiş başbakanlar içerisinde İslam açısından en samimi kişi olduğuna inanıyorum. Ama mesele o değil, şahıslarla işim yok. Benim baktığım nokta prensipler açısından, Kur’an ve Sünnet açısından. Türkiye’de hükümetlerin rolü hamallıktır. Sen bu fabrikanın müdürüsün, patronu da biziz diyorlar. Derin devlet denilen, perde arkasında patronlar var. Hükümet patron değil, müdür.

Türkiye’de bir oyun oynanıyor. Bütün toplumu sistemin içine alabilmek için partiler kurduruluyor. Bazen solcusu, bazen sağcısı, bazen müslümanı iktidara getiriliyor. Herkes birkaç yıl böyle rahatlatılıyor ama bir şey değişmiyor. 60 yıldır bu kadar hükümet geldi geçti ne değişti? Hangi haram kalktı? Biz her seferinde İslam adına ‘inşallah bu hükümet daha iyi olacak’ diye ümit ediyoruz. Ama maalesef bir şey değişmiyor. Meseleye bir yönden bakmayalım. Birçok açıdan bakalım. Hepsinden önemlisi akıl yürütmeden evvel Kur’an ve Sünnet’e teslimiyeti öğrenelim. Teslimiyeti öğrenirsek Allah bize yardım edecektir. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem tek başınaydı dünya devleti kurdu.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Hocaefendinin Diğer Yazıları
  • Mazlum Ümmetin Sultanları | Sayı 75

    •Suudi Arabistan, Orta Doğu’nun en büyük ekonomisine sahiptir ve en zengin Arap ülkesidir.…
  • Şahsiyet Nedir? | Sayı 75

    Şahsiyet yani kişilik kavramını bir tek tanım ile ortaya koymak pek mümkün değildir. Çünkü…
  • Ey Rabbim! | Sayı 75

    Âlimlerimize sorumluluk, avamımıza ilim, müminlerimize aydınlık, Aydınlarımıza iman, tutu…
  • Furkan’a Zulüm Devam Ediyor | Sayı 73

    Furkan Hareketi mensupları olarak bizlere yapılan zulüm ve haksızlık (konferans vb. etkinl…
  • Sokak Röportajları | Sayı 72

    YA RABBİ! İmanı güçlü, Peygamberini hakkıyla tanıyan ve O’nu sevmenin gereğini bilip yerin…
  • İslam Medeniyeti Yolunda, Durmak Yok, Yola Devam! | Sayı 72

    Furkan Vakfı, Mart ayında da Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirdiği zengin programl…
Kategoriden Daha Fazla: Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Muhterem Alparslan KUYTUL Hocaefendi’den Gündeme Dair Analizler | Sayı 73

Alparslan Kuytul Hocaefendi son günlerde Türkiye’de Müslüman camia arasında çok konuşulan …