Anasayfa Bölümler Bilim ve Tefekkür Sanatkarın Muhteşem Eseri: GÖZ (Sayı 1)

Sanatkarın Muhteşem Eseri: GÖZ (Sayı 1)

11 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Sizlere bu yazımızda görenleri, inceleyenleri hayrete düşüren, her zerresi mucizelerle dolu çağlar üstü donanımlara sahip olan ve kendisini yaratana hayran bıraktıran muhteşem bir eserden bahsedeceğiz.

Aslında siz de onu tanıyınca onu yapanın ilmine hayran kalacaksınız; çünkü o, hem çok basit hem de karmakarışık. Onun yapı malzemesi Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “karmaşık olan bir damla su”1 dur.

Yani basit bir su damlası ve sonrası inanması zor ama gerçek ve karmakarışık harika bir eser.

Akıllara durgunluk veren ise onu yaparken laboratuarlar kullanılmaması ve yüzlerce bilim adamının çalışmamasıdır. Onu yapan öyle bir ilme sahipti ki, on binlerce yıl önce bırakın laboratuvarı, lügatte laboratuvar diye bir kelime yokken ve kendisi kimseden yardım almadan, tek başına sadece “Ol!” dedi, o da hemen oluverdi. Bu nasıl bir ilimdi, tamamen anlamak mümkün değildi; ama anlayanlar için “işte ben buyum, sen ise hiçsin” diyordu sınırsız ilmiyle eserin sahibi Allah (c.c.).

İşte bahsedilen bu muhteşem eser sizsiniz. Bu yazıyı okuyan sen, gözünle takip edip beynine nakşeden, düşünen, sonra tahlil edip anlayan, diliyle anlatan ve onlarca işi aynı anda yapan sen. Evet, ey insan! Seni anlamak çözmek ve bilimin işin içinden çıkamadığı gözlerindeki ilmi anlatmak için bu sayfayı yeterli görmemiz vücudumuzun her zerresine haksızlık olur.

Size her milimetresi ayrı bir mucize taşıyan insanın gözbebeği diyebileceğimiz gözlerden bahsedeğiz. Göz merceği ile odaklaştırılan görüntü sinir tabakasını uyarır. Bu görüntü göz siniri yoluyla beynimizin arka kısımlarındaki görme merkezine ulaştırılır. Beyin bu görüntüleri yorumladıktan sonra, biz cisimleri araba, insan, çiçek vb. diye algılayabiliriz. Baktığında tam bakar göz. Hangi cisimdir, rengi nedir, şekli ne, ne kadar uzakta; her şeyiyle kopyalar ve bir et parçası olan sinirler aracılığıyla bir et parçası olan beyne postalar. Göz, içinde hücrelerin bulunduğu içi sıvıyla dolu bir et parçasıdır; ama Rabbimizin ilmiyle öylesine mükemmel bir kamera olmuştur ki 21. yüzyılın kameraları taklitten öteye geçememiştir onun yanında.

Göz kapakları

Göz kapakları gözün koruyucu sistemidir. Dakikada ortalama 10-12 kez göz kırpılır. Kırpma, gözyaşını göz yüzeyinde dağıtır ve gözün kurumasını önler. Açılıp kapanması ile tozlu ortamdan ve mikroplardan kirlenen göz camı temizlenir. Göz kapağı kötü bir ev hanımı gibi değildir. O evini dakikada 10-12 defa süpürür, açılıp kapanarak göz camını nemli tutar, çok titizdir; bir tehlike anında hemencecik kapatır dünyaya açılan penceresini, saklar inci gözlerini.

Kirpikler

Kirpikler göze toz, ter, vb kaçmasını önler. Ayrıca gölge etkisi yaparak, gözü güneşin zararlı ışınlarından korur.

Gözyaşı Bezi

Gözün üst kapağının altında yerleşmiştir, gözyaşı salgılar.

Gözyaşı, göz yüzeyini ıslattıktan sonra göz kapaklarının iç kısımlarındaki kanallardan burna doğru akar. Ağlayınca burnumuzun akmasının nedeni de budur. Göz camını temizleyen kirli su, bu kanaldan akar.

Kornea

Kornea, gözün renkli kısmının üstündeki şeffaf tabakadır. Bu, saat camı gibi duran tabakaya kornea denir. Kornea dışarıdan gelen ışınları bir miktar kırarak merceğin üzerine odaklar. Kornea saydamlığını kaybedince görüntü bulanıklaşır. Kornea, sinir yönünden çok zengindir; bu yüzden gözümüze toz dahi kaçsa, aşırı batma, yanma, ağrı şeklinde hissederiz. Bu his, Rabbimizin gözü koruma sistemlerinden sadece birisidir.

İris

Gözümüzün önündeki renkli tabakaya iris denir. Kimisinde yeşildir, kimisinde ela, rengârenktir. Yüzümüzü süsler, bakıp düşünenlerin ise ruhunu imanını besler. İris, korneanın arkasında yer alır. Kornea, şeffaf olduğundan gerideki irisin rengi seçilir. Görevi fotoğraf makinesindeki gibi ışıkta daralmak, karanlıkta genişlemektir.

Göz bebeği (pupilla)

Göz bebeği, irisin ortasındaki deliktir. Işık, göze şeffaf korneadan geçtikten sonra, göz bebeğinden girer. Göz bebeği, gündüz ve ışıklı ortamlarda daha küçüktür, karanlıkta ise genişler. O olmasa güneşe, ışığa, TV’ye, bilgisayara bakamaz, geceleri karanlıkta yol alamazdık.

Görme siniri (optik sinir)

Beyne giden göz siniridir. Optik Sinir tabakasında 130 milyon çubuk, 7 milyon koni vardır. Bu hücrelerin bir kısmı siyah – beyaz, bir kısmı da mavi, kırmızı, yeşil görmemizi sağlar. İki gözümüzle baktığımızda kaşımızdaki görüntüyü 275 milyon nokta olarak görürüz. Bu görüntü netliği, en iyi çözünürlüklü bilgisayar veya TV ekranından 500 kat daha nettir. Sinir tabakasında oluşan elektriksel uyarılar, göz siniri ile beyne iletilir. 3-4 mm kalınlığındaki göz sinirinin içinde bir milyon sinir lifi vardır. Bunların arasında kısa devre olmaması için de, her birinin üzeri miyelin tabakası ile kaplıdır. Gözün iç ve dış kısmında oluşan görüntüler üst üste gelir. Bu sayede bizler iki gözümüzle üç boyutlu görebilmekteyiz. Allah (c.c.) bizleri daha nice mucizelerle donatmıştır ki inşallah ilerleyen sayılarda bu muhteşem eseri yani kendimizi tanımaya devam edeceğiz. Kendini tanıyıp RABBİNE boyun eğen öncüler olmak dileğiyle.

Yukarıda anlatılanlar, Rabbimizin gözlerdeki yarattığı mucizelerin sadece bir kısmıdır. Tefekkür etmek ve gözleri yaratıcısının yolunda kullanmak dileği ile Allah’a emanet olunuz. l

1 – (İnsan-2)

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Hikmet Bozyel
Kategoriden Daha Fazla: Bilim ve Tefekkür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Somon Balıkları | Sayı 66

Yeryüzünü ve gökyüzünü harikulade sanat eserleriyle süsleyen Allah Celle Celaluhu, Kur’an-…