Anasayfa Bölümler Şiir SAKARYA (Sayı 42)

SAKARYA (Sayı 42)

5 dakika ortalama okuma süresi
0
0

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka! Yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kaf Dağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, sâf çocuğu, masum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol O’nun, varlık O’nun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!
Necip Fazıl KISAKÜREK

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
  • EY ÖZGÜRLÜK! | Sayı 86

    Ey özgürlük! Sana muhtacım. Sensiz yaşam zordur. Sensiz ben de yokum, yani o var olan b…
  • Aslan Oğlun Aslan Anasına | Sayı 85

    Aylardır haksız yere ‘Aslan oğlundan’ uzak bırakılan BESİME ANA (Alparslan KUYTUL Hocaefen…
  • Zindandan Mehmed’e Mektup | Sayı 83

    Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de geri adam, boyn…
  • Yıkılmadık Biz | Sayı 82

    Bu davanın yolu dikenli taşlı, Dava erlerinin eğilmez başı Dönmedik yolumuzdan, yılmadık b…
  • Zulmü Alkışlayamam | Sayı 81

    Alparslan KUYTUL Hocaefendi İftiralar yoluyla kendisini susturmaya çalışanlara, Mehmet Aki…
  • Yalancı Dünyaya Konup Göçenler | Sayı 79

    Yalancı dünyaya konup göçenler Ne söylerler ne bir haber verirler Üzerinde türlü otlar b…
Kategoriden Daha Fazla: Şiir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

الأدلةُ على أنّ القرآنَ كلامُ اللهِ | Sayı 86

الحمدُ للهِ المرسلِ لكتابِه المليءِ بالمعجزات ، الدالِ على طريقِ الهدايةِ ، المقويِّ لإيما…