Anasayfa Bölümler Alıntı Yazılar Ramazan Risalesi (Sayı 39)

Ramazan Risalesi (Sayı 39)

12 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Birinci Nükte:

Cenabı-ı Hakk’ın rububiyeti noktasında orucun hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki;

Cenabı-ı Hak zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde yarattığı ve bütün enva-ı nimeti o sofrada umulmadık yerlerden bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemal-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar gaflet perdesi altında ve sebepler dairesinde o vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyor. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî’nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın “buyurunuz!” emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârane göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar?

İkinci Nükte:

Ramazan-ı Şerif’teki oruç, hakikî ve halis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Hâlbuki iftar vaktinde o kuru ekmek, bir müminin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlahiye olduğuna kuvve-i zaikası şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerif’te o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü manevîye mazhar olur. Hem gündüzdeki yemekten memnuiyeti (yasaklanması) cihetiyle; “O nimetler benim mülküm değil. Ben bunların tenavülünde hür değilim; demek başkasının malıdır ve in’amıdır. O’nun emrini bekliyorum” diye nimeti nimet bilir; bir şükr-ü manevî eder. İşte bu suretle oruç, çok cihetlerle hakikî vazife-i insaniye olan şükrün anahtarı hükmüne geçer.

Üçüncü Nükte:

 Ramazan-ı Şerif’teki oruç, nefsin terbiyesine baktığı cihetindeki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki;  nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telakki eder. Hatta mevhum bir rububiyet ve keyfemayeşa (başıboş) hareketi, fıtrî olarak arzu eder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Hususan dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise; bütün bütün gasıbane, hırsızcasına nimet-i İlahiyeyi hayvan gibi yutar.

İşte Ramazan-ı Şerif’te en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mâlik değil, memluktur; hür değil, abd(kul)dir. Emir olunmazsa en âdi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.

Dördüncü Nükte:

Ramazan-ı Şerif’in orucu, nefsin ahlâkını düzeltmesine ve serkeşane muamelelerinden vazgeçmesi cihetine baktığı noktasındaki çok hikmetlerinden birisi şudur ki; nefs-i insaniye gafletle kendini unutuyor. Mahiyetindeki hadsiz aczi, nihayetsiz fakrı, gayet derecedeki kusurunu göremez ve görmek istemez. Hem ne kadar zaîf ve zevale maruz ve musibetlere hedef bulunduğunu ve çabuk bozulur dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmez. Âdeta çelikten bir vücudu var gibi, ölümsüzcesine kendini ebedî tahayyül eder gibi dünyaya saldırır. Şedid bir hırs ve tama’ ile ve şiddetli alâka ve muhabbet ile dünyaya atılır. Her lezzetli ve menfaatli şeylere bağlanır. Hem kendini kemal-i şefkatle terbiye eden Hâlıkını unutur. Hem netice-i hayatını ve hayat-ı uhreviyesini düşünmez; kötü ahlâk içinde yuvarlanır.

İşte Ramazan-ı Şerif’teki oruç; en gafillere ve mütemerridlere (direnenlere), zaafını, aczini ve fakrını hissettiriyor. Açlık vasıtasıyla midesini düşünüyor. Midesindeki ihtiyacını anlar. Zaîf vücudu, ne derece çürük olduğunu hatırlıyor. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu anlıyor. Nefsin firavunluğunu bırakıp, kemal-i acz ve fakr ile dergâh-ı İlahiyeye ilticaya bir arzu hisseder ve bir şükr-ü manevî eliyle rahmet kapısını çalmağa hazırlanır. Eğer gaflet kalbini bozmamış ise…

Beşinci Nükte:

 Ramazan-ı Şerif âdeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir sergi, bir pazardır. Ve uhrevî hâsılat için gayet verimli bir zemindir. Evet, Ramazan-ı Şerif; bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi kazandırır.

Evet, bir tek Ramazan kişiye, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, nass-ı Kur’an ile bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra bir hüccet-i kat’i delildir. Elbette o Ramazan, mahsus bir Bayram-ı İlahîdir. Madem Ramazan,  bayramdır; elbette bir derece, süflî ve hayvanî meşguliyetlerden insanları çekmek için oruç emredilecek. Ve o orucun en güzeli ise mide gibi bütün duyguları; gözü, kulağı, kalbi, hayalî, fikrî gibi insanî azalar dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Meselâ; dilini yalandan, gıybetten ve galiz tabirlerden ayırmakla ona oruç tutturmak. Ve o lisanı, tilavet-i Kur’an ve zikir ve tesbih ve salâvat ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmek… Meselâ; gözünü na-mahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeğe sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır. Zaten mide en büyük bir fabrika olduğu için, oruç ile ona tatil ettirilse, başka küçük tezgâhlar kolayca ona ittiba ettirilebilir.

Altıncı Nükte:

Ramazan-ı Şerif’in orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Nefis Rabbini tanımak istemiyor, Firavunane kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damar kırılır. İşte Ramazan-ı Şerif’teki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir. *

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Alıntı Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi İle ‘Cumhurbaşkanı’nın Coca-Cola Fabrikası Açılışı Yapması’ Hakkında Röportaj

Kıymetli Furkan Nesli okurları! “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Coca-Cola fabrikasının açılışını…