Anasayfa Bölümler Sayılar Biz Medeniyetimize Dönüyoruz! (Sayı 13) Pusulası Kur’an Ve Sünnet Olan Gençlik (Sayı 14)

Pusulası Kur’an Ve Sünnet Olan Gençlik (Sayı 14)

18 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Gençlik bir hazinedir çünkü insan hayatının en kıymetli zaman dilimi gençlik yıllarıdır. Kış hükmünde olan ihtiyarlık gelmeden, bahar gibi olan gençlik iyi değerlendirilmeli ve İhtiyarlığın bir daha baharı gelmeyecek bir kış olduğu bilinmelidir. Ve şu kesin bir hakikattir ki; hesap günü insana sorulmadıkça bir yere ayrılmayacağı beş şeyden biri de, “gençliğini nerede ve nasıl geçirdiğidir.”1

Gençlik; büluğ çağıyla başlayan, yirmili yaşların ortalarına kadar devam eden, çocukluktan erişkinliğe köprü olan bir dönemin adıdır. Heves ve heyecanın zirveye ulaştığı bu döneme ‘delikanlılık’ da denir. Gençlik insanın bir daha elde edemeyeceği bir fırsattır. Öyle ki çoğu kez elden çıkmadan değeri anlaşılamaz. Hz Ali(r.a): “İki şey elden çıkmadan değerini anlamak zordur: Biri sağlık, diğeri gençliktir”der. Gençlik; bir kimlik arayışı, belirsizlik ve şekillenme dönemidir. Bu sebeple gençte, isyankârlık, muhalefet, kuruntu, alınganlık, tepkisellik ve benzeri davranışlar görülür. Gençler bu dönemlerinde kırılgan bir yapıya sahiptir ve kendilerini topluma ispatlama çabasındadırlar. Daha çok hisleri ile hareket ettiklerinden mantıklı düşünemez ve geleceği göremezler. Bazen de esiri oldukları geçici zevkler geleceklerini karartır.

Özellikle günümüz batı toplumu ve onu taklit eden toplumlarda olduğu gibi, gençlik kontrolsüz gelişi güzel geçirilen veya yaşlılık dönemi için yatırım yapma yarışına girildiği bir dönem değildir. Ve genç de, Unesco’nun tarifinde olduğu gibi sadece ‘kas gücü olan bir insan’ değildir.

Dinamizm, heyecan, coşku, aksiyon, açık sözlülük, cesaret gibi özelliklere sahip olan genç; bu özelliklerini hayırlı yerde kullanabileceği gibi, yanlış mecralarda da kullanmaya eğilimlidir. İnsanın yapısında hayra ve şerre yönelme istidadı bir arada bulunur. Hangisine ağırlık verilirse o galip gelir. Hayırdan bihaber yetişen gençliğin durağı elbette şer olacaktır.

Gençler; enerjisini, muhalif yapısını, idealist oluşunu, cesaretini ve kendisine özgü tüm vasıflarını doğru bir tarafa kanalize etmez ise muhakkak bir tarafa yönlendirilerek kullanılacaktır. Günümüzde bunun misalleri çok fazla görülmektedir. Batı düşüncesi içerisinde birbirine alternatif olarak ortaya çıkan sosyalizm ve kapitalizmin sloganlarında gencin hedef seçilmesi buna en canlı örnektir. Sosyalizmde “devrim gençliği” söylemi yer alırken, kapitalizmde “genç girişimciler”söylemi yer almaktadır. Tarih boyunca birçok politik, ekonomik ve sosyal hareketler gençlerin direnişi ile gerçekleşmiştir. Genç, toplumun genelini etki altına alacak bir güce sahiptir. Ve gençler inandıkları bir davadan kolay kolay vazgeçmeyecek bir dava adamıdırlar. Tarih, sağlam bir eğitimden geçirilmiş genç nesillerin, toplumların istikbalinde büyük değişimlere yol açtıklarına şahittir. Huzur ve saadete ulaşan toplumların temelinde sağlam karakterli ve sağlam bir eğitimden geçmiş gençlerin olduğu, huzursuz ve her türlü kötülüğün yaygınlaştığı toplumlarda ise, kişiliksiz ve iyi yetiştirilmemiş gençlerin olduğu görülecektir.

Batı medeniyetinin her türlü ahlâksızlık, kötülük ve zulmünü arttırdığı şu karanlık çağda, İslam medeniyetine duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmakta ve İslam medeniyetinin tekrardan inşası için ümmetin her bireyinin kendini mesul hissetmesi gerekmektedir. Nübüvvetle ilk kez ortaya çıkan İslam medeniyetinin kurucularının büyük çoğunluğunun gençlerden oluşması gibi, bugün de İslam medeniyetinin tekrardan doğmasına öncülük yapanlar gençler olmalıdır. Çünkü İslam toplumlarında batı medeniyetinin meydana getirdiği zararlardan en fazla etkilenenler gençlerdir. Bu sebeple gençlerimiz sorgulama ve muhalefet etme özelliklerini bu doğrultuda kullanmalı, batı medeniyetini sorgulamalı ve tek alternatif olan İslam medeniyetinin şaşmaz pusulasına (Kur’an ve sünnet) sarılmalıdır. İnsan ürünü olan pusulaların hep yanılttığının ve birkaç asır geçse bile zor silinecek köklü zararlara uğrattığının farkına varmalıdır. Kendi bilgi ve tecrübe yetmezliği sebebiyle başkalarına ihtiyaç duyan gençler, medyanın popüler yaptığı kimseleri değil, kendisini hakka ulaştıracağına inandığı şahsiyetleri model almalıdır. Ve günümüzde gençliğimizin en çok ihtiyaç duyduğu fakat en çok yanıldığı nokta budur, yani taklit edeceği bir modeli seçmek… Oysa pusulası Kur’an ve sünnet olan gençler, her hususta olduğu gibi bu hususta da hakkı bâtıldan, faydalıyı zararlıdan ayırarak, kendilerine Kur’an ve sünnetin tavsiye ettiği modelleri seçmişlerdir. Onların modelleri peygamberler, sahabiler, âlimler ve dava adamları olmuştur. İşte Hz. İbrahim o modellerden biridir. Şirke karşı ve her türlü kötülüğe karşı tek başına giriştiği mücadelesi Kur’an’da birçok yerde zikredilmiştir. Bir defasında kavmine karşı şöyle haykırmıştı: “Yuh size ve Allah’ı bırakıp taptığınız putlara! Siz hiç akıllanmayacak mısınız.”2 O modellerden bir diğeri ise takvası ve (şehvet imtihanına) sabrı sebebiyle büyük nimetlere erdirilmiş Hz. Yusuf’tur. Yine modellerinden bir diğeri ise Hz Meryem’dir. İffetliliği sebebiyle seçilmiş dört kadın arasında yer almıştır. Kur’an’ın model gösterdiği bu insanlar aynı zamanda birer gençtirler. Pusulası Kur’an ve sünnet olan gençliğin modelleri arasında sevgili Peygamberimizin eğitiminden geçmiş genç ashap da yer almaktadır. İşte onlardan bazıları; yirmi beş yaşlarında iken Habeşistan’a hicret etmiş Cafer b. Ebi Talib. İslam’ı tebliğ etmek için Habeş hükümdarı, Hıristiyan din adamları ve saray erkânının huzurunda yaptığı hikmetli konuşması tarihe geçmiştir. İslam medeniyetinin ilk öğretmeni, yirmi beş yaşlarındaki Musab b. Umeyr. Birinci akabe beyatından sonra İslam’ı öğretmesi için peygamber tarafından seçilerek Medine’ye gönderilmiş ve onun yaptığı tebliğ faaliyeti sonrasında neredeyse İslam’ı kabullenmeyen bir tek Medineli kalmamıştı. Yine peygamberin tavsiyesi üzerine İbranice ve Süryanice öğrenen Zeyd b. Sabit. Peygamberimizin devlet krallarına gönderdiği mektupları yazıyor ve tercüme ediyordu. Aynı zamanda vahiy kâtipleri arasında yer almıştı. Ve Hz. Peygamber vefat ettiğinde daha yirmi bir yaşındaydı. Yakın tarihimizde ve günümüzde de bu gibi örnek gençlerin olduğu bir gerçektir. Ancak model gençler günümüzde yok denilecek kadar azdır.

Ey çağımın genci olan müslüman kardeşim! Sen kendisine ümidimizi bağladığımız öncü nesilsin. Ve senin vasıfların Kur’an’da zikredilmiş, Peygamberin genç ashabında modellenmiştir. Tüm İslam coğrafyası, bu vasıflarını yüklenerek gençlik potansiyelini, İslam medeniyetinin yeniden tarih sahnesine çıkması için kullanacağın zamanı bekler! Senin vasıfların Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin kaleminde şu şekilde sloganlaşmıştır: “Öncü nesil; maneviyatsız radikal bir nesil değil Rabbani bir nesildir. Kâinat kitabını okuyarak tefekkür eder ve Allah’ı tanır, tanıdığı için sever, sevdiği için O’nun yolunda mücadele verir. İman, ibadet, ahlâk adamıdır. İmanın lezzetini almış ve yalnız fikirlerini değil hayatını değiştirmiş bir nesildir. Bakanlara ‘bu ahlâkı nereden almış?’dedirtir. Öncü nesil; batılla uzlaşmaz, imanda pazarlık yapmaz, davadan vazgeçmesi için yapılan hiçbir teklifi kabul etmez. Çünkü onlar iman ettikleri kitap gibi Furkan’dırlar. Görevleri hak ile bâtılı ayırmak, her meselede hakkı ve bâtılı ortaya çıkarmaktır. Bâtılla uzlaşırlarsa, Furkan olma görevini yerine getirmeleri mümkün olmayacaktır. Öncü nesil; disiplinli bir nesildir. Dağdan akan su gibi değil, barajdaki su gibidir. Kontrolsüz değil, kontrollüdür, potansiyel enerjiye sahiptir, hizmet üretir. Açıkça haram emrolunmadıkça davasının büyüklerine itaat eder, görevini aksatmaz ve geciktirmez. Tavizsiz olurken de, müsamahakâr olurken de Peygamberini örnek alır. Allah Rasulü’nden daha sert de olmaz daha yumuşak da…”

“Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasulü’nün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.”3

“Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik… Zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurunda bir gençlik!” diyerek bu gençliği arayan kıymetli şairlerimizden Necip Fazıl’ın sözleri ile yazıma son vermek istiyorum;

“Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla, ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp, bir ömür Allah’a hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevi babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını da gediğine koymandır.

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes!

Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!

Allah’ın selamı üzerinize olsun!”

1-Tirmizi, Kıyamet- 1

2-Enbiya, 67

3-Hucurat, 1

Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
  • İki Kuşak Sahibi Hz. Esma (Sayı 14)

    “Oğlum izzetinle yaşa ve şerefinle öl!” (Hz. Esma) Öncüler; kalplerini Allah ve Rasulü’nün…
  • Dindar Bir Nesil Nasıl Yetişir? (Sayı 14)

    Yaşadığımız asırda doğusuyla-batısıyla tüm dünyayı etkileyen en ciddi sorunlardan biri “ne…
  • Gençlerle Söyleşi (Sayı 14)

    Muhterem Hocam; öncelikle dinin hiçe sayıldığı, gençliğin uçuruma sürüklendiği bir dönemde…
  • 28 Şubat: Toplum Mühendisliği (Sayı 13)

    28 Şubat sürecinde Genelkurmay Genel Sekreteri olan Erol Özkasnak 28 Şubat 1997 müdahalesi…
  • NEREDESİN EY ŞAHSİYET? (Sayı 13)

    Sezar, bir kır gezintisi sırasında gökteki buluta bakarak söylenir: “Şu bulutu görüyor mus…
  • Değer Vermek (Sayı 13)

    Şöyle bir söz vardır. Gözüne kibriti veya bir çöpü çok yaklaştırırsan, ormanı göremezsin. …
Kategoriden Daha Fazla: Biz Medeniyetimize Dönüyoruz! (Sayı 13)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…