Anasayfa Bölümler Maneviyat Köşesi NEFSİN MERTEBELERİ-4 NEFSİ MUTMAİNNE (Sayı 20)

NEFSİN MERTEBELERİ-4 NEFSİ MUTMAİNNE (Sayı 20)

11 dakika ortalama okuma süresi
0
0

‘Ey huzura eren nefs’ hitabıyla Kur’an’da zikredilen bu nefs; Hakkın emirlerine layıkıyla uyup, men ettiklerinden titizlikle sakınarak manevî hastalıklardan kurtulan, hakikî ve kuvvetli bir iman ile huzur, sükûn ve itminana kavuşmuş nefistir.

Nefsi Mutmaine sahibi; imanın mahalli olan kalbinin manevi odacıklarını şirkten, şüpheden, Nefs-i Emmare’nin aldatıcı arzularından ve mecazî aşklardan arındırarak kalbine hakikî imanı yerleştirmek için Hz. İbrahim misali “Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster”1 dercesine iman hakikatlerinin delillerini öğrenmeye gayret eder. Hakikî imana ulaştığında ise nefsi itaat altına girmiş ve dinî mükellefiyetleri hem zahiren hem bâtınen tereddütsüz kabul etmiş ve bunları en güzel şekilleriyle ifaya başlamıştır. Bütün dünya bir olup inandığının zıddını iddia etse dahi, inancında en ufak bir tereddüt duymadığı gibi, inancı uğruna hiçbir çile ve mücadeleden korku da duymaz. Hani Firavun kendisine değil, Allah’a kul olmayı tercih eden sihirbazları tehdit ederek: “Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım”2 dediğinde itminana ulaşan sihirbazlar: “Zararı yok, biz zaten Rabbimize döneceğiz”3 diyerek hiçbir korku ve endişeye kapılmadan kararı sekinetle karşılamışlardı.

Hareketinde tavizsiz olduğu gibi hizmet hayatı ve şahsi hayatında da tavizsiz bir yaşamı benimsemiş olan Nefs-i Mutmainne sahipleri; gaflet perdelerini bir bir kaldırmış, hayatlarının her safhasında Allah Azze ve Celle’nin gözetiminde olduklarının farkına varmışlardır. Dünyanın İslam dışı lezzetlerinden mahrum kalsalar da haramlara karşı en ufak bir istekleri kalmadığından, hak dini takip ederek her türlü pislikten korunmuşlar ve Allah’a olan sevgileri, nefse zor gelen takvayı onlara kolaylaştırmıştır. Oysa Allah Azze ve Celle’yi sevmeyenlerin takvaya ulaşmaları mümkün değildir. Allah’tan hakkıyla korkmayanlar ise bir mertebe daha yükselerek Nefs-i Mutmainne makamına ulaşamazlar. Bu sebeple bu makamın sahiplerinin Allah’a olan sevgileri “İman edenlerin Allah’a sevgileri çok şiddetlidir”4 ilahî buyruğunda ifade edildiği gibi yüreklerine sığmayarak onları harekete geçirir. Çünkü Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin de ifade ettiği üzere: ‘Aşk bir muharriktir.’ Sahabe nesline işkenceyi lezzete dönüştüren, insanı toprağa bağlayan her şeyi geride bırakarak vatanını terk ettiren, cihada giderken bir daha eve dönmeyi ar saydıran Allah’a ve Rasulüne duydukları aşklarıydı.

İtminana eren bu kullarda mesuliyet duygusu yüksek bir hassasiyete kavuşmuş ve bu sebepten fert olarak, aile olarak veya cemaat olarak İslam’ı yaşıyor olmaları onları tatmin etmeye yetmemiştir. Bu sebepten bir ümmet olarak İslam yaşanıncaya ve İslam toprakları istiladan kurtuluncaya ve Müslümanlar düşmüş oldukları zilletten kurtuluncaya kadar mücadeleden asla geri durmazlar. Bir Müslüman ümmetin halini ne kadar düşünüyorsa o kadar itminana ulaşmış demektir. Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyubi itminana ulaşmış bir komutandı. Henüz Kudüs Haçlıların istilasından kurtulmamışken kendisine: “Eskiden olduğu gibi neden gülmüyorsun?” diye soranlara: “Kudüs Haçlıların ayakları altında inlerken ben nasıl gülebilirim” cevabıyla sorumsuz ve tembel olan İslam nesline büyük bir ders vermiştir. Allah Azze ve Celle daima zaferi itminana ulaşmış kullarına nasip eder. Bugün Kudüs Yahudi alçaklarının kirli ayakları ile çiğnedikleri bir yerken, itminana ulaşmış nesiller nerede?

“Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”5 Ne dünyevî bir makam ne bir mal ne de dünyevî bir başka şey onlara huzur vermez. Onun yanında altın ile toprak müsavidir. Bir gün Harise Radıyallahu Anh, Efendimize gelerek: “Ya Rasulallah! Vücudumu yokluk toprağına gömdüm, dünyanın altını ile toprağı bir oldu” buyurmuştur. Böyle bir kimse için dünya malını kazanması ile kaybetmesi müsavidir. Buna en güzel örnek Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Âzam Ebu Hanife’dir. Bir gün İmam-ı Âzam Ebu Hanife talebelerine ders verdiği bir sırada bir adam mescidin kapısından seslenir: “İmam Efendi geminiz battı!” (İmamın ticari mallarını taşıyan gemileri vardı.)İmam-ı Âzam bir anlık tereddütten sonra: “Elhamdülillah” der. Bir müddet sonra aynı adam yeniden gelip haber verir: “Efendim bir yanlışlık oldu batan gemi sizin gemi değilmiş.” İmam bu yeni habere de: “Elhamdülillah” diyerek cevap verince haber getiren kişi hayrete düşer: “Muhterem, gemin battı diye haber getirdik ‘Elhamdülillah’ dedin. Batan geminin senin olmadığını söyledim yine ‘Elhamdülillah’ dedin. Bu nasıl hamdetme böyle?” diye şaşkınlığını ifade ettiğinde İmam-ı Âzam izah eder: “Sen gemin battı diye haber getirdiğinde kalbimi yokladım. Dünya malının elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah Azze ve Celle’ye hamdettim. Batan geminin benim olmadığının haberini getirdiğinde de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliği bana bağışladığı için de Allah’a şükrettim” der.

Bu makamın sahipleri Allah’a icabet etmiş veli kullardır. Allah’a icabet etmeyenler de mutlaka kendi gibi kullara icabet etmişlerdir. Ve ihanete uğramaya mahkûm olmuşlardır. Allah’a icabet edenler ise hiçbir zaman ihanete uğramayan huzurlu kullardır. Çünkü Allah ihtiyaçsızdır ve ihtiyaçları giderendir. Onlar “Allah bize yeter O ne güzel vekildir”6 diyenler ve “Ey itminana ermiş nefs! Sen Rabbinden, Rabbin de senden razı olarak cennetime gir!”7 hitab-ı ilahiyyeye nail olmuş ve kurtuluşa ermiş kullardır.

1-Bakara 260

2-Şuara 49

3-Şuara 50

4-Bakara 165

5-Rad 28

6-Al-i İmran 173

7-Fecr 27-30

Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
Kategoriden Daha Fazla: Maneviyat Köşesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…