Anasayfa Bölümler Maneviyat Köşesi NEFSİN MERTEBELERİ-3 (Sayı 19)

NEFSİN MERTEBELERİ-3 (Sayı 19)

11 dakika ortalama okuma süresi
0
0

NEFS-İ MÜLHİME

Nefs-i Mülhime: Kalbe ve gönle ilham olunan nefistir. Ayette: “Sonra da ona, iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki!”1 buyrulmuştur.

Birçok efendisi olan köle mi yoksa bir tek efendisi olan köle mi daha özgürdür sloganıyla bir tek efendinin buyruğu altına girmiş olan nefs-i mülhime; dünyanın cazibesine ve bitmeyen nefsî arzularına rağmen yönünü Rabbine, sırtını dünyaya dönerek özgürlüğe doğru koşmaktadır. Birçok insan nur-u ilahiden kaçarak gölgesi üzere giden kişi gibi dünya içerisinde kaybolup giderken, nefs-i mülhime ise Rabbinden gelen nura doğru koşar ve dünya arkasından süzülüp gelen gölgesi gibi onu takip eder. Artık onun bütün gayreti daha önceki gibi dünyevî bir mal veya makam yahut da başka bir şey için değil, sadece Rabbinin rızasını ve dostluğunu kazanmak içindir. Hakkın emirlerine eğilen boynu, men ettiklerine karşı kıldan incedir. Rahman’ın rahmetini celbeden bu hali sebebiyle kalbine ve gönlüne ilhamlar yağar. Bununla hakkı hak, batılı batıl olarak görür ve sevaba ilgi, günaha nefret duyar. Bu ise yükselmesi için verilen ilahî bir nimettir. Rabbimiz Teâlâ: “Kim vechini Allah’a teslim ederse, ona ilham olunur” buyurmuştur.

Kıymetli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi: “Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”der ve halkın hatırı için Hakkın hatırının çiğnendiği her çağda, asla hakkın hatırını çiğnetmeyen kişidir. Bu sebepten insanların birçoğu ona itibar etmez, hor ve hakir görür hatta zulmeder. Bütün bunlara rağmen nefs-i mülhime sahibinin en mühim vasfı Allah’tan hakkıyla korkmak, bunun için Kur’anî ilimlerde derinleşmektir. Zahirinde öyle güzel hallere bürünmüştür ki, ona bakan ondan haz duyar. Allah yolunda yahut Allah’ın rızasını celbetmek için cömertçe mal sarf eder. Az ile yetinmeyi şiar edindiği için dünyada bir zahit gibi yaşamaya gayret eder. Kâinatı, Rabbinin sıfatını ve en güzel isimlerini yansıtan bir ayna gibi gördüğü için tefekkür etmekten zevk alır. Allah yolunda başına gelen tüm sıkıntılara Lokman (a.s.)’ın oğluna yaptığı nasihate kulak verircesine sabreder. Lokman (a.s.) oğluna şöyle nasihat etmişti: “İyiliği emret. Kötülüğü nehyet. Başına gelen musibete sabret. Çünkü bunlar muhakkak azmedilmesi gereken işlerdendir.”3Kardeşinden gelen ezaya tahammül gösterir ve bir kusurunu görürse de af yolunu tercih eder.

Ancak kalbinde derin yaralar açmış olan günah ve arzular henüz silinmediği için zahiren felaha ermiş görünse de şiddetli bir hastalıktan yeni kurtulan hasta gibidir. Bir türlü silemediği arzular bir virüs gibidir kalbinde… İnsanî arzu ve emellerden bir türlü vazgeçemez. Bundan dolayıdır ki “Nefsini tezkiye eden kesinlikle kurtulacaktır”4 ayet-i kerimesinde ifade edilen asıl ‘tezkiye-yi nefs’ azaların değil, kalbin tezkiyesidir. Bu sebepten Rasulullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır ki, bu işe yarayışlı olursa bütün beden yarayışlı olur. Bozuk olursa bütün beden bozulur. Haberiniz olsun! O kalptir”5 buyurmuştur. Safra hastalığına müptela olan kimsenin yemeğin lezzetini tatmaktan mahrum olması gibi marazlı bir kalbe sahip olan kimse de iman-ı hakikî zevkini tatmaktan mahrum kalacağı için, nuranî zevke nail olması marazlı kalpten kurtulmasına bağlıdır. Bu sebeple tezkiye-i nefs zarurî olup, kalp müzekka olmadıkça (temizlenmedikçe) nefs-i mülhime sahibinin imanında yakîn halinin gerçekleşmesi güçtür.Oysa gerçek özgürlük; hayatın değişmesi ile, hayatın değişmesi; yakînî iman ile, yakînî imanın kalbe yerleşmesi ise; kalbin arındırılması ile mümkündür.

Görüldüğü gibi kaygan bir zemini andıran bu mertebede fazla durmaması gereken nefs-i mülhime sahibi, Hz.Nuh (a.s.)’ın gemisine binen bir avuç müslüman gibi, kendisini nefs-i mutmainneye taşıyacak olan hak bir cemaate ve kâmil bir mürşide teslim etmelidir. Ancak her dönemde mürşid-i kâmiller çok bulunmayacağı için onların evsafı da iyi bilinmeli ve kitlelerin şeyh diye adlandırdıkları birçok sahte şeyhlere aldanılmamalıdır. Zamanımız tarikat zamanı olmadığı için bugünün kâmil mürşidleri çağına ışık tutan, gününün meselelerini bilen, bir yönüyle âlim, bir yönüyle aydın gerçek âlimlerdir. Onlar öyle kimselerdir ki; kendilerine bakıldığında Allah hatırlanır. Onlar; bütün meseleleri Kur’an ve sünnet penceresinden değerlendirenler, çağdaş sorunlara getirdiği çözümleri de yine Kur’an ve sünnete göre geçmiş müçtehitlerin ictihadlarını da dikkate alarak ortaya koyanlardır. Kur’an’ı yaşamada öncü, peygamberlerin ortak çağrısını yine onların ortaya koydukları metod ile tebliğ etmede örnek şahsiyetlerdir. Esasen geçmişteki tasavvuf âlimleri de böylelerdi.

Her sahada bir tuzak hazırlayan İslam düşmanları bu sahada da ciddi oyunlar oynayarak, kitleleri Kur’an ve sünnetten uzak, heva ve heveslerine yahut çeşitli bid’atlere göre yönlendiren sahte şeyhlere inandırmışlardır. Sahte hocalar veya şeyhlere değil, iman-ı kâmil imamlara bağlanan nefs-i mülhime sahibinin kurtuluşu için gereken bir diğer unsur da nasuhî bir tevbe ile tevbedir ki; böyle bir tevbe kalpten günahın izini siler. “Ey iman edenler! Tevbe-i nasuh ile Allah’a tevbe ediniz. Umulur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örtüp temizler ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlerine yerleştirir.”6

1-Şems, 8

 

3-Lokman, 17

4-Şems, 9

5-Buhari, İman 39

6-Tahrim, 8

Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
Kategoriden Daha Fazla: Maneviyat Köşesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…