Anasayfa Bölümler Sayılar Bu Sene Ziyaretleşme ve Dayanışma Senesi (Sayı 31) Müşfik Eş Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sayı 31

Müşfik Eş Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sayı 31

9 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Allah katında aile reisinin değeri, eşine ve yakınlarına verdiği değerle ölçülür. Bu konuda Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Mü’minlerin iman bakımından en kusursuzu, ahlâkı en güzel olanıdır. Ahlâkı en güzel olanınız da, kadınlarına en güzel davrananınızdır ”1 buyurmuştur.

A) İlgi ve Sevgi

Allah Rasûlü, hanımlarıyla oturur konuşur; hatta bir arkadaş gibi onlarla bazı meselelerin müzakeresini bile yapardı. Peygamber’in, onların düşünce ve fikirlerine katiyen ihtiyacı yoktu; çünkü O, vahiy ile müeyyetti. Ancak O, ümmetine bir şeyler öğretmek istiyordu. O güne kadar olanın aksine, kadın, çok muallâ bir yere oturtulacaktı. Allah Rasûlü bunun pratiğine de yine kendi hanesinden başlıyordu.

Bir eş ve babanın ailesine olan ilgisinin en önemli göstergesi, onlarla birlikte vakit geçirmesidir. Hz. Peygamber buna itina gösterir, ne ibadeti ne arkadaşlarıyla geçirdiği vakti buna mani olmazdı. Ailesi ile birlikte olduğunda onlarla sohbet eder, hal ve hatırlarını sorar, şakalaşır ve eğitmeye çalışırdı.

Rivayetler, Hz. Peygamber’in ailevi sohbeti iki istikamette oluştuğunu göstermektedir: Birincisi, aile fertlerinin her biri ile şahsen teması ve hususi sohbeti; İkincisi, aile fertlerinin tamamının birbiriyle temas ve sohbeti.

İnsan fıtratında var olan eğlenme ve şakalaşma ihtiyacını bilen Rasulullah buna da imkân tanımış ve bizzat eşleriyle şakalaşmıştır. Muhtelif zamanlarda Hz. Âişe Radıyallahu Anha ile koşu yarışması yaptığını bizzat kendisi söyler.

İlgilenme ve değer verme kendisini, muhatabının fikrine saygı duyma ve önerilerini dikkate almada da gösterir.

Ve tabi ki Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu konuda da örnek teşkil eder bugünün insanlarına…

Hz. Peygamber, aile fertlerine ilgi gösterdiğini, kıymet verdiğini ifade eden çeşitli söz ve davranışlarıyla, onları memnun etmiş ve ruhen tatmin etmeye de ehemmiyet vermiştir. Hanımlarına faziletlerini söylemesi, sevdiğini ifade etmesi, bineğine alması, hanımının hayvana binmesinde yardımcı olması2, kendisine yapılan yemek davetine “hanım da olursa”3 kaydıyla icabet etmesi, bir sıkıntıyla kederlenip ağlayanın gözyaşlarını elleriyle silerek teselli etmesi Rasulullah’ın hanımlarını memnun etmeye yönelik örnek davranışlardır.

Hz. Peygamber, ehlinin yakınlarına da iltifat ve alâkayı ihmal etmemiş, vefat eden eşi Hz. Hatice Radıyallahu Anha vefat ettikten sonra dahi onu daima hayırla yad ederek eşi bulunmaz bir vefa örneği göstermiştir. Ahmed İbn Hanbel’in bir rivayeti bu hususu tavzih eder. Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm bir seferinde Hz. Hatice validemiz hakkında; “İnsanlar beni inkâr ederken, o bana inandı; herkes beni tekzip ederken, o beni tasdik etti. Herkes bana malını haram ederken, o malını benim için harcadı. Allah onun vesilesiyle bana çocuk nasip etti, diğer kadınlardan çocuğum olmadı” buyurmuştur.

Rasulullah; “Kadın eğe kemiği gibidir, doğrultmaya kalkarsan, kırarsın. Onu bırakırsan eğri olduğu halde istifade edersin” buyurarak sert, haşin davranışlardan uzak durmakla beraber, ilgi ve alakanın hiçbir şekilde kesilmemesi ve kadının eğitimi hususunda erkeğin bizzat ilgilenmesi gerektiği ikazında bulunmuştur.

Hz. Peygamber, hanımlarının yetişmesine gayret eder, hepsinin beraber olduğu akşam toplantılarında eğitici sohbetler yapardı. Ve Rasulullah’ın refakatinde bilgilenen hanımlar, bilgi ve tecrübelerini diğer kadınlara hatta Hz. Peygamber’in vefatından sonra kadın-erkek herkese aktarmaya gayret ederlerdi.

Kadın, erkekten daha hassas daha ince mizaca sahiptir. Bunun için kadınların hoşa gitmeyen davranışlarına karşı anlayış ve müsamaha esas olmalıdır.

Allah Rasulü, eşlerinin bir sıkıntısı olduğunda onlarla ilgilenir, ağlayan birini gördüğünde teselli eder, elleriyle onun gözyaşlarını siler ve böylece ağlamasını dindirmiş olurdu. Mesela bir gün Safiyye validemizin üzüldüğünü görmüştü. Hanımlarından biri Safiyye validemizin Yahudi asıllı olduğunu hatırlatmış: “Ey Yahudi kızı!” demişti. O, bu durumu Allah Rasûlü’ne aktarmış ve üzüntüsünü dile getirmişti. Efendimiz de onu şöyle teselli etmişti: “Bir daha sana böyle bir şey diyecek olurlarsa, sen de onlara şu cevabı ver: ‘Benim babam Hz. Harun, amcam Hz. Musa, kocam da gördüğünüz gibi Hz. Muhammed Mustafa’dır. Siz bana karşı neyinizle övünüyorsunuz?” 4

Böyle mükemmel bir çözüm kimi sevindirmezdi ki! Zaten öyle de oldu. Safiyye validemiz Allah Rasûlü’nün huzurundan bütün üzüntülerini geride bırakarak, öyle ayrıldı. Bu Makale Said Abdul Azim’den Alıntıdır.

1- Ebu Davud

2- Buhari, Megâzî 38

3- Müslim, Eşribe 139

4- Tirmizî, Menâkıb 63

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Bu Sene Ziyaretleşme ve Dayanışma Senesi (Sayı 31)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Nefislere Nasihat | Sayı 79

Tamahkâr, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artırmak için kendini küçük düş…