Anasayfa Bölümler Hizmet Hatıraları Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Basiret Örneği BİR HATIRA… (Sayı 49)

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Basiret Örneği BİR HATIRA… (Sayı 49)

10 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Dergimizin yazarlarından Semra Kuytul Hocamıza  sorduk: Hocam, 20 yıldır bu cemaatte bulunan biri olarak geçmişte yaşadığınız ve sizi çok etkileyen bir hatıranız varsa bizimle paylaşır mısınız? 

“Bu cemaatte yaşadığımız ve bizi etkileyen birçok anımız var çok şükür. Onlardan birini sizinle paylaşayım. Sene 1999 ya da 2000 diye hatırlıyorum. Muhterem Alparslan Kuytul Hocamızın Arapça derslerine devam ediyorduk. Bir gün, Adana’ya yakın bir köyde oturan ve liseyi Adana’da okuyan bir bayan kardeşimizle tanıştım. O günlerde çok heyecanlı birisiydi. Okul çıkışı sık sık vakfa gelmeye başladı. Bana Peygamber Efendimizi sürekli rüyasında gördüğünden bahsetti. Bu görüşmelerimiz devam ederken bir gün bizi köyüne davet etti ve onun vesilesiyle o köyde bir grup oluşturduk. Ben her hafta düzenli olarak oraya, derse gitmeye başladım. Köy halkının büyük bir çoğunluğu sol görüşe sahipti ve bakışlarından bile bizi sevmedikleri belli oluyordu. Henüz birkaç hafta geçmişti ki; bazı erkekler köyün kahvehanesinde, evine gittiğimiz ailenin akrabalarına duyurarak; “bir daha burada ders yaparlarsa jandarmaya ihbar edip bastıracağız” demişler. Bu haberin benim kulağıma gelmesini istemişler.

Arkadaşlar bana bu haberi getirdiklerinde ben onlara: “Korkmanıza gerek yok! Biz kötü bir şey yapmıyoruz. Gelen ya da soran olursa cevabımız belli; ‘gençler olarak bir araya geldik çay içiyoruz, sohbet ediyoruz’ deriz” dedim. Yine de bu durumdan Hocamızı haberdar etmem gerektiğini düşündüm. Çünkü o günlerde 28 Şubat Darbesi yeni gerçekleşmişti ve böyle konular oldukça hassastı. Gelecek hafta köye derse gitmeden bir gün önce mutad Arapça dersi sonrası durumu Hocamıza anlattım ve “nasıl davranmalıyım” diye sordum. Hocamız bana; köylerin şehirlerden daha özel bölgeler olduğunu, işe jandarmanın karışması durumunda olayın büyüyeceğini anlattı ve “bundan sonra haftanın aynı günü gitme, 10 günde bir git hatta aynı saatte gitme ve her derste; gün, yer ve saat değiştir” dedi. Açıkçası Hocamızın bu cevabına çok şaşırmıştım. Onun bu tedbir anlayışını anlayamamıştım. Çünkü onu her zaman için ‘gözü kara’ ve ‘engel tanımaz biri’ olarak tanıdığımız için bana ‘her ne olursa olsun aynı şekilde devam et’ demesini bekliyordum.

O gece kendi kendime; ‘bu insanların henüz çok yeni olduğunu, her hafta gün ve saat değiştirecek olursak buna alışamayacaklarını’ düşündüm ve birkaç hafta daha aynı gün ve saatte ders yapmaya devam edip, ondan sonra Hocamızın dediği şekle geçmeye karar verdim. Ertesi gün derse gittiğimde o grubun açılmasına vesile olan arkadaş yanıma geldi ve “Hocam, dün gece Peygamberimizi rüyamda gördüm” dedi. Rüyasında Allah Rasulü, Hocaefendi ve ben bir bahçede, kolları sıvamış çalışıyormuşuz. Toprağı kazıyor ve çiçekler ekiyormuşuz. Arkadaş anlatmaya devam ederek: “Hocam; rüyamda Peygamberimiz Hocamıza dönerek ve sizi kastederek; ‘ona söyle derslerini on günde bir yapsın’ buyurdu, ben bundan bir şey anlamadım” dedi. O anda yaşadığım şoku kelimelerle anlatmam mümkün değil. Çünkü Hocamızın bir gün önce bana aynen böyle söylediğinden ve benim gece kendi kendime aldığım ve hiç kimseyle paylaşmadığım kararımdan haberinin olması mümkün değildi. Ona; “sen hiçbir şey anlamadın ama ben çok şey anladım” dedim ve “bundan sonra bu köyde dersleri şu şekilde yapacağız” diyerek hocamızın dediği şeklin aynısını onlara aktardım.

Belki de; Allah, Hocamızın basiretiyle önemli bir tehlikeden bizi ve hizmeti korumak istedi ve benim kendimce aldığım karar Allah Celle Celaluhu’nun hoşuna gitmedi. Ya da Allah; Hocamızın dediğini yapmayacağımı gördü ve olayın ehemmiyetine binaen bir de Rasulü ile haber gönderdi. Tabi ben bu durumda Hocamıza karşı çok mahcup oldum. Sonraki günlerde; ‘hem soruyorum hem de itaat etmiyorum’ diye kendimi çok kınadım. Bir sonraki dersimizde o gece aldığım kararımı ve görülen rüyayı Hocamıza anlattım. Hocamız gülümsedi ve “demek ki benim sözümü dinlemen gerekiyormuş” dedi.
Ve o gün bir kez daha anladım ki; Hocamıza Rabbim çok güzel bir basiret vermiş ve Allah Azze ve Celle, onun aldığı kararları destekliyor. Ve sanki o rüyada Peygamberimiz bana; “bak bende Hocanın dediğinin aynısını söylüyorum, bir daha Hocanın sözünden çıkma” diye uyarıda bulundu.

Bu hatıramı 15 yıldır hiç unutmam ve ömrüm boyunca da unutmak istemem. Allah Hocamızı başımızdan eksik etmesin. Onun ilmi ve basireti yıllardır yolumuzu aydınlatıyor.”

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Hizmet Hatıraları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi İle ‘Cumhurbaşkanı’nın Coca-Cola Fabrikası Açılışı Yapması’ Hakkında Röportaj

Kıymetli Furkan Nesli okurları! “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Coca-Cola fabrikasının açılışını…