Anasayfa Bölümler Akaid Meleklere İman (Sayı 30)

Meleklere İman (Sayı 30)

15 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi gözle görülmeyen âlemlerin de yaratıcısıdır. “Gaybın anahtarları O’nun yanındadır, onları Allah’tan başkası bilmez.”1

Maddî gözle görülmeyen gayb âleminde var olan birçok varlık içerisinde Allah Azze ve Celle’nin hizmetkârları olan melekler de vardır. Yeryüzünde ihtişamlı saltanatlara sahip olan kralların, bu ihtişamlarının sembolü olarak birçok hizmetkârları olduğu gibi yüce Rabbimizin de görevli melekleri, O’nun saltanatının ne denli âli ve mükemmel olduğunun sembolleridir.

Gayb âlemine ve ondaki varlıklara iman, imanın asıl meselesidir. Görülene inanmak inkâr ehlinin dahi yapmış olduğu zorunlu kabulleniştir. Bu sebeple meleklere iman, gayba iman hususunda önemli bir noktadır. Meleklere iman peygamberlere, onların getirmiş olduğu vahye, vahiyle haber verilen diğer gaybî bilgilere ve dolayısıyla Allah’a imana dayanmaktadır. Dolayısıyla Allah’ın meleklerine inanmak, inancın temel şartlarından biridir. Melekleri inkâr ise, hem Kur’an’ı hem de peygamberleri inkâr sayılır.

Tarih boyunca insanlar meleklere iman hususunda inkâra yönelmemiş fakat yanlış ve hurafe bilgilerle sapık inançlara düşmüşlerdir. Cahiliyle Arapları “Rahman çocuk edindi” dediler. Yüce Rabbimiz ise, “O münezzehtir. Hayır (melekler) şerefli kılınmış kullardır”2 buyurmuştur. Melekler Allah’ın kızları olmadıkları gibi asla düşmanları da değillerdir. Yine Hıristiyanlar melekleri insan suretinde ve kanatlı olarak tasvir ederler. Bu nedenle Kur’an ve sünnet insanların melekler hususundaki imanlarını temizlemek için doğru olanı açıklamıştır. Ehl-i sünnet alimlerinin kitap ve sünnete dayanan ortak görüşleri icmâlî olarak şöyledir: Melekler, Allah Azze ve Celle’ye ibadet ve taatle meşgul olan ruhanî, nuranî, latif varlıklardır. Hz. Aişe’den nakledilen sahih bir hadiste Peygamber Efendimiz “Melekler nurdan, cinler yalın bir ateşten yaratıldı”3 buyurmuştur. Allah Azze ve Celle’nin kendilerine verdiği her emri derhal ve aynen yerine getirirler ve asla itaatsizlik etmezler.

“Onlar Allah’ın sözünden önce söz söylemezler ve O’nun emrettiklerini yaparlar.”4 Emanet sıfatıyla muttasıftırlar. Her çeşit günah işlemekten uzak, daima Allah Azze ve Celle’yi tenzih ve tesbih ederler. Cenab-ı Hak tarafından kendilerine verilen her türlü işleri yapmaya, en kısa zamanda uzak yerlere gitmeye, diledikleri şekil ve surette görünmeye muktedir olan şerefli ve kutsal yaratıklardır. Yine erkeklik-dişilik özellikleri olmayan, yemeyen içmeyen, evlenmeyen, doğmayan, doğurmayan kısacası insanî özellikler taşımayan varlıklardır.

Melekler kendilerine verilen görevleri ne eksik ne fazla tastamam yaptıkları için, mertebe atlamazlar. İnsanlar ise öyle değildir. İmam Gazali’nin ifadesinde yer aldığı gibi insanda meleklik hasleti de diğer kötü hasletlerde mevcuttur. İnsan kendisinde bulunan meleklik hasletini artırır ve diğer kötü hasletleri azaltırsa meleklerden dahi yüksek makamlara ulaşır. Çünkü insan, meleklerde olduğu gibi Allah’ın seçmesi ile değil, kendi özel gayret ve çabası ile yüksek derecelere ulaşmaktadır. Hz. Adem’in yaratılmasından sonra tüm meleklerin Hz. Adem’e secde ettirilmesindeki hikmetlerden birisi de bu olsa gerek…

Dört büyük melek ve görevleri hususunda ise kaynaklarımızda şu bilgiler yer almaktadır; Kur’an’da Azrail Aleyhisselam hakkında “melek’ül mevt” olarak bahsedilir. “De ki; üzerinize memur edilen ölüm meleği canınızı alır. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz.”5 Ölüm hususunda Azrail Aleyhisselam’dan başka görevlendirilmiş birçok meleğin olduğu da şu şekilde ifade edilir; “Nihayet birinize ölüm gelince elçilerimiz onun canını alır, onlar hiç geri kalmazlar.”6 İsrafil Aleyhisselam ise suru üflemekle vazifeli olan melektir. Kur’an’da “Sura üflenince Allah’ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanların hepsi düşüp ölür. Sonra sura bir defa daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışıp dururlar.”7 Kur’an-ı Kerim’de adı zikredilen dört büyük melekten bir diğeri de Mikail Aleyhisselam’dır. Evrende meydana gelen olayların idaresi Mikail Aleyhisselam’a verilmiştir. Tabiat olaylarını idare etmek, yağmurları yağdırmak, rüzgârları estirmek böylece bitkilerin çoğalmasını sağlayarak insanların ve diğer canlıların rızkını tayin etmek Mikail Aleyhisselam’ın vazifeleri arasındadır. Tevrat’ta Yahudiler bu meleği ‘Mikael’ olarak zikrederek, büyük reis anlamında İsrailoğullarının hamisi olduğunu söylerler. İsrailoğullarını, İranlılar ve Yunanlılara karşı koruyanın Mikail Aleyhisselam olduğunu iddia ederler. Mikail Aleyhisselam’ı kendilerine dost olarak kabul eder, Cebrail Aleyhisselam’ı ise düşman olarak görürler.

Müslümanlar ise ismi zikredilmiş tüm melekleri dostları olarak görür ve hiçbirine düşmanlık beslemezler. Meleklerden birini dost olarak görmek diğerini ise düşman ilan etmek İslam inancına ters düşer. Dört büyük melekten bir diğeri ise Cebrail Aleyhisselam’dır. Kur’an-ı Kerim’de üç yerde “Cibril” ifadesiyle geçmektedir. Bunun dışında Ruh, Ruh-ul Kudüs ve Ruhu’l Emin olarak da zikredilir. “(Ey Muhammed!) Uyaranlardan olman için Kur’an’ı senin kalbine apaçık Arapça diliyle Ruhu’l Emin indirmiştir.”8

Medine döneminde Yahudi bilginleri, kitaplarındaki bilgilere dayanarak Peygamberimizi imtihan etmek için birkaç soru sormuşlar, hepsine doğru cevap alınca bu defa kendisine vahiy getiren meleğin ismini sormuşlar, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Cibril” cevabını verince; “O bizim düşmanımızdır, harp ve şiddet getirir. Bizim vahiy meleğimiz Mikail’dir. Mikail müjde, ucuzluk ve bolluk getirir. Sana gelen o olsa idi, iman ederdik” demişlerdi. Bunun üzerine;

“(Ey Muhammed! Son ilâhî vahyi kendi ırklarından olmayan birine indirdi diye vahiy meleği hakkında kötü sözler söyleyen Yahudilere) de ki: ‘Her kim, kendisinden önceki ilâhî vahiyleri onaylayan, inananlara yol gösterici ve müjde olan Kur’ân’ı Allah’ın izniyle senin kalbine indirdi diye Cebrail’e düşmanlık beslerse, aslında doğrudan ve bizzat Allah’a düşmanlık beslemiş olur.’ Şu hâlde, her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, özellikle de iki seçkin melek olan Cebrail’e ve Mikail’e düşmanlık beslerse, şunu iyi bilsin ki, bu açıkça inkârcılıktır ve Allah da inkârcıların düşmanıdır!”9

Bundan başka “Kirâmen Kâtibin” melekleri var ki; “Onun sağında ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutarken, insan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen, dediklerini zapt eden bir melek hazır bulunmasın.”10 Yine Ebu Hureyre’den rivayetle Peygamberimiz şöyle buyurmuştur; “Kişi defnedildiğinde ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir, bunlardan birine münker, diğerine nekir denir…”11

Ayrıca mü’minler için dua eden melekler vardır. Onların mü’minlere dualarından bir tanesi şöyledir;

“Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kaplamış-kuşatmıştır. Bunun için tevbe edenleri ve Senin yoluna koyulanları bağışla. Onları cehennem azabından koru.”

“Ey Rabbimiz! Müminleri ve babalarından, zevcelerinden, nesillerinden salih olanları, kendilerine va’dettiğin ‘dn cennetleri’ne koy. Muhakkak ki, Sen Azizsin her şeye galipsin, Hakîmsin hükmünde hikmet sahibisin.”

“Ey Rabbimiz! Bir de onları fenalıklardan kötülüklerden koru. Sen o gün kimi fenalıklardan korursan, muhakkak ki, ona merhamet etmiş olursun. İşte en büyük kurtuluş budur.”

Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Kitaplara İman (Sayı 29)

    Kâinatı insan için, insanı bir amaç için yaratmış olan Allah Azze ve Celle, insana bir tak…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Kitaplara İman (Sayı 29)

    Kâinatı insan için, insanı bir amaç için yaratmış olan Allah Azze ve Celle, insana bir tak…
  • Son Peygamber ve O’na İmanın İhtivası (Sayı 28)

    Nübüvvet; Allah’ın yeryüzüne müdahalesi ve özgün bir eğitimidir. Fedakâr ve cefakâr eğitme…
Kategoriden Daha Fazla: Akaid

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…