Anasayfa Bölümler Bilim ve Tefekkür Kendini Tanıyan Rabbini Tanır (Sayı 11)

Kendini Tanıyan Rabbini Tanır (Sayı 11)

10 dakika ortalama okuma süresi
0
0

“Kendi derilerine dediler ki: “Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?” Dediler ki: ‘Her şeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O’na döndürülüyorsunuz’’1

Rabbini tanımak isteyen Allah’tan korksun da kendini tanısın. Davayı üstlenmek isteyen, mucize bekleyen ve ben mucize görürsem Ebubekir, Ömer gibi olacağım diyen, bunu söylerken dursun ve düşünsün. Mucize uzakta değil o kelimeleri nasıl telaffuz etti? Dil dile geliyor tefekküre çağırıyor, bir kelime telaffuzu için solunum sisteminden sinir sistemine, kaslardan kemiklerine nice mucizeler gerçekleşiyor. Buna rağmen ruh dünyanı, duygularını, hayallerini işin içine katıp mucizeler silsilesi yaratan Rabbini nasıl tanımıyorsun? Her şeyinle O’na teslim olup, O’nun dediğinin olması için bir şeyler yapmıyorsun?

O öyle bir ilah ki; et parçalarına akciğerden gelen solukla ses çıkartan, sesleri dilin hareketleri ve dudağın şekilleri ile harflere dönüştüren, harfleri beyin kontrolünde kelimelere çeviren, kelimeleri hayal dünyanda duygu ve düşüncelerin doğrultusunda cümlelere dönüştüren, çürümüş kemiklerin diriltilmesinden, kalır tarafı olmayan konuşma mucizesini yaratandır.

“Göklerde ve yerde bulunanlar O’nundur. Hepsi O’na ‘gönülden boyun eğmiş’ bulunuyorlar. Yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek O’dur. Bu O’na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O’nundur. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” 2

SES VE KONUŞMA MUCİZESİ

Ses; “akciğerden gelen havanın larenks (gırtlak) de titreşim kazanması, ağızdan harf, hece, kelime ve cümle şeklinde çıkmasıdır.”

Konuşmak için ilk önce akciğerlerimizden “sıcak havanın” gelmesi gerekir. Sıcak hava konuşmanın ham maddesidir. Hava burnumuzdan girer, burun boşluğu, boğaz, nefes borusundan sonra oradan da akciğerlerimize geçer. Havadaki oksijen akciğerlerimizde kana karışır. Bu sırada karbondioksit de dışarı verilir. Akciğerlerimizden geri dönen hava boğazımızdan geçerken, ses telleri dediğimiz iki doku kıvrımı arasından geçer. Bu teller, bir tür perdeye benzer ve bağlı oldukları küçük kıkırdakların etkisine göre hareket ederler.

Konuşmadan önce ses tellerimiz açık vaziyettedir. Konuşmamız sırasında teller bir araya getirilir ve soluk verdiğimizde çıkan hava ile titreştirilir. Ağız ve burun yapımız, sesimizin kendine özgü niteliklerini verir. Kelimeleri arka arkaya sıralayıp konuşurken, dilimiz damağımıza belirli miktarda yaklaşıp uzaklaşmakta, dişlerimize teğet geçmekte bazen değmekte, dudaklarımız da büzülüp yayılmaktadır.

Bu işlemlerde birçok kasımız, büyük bir hızla hareket etmektedir. Konuşabilmemiz için bu işlemlerin her birinin eksiksiz gerçekleşmesi gerekir. Bu olağanüstü işlemler, akıl almaz bir hız içinde ve kusursuzca gerçekleşirken bizim bunlardan haberimiz bile olmamaktadır.

Konuşmadaki vurgulamalar, zamanlama ve ses şiddetindeki değişiklikler; ağız, dil, yumuşak damak, larinks (gırtlak) ve ses tellerinin, kas hareketleriyle birlikte arka arkaya çok mükemmel bir uyumla ortaya çıkmaktadır. Ağız, dudaklar, yumuşak damak ve dilin hareketleriyle sese yön verilmekte, sesler harflere ve kelimelere dönüştürülmektedir. Beyinden (Motor korteksten) gelen sinyallerle bu bölgede vazifeli bütün kaslar kasılmaktadır. Beyinde bulunan “Broca” alanı motor konuşma bölgesidir. Bu bölge beynin frontal (alın) kısmının arka tarafında bulunur. Konuşma işlevi bu bölgeye gelmeden önce birçok aşamaya uğrar. Arka plânda düzenleme, kelime seçme ve nelerin konuşulacağı plânlanır. Gerçekleşir dediğimiz konuşma alanı ise; sözcü gibi arka plânda alınan kararları kameralar önünde halka duyurur, yani konuşma esnasında seslerin güzel cümlelere dönüşmesinde görev alır.

Fısıltının Oluşumu

Trakeadan (nefes borusu) meydana gelen sıcak hava (nefes), larenks (gırtlak) da hiç işe karışmadan yükselir ve sadece ağızda işlev görürse, çıkan bu sese ‘fısıltı’ denilir. Buna karşılık trakeadan (soluk borusu) gelen basınçlı hava (nefes) gırtlağın işe karışması ve ses tellerinin faaliyet göstermesiyle titreşim kazanır bunun sonucunda ağız, dil, diş ve dudakların etkisiyle, konuşma sesi ortaya çıkar.

Sadece bir kelime söylemek için bile neler yapılıyor?

Normal bir konuşmada, bir kelime söylenmeden önce zihinde onun bir düşüncesi veya kavramı gelişir, bu kavram sembolize edilir, sonra da düşüncenin telaffuzu yapılır. İşte bu durumda konuşma, beyin ile solunum fonksiyonu, gırtlak, ses telleri, yumuşak damak, yumuşak dokular, ağız içi, çene eklemi, yüz kasları ve yüzdeki bazı anatomik yapıların işbirliği sonucu ortaya bir kelime çıkar. Çıkan kelimeler uyumlu şekilde birleştirilerek ve cümlelere dönüştürülerek akıcı konuşmalar yapılır.

Ses ve konuşma insan için büyük bir nimet, Rabbinin büyüklüğünü anlatmak için hârika bir mucizedir. Bu nimete Allah’ın yüceliğini idrak etmek ve İslam’ı anlatarak ümmetin kurtuluşunu gerçekleştirecek öncü bir neslin oluşması için kullanmak temennisiyle… Allah’a emanet olun.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Hikmet Bozyel
Kategoriden Daha Fazla: Bilim ve Tefekkür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Somon Balıkları | Sayı 66

Yeryüzünü ve gökyüzünü harikulade sanat eserleriyle süsleyen Allah Celle Celaluhu, Kur’an-…