Anasayfa Anasayfa Kalpsiz Adam | Sayı 78

Kalpsiz Adam | Sayı 78

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0

İslam Davasında Bir Nefer: Kalpsiz Adam

Sayın Hocam, Allah’ın selamı, bereketi ve rahmeti üzerine olsun. Sana kalpsiz adamın haberi geldi mi? Affedersiniz kalpten kasıt; şu herkesçe bilinen, kanı bedene pompalayan kırmızı et parçası ise, buna şüphesiz ki sahibim. Hayatta olduğuma göre kalbim var demektir. Ancak kalpten kasıt; coşan, keskin his, şuur ve canlılık ise maalesef böyle bir kalbim yok. Bir insan ki; dünyanın ince güzel rumuzlarını anlıyor, ani bir bakışla, gizli, çirkin yerleri bildiği gibi, insanların karakterini yüzünden okuyor. Büyük ihtimalle de tespitleri doğru çıkıyor. Bütün bunlara rağmen o kalpsizdir. Uzun bir süreden sonra arkadaşı ile karşılaşıyor, kuvvetli bir şekilde ellerini tutuyor, hatta sarılıyor ancak kalbi donmuş, hareket etmiyor. İnsanlara haykırıyor, “Böyle böyle olun” diyor, delil sıralıyor. Ancak kendi kalbi yumuşamıyor, titremiyor. Sevinçli bir haber ile karşılaştığında gülümsüyor, hüzünlü bir haber karşısında ise sıkılıyor. Ancak hüznü ve sevinci anlıktır, kalbi durmuş, hareket etmiyor. Birisine sevgisini ve kinini bildiriyor. Sonra kalbini dinlediğinde, kalbini susmuş ve ayırt etmez görüyor. Namaza duruyor, dağınık zihnini toparlıyor. Kur’an’ı okuyor. Ona odaklaşıyor. Sonra namaza duruyor, makamlarla Kur’an okuyor ki, ona, “Huşu ile namaz kılıyor, ne güzel seslidir” deniliyor. Ancak, kalbine sorduğunda, kalbini sağır görüyor ve anlasa da huşu bulamıyor.  

Siz, “Bu kalp diğer kalpler gibidir” diyebilir misiniz? Bana akıl verildi, benden kalp alındı, fikrimin çalışıp alevlendiğini, canlandığını ve varlığını ispat ettiğini hissettim, ancak bütün bunlarla kalbi ispatlamaya çalıştım, ancak nafile. Zannedersem sen, benim iman ve inanç derecemi soruyorsun; sana açıkça cevap veriyorum ki, aklım bütün problemlerimi gözlerimin önüne serdi. Küçüklükten beridir bana telkin edilenler çöktü, tekrar doğrulmaya, düzelmeye başladı. Ancak fayda vermedi. Kendimi öldürücü bir karanlıkta gördüm. Şüphelerimi, hayretlerimi gömdüm, donuk inancıma döndüm. Milyonlarca insanın onunla inanmış olduğu o aciz imana döndüm. Ve dinim emrettiği için bu namazı kılıyorum, oruç tutuyor, Allah’ın meleklerine, kitaplarına ve Rasullerine inanıyorum. Ben ölüme sürüklenen sürüye katıldım. Sadece yere ve semaya bakıyor, ancak hiçbir anlam çıkarmıyor, bunun için bir gayret de sarf etmiyorum. Son olarak; kalpsiz adamın haberi sana geldi. O sana biat etmiş, gönül vermiş bir gençtir. Senden ağır bir söz almıştır. Sen askerlerinden birisinin kalpsiz olmasına razı olur musun? 

Ey Kalbi Büyük İnsan!

Ben o büyük kalbinden, tutuşan ateşten bir şule alıp, o ölü kalbimi diriltmek istiyorum. Belki bununla dirilirim. Senin o parlayan, aydınlık kalbinden biraz ışık alıp, zifiri karanlıkla bozulmaya meyletmiş kalbimi bu nurla nurlandırayım. Olur ki nurlanır. Dilimin söylediklerini; duygu, his ve şuur ile birleştirecek, kalbimi diriltip güvene sokacak bir şey var mı sende? İşte bu askerinde bulunan bir hastalıktır. Bunu bilmen belki de sana acı verecektir. Onun için ismimi zikretmeyeceğim. Ta ki, iyileştiğimde sana ismimi açıklayıp teşekkür edeyim. İlacı ise, merhametli doktoruma kalmıştır. 

Hasan el Benna’nın Kalpsiz Adama Cevabı:

Allah’ın selamı, bereketi, rahmeti senin de üzerine olsun. Büyük bir etki bırakan mektubunu okudum. Doğru sözlülüğünü, muhteşem cesaretini, hassasiyetini ve kalbinin diri olduğunu bildim.  

Aziz kardeşim! Nefsinin zannettiği gibi, kalbin ölü değil, ancak ince kalpli, saf, hassas duygusal bir gençsin. Eğer böyle biri olmasaydın, nefsini ayıplamaz ve onu itham edip, hislerini inkâr etmezdin. Ancak ileriye yönelik himmetin ve hedefin senin içinde bulunduğun durumu küçümsüyor, vicdani sorumluluğunu arttırıyor. Bunda korkulacak bir şey yok, zaten olması gereken de budur. Sen düşündüğün gibi değilsin, ancak seni öyle kabul edip, seninle öyle konuşup, sana bazı nasihatlerde, bazı önerilerde bulunacağım. Eğer sana fayda verir, hastalığına şifa olup, susuzluğunu giderirse, Allah’a hamd edip O’na şükrederiz. Yok, eğer öyle olmazsa seninle görüşmek beni sevindirecektir. Ta ki hastalığı beraberce teşhis edip tedavi edelim. 

KALP KALPTEN ETKİLENİR

Huşu ve teemmül ehli ile dostluk etmen, fikir ve ibadet ehli ile yakın olman, her tarafından hikmet fışkıran Allah’tan korkan, salih, yüzü nurla parlayan ve kalpleri marifetle dolan insanlarla beraber olman sana faydalı bir ilaç olacaktır. Bunlardan dost edinmeye çalış, onları candan dost edin, boş vaktinin çoğunu onlarla geçir. Sahte dostlardan uzak dur. Duruşu seni uyandıracak, davranışı seni hayra götürecek, gördüğünde sana Allah’ı hatırlatacak insanları bul. Bu insanlarla dost olmak, beraber olmak, en faydalı ilaçtır. İnsanın tabiatı başka tabiatlardan etkilenmeye müsaittir. Kalp kalpten etkilenir. Ruh ruhtan yardım alır. Çalış, salih ruha sahip dostları bul. 

Sefa ve münacat vakitlerinde zikir ve fikirle uğraş, kâinatın acayip yaratılışını düşün, cemal ve celal sıfatlarını keşfet. Bu büyük yüceliğin ve apaçık hikmetlerin izine, sırrına kalp ve lisanınla bir göz gezdir, bunları gör.

ÇALIŞ SENİN VARLIĞINLA ÜMİT BULUNSUN

Azizim, bütün bunlar kalbe hayat veren kıvılcımlardır. Nefsi, iman ve yakin ile aydınlatır. “Yerin ve göğün yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, şüphesiz ki akıl sahipleri için ibretler vardır.”1 Sonra bu insan topluluğunu bir düşün, toplumda yaşanan mutluluk ve sıkıntıyı çözmeye çalış, hastaları yataklarında ziyaret et, mağdurlara yardım et, inkâr ve küfranın, düşmanlık ve zulmün, fani şeylerle kanıp, gururlanıp, kibirlenmenin sebeplerini bil. Bütün bunlar kalbi üzen ağır darbelerdir. Bu üzüntü ve düşünceyle dağınık duranları toplar, ümitsizleri canlandırırsın. Çalış, senin varlığınla ümitsizler ümit bulsun. Musibetzedeler şifa bulsun. Zor durumda kalan bir kimseye, iyilik kadar hiçbir şey etkileyici olamaz. Üzgün birinin yardımına koşmak, onun hüznüne ortak olmak, kişiye tesir eden etkenlerin başında gelir.

DUA

Azizim, kalpler sadece Allah’ın elindedir. İstediği gibi yön verip, kalıba sokar, evirir çevirir.  Allah’ın kalbine hayat vermesi için, göğsünün imanla dolması için ısrarla dua et. Senin kalbine nimet ve fazilet olarak yakinî verecek, bunun için duanın kabul olacağı vakitleri ara. Seher vaktini unutma ki, seherde yapılan duaya hiçbir şey engel olamaz. Davanda sadık, gayende samimi olduğundan da asla şüphe etmiyorum. “Allah ancak takva sahiplerinden (amelini) kabul buyurur.”2

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerine olsun.

Kaynak


1: Al-i İmran/190
2: Maide/27
Kaynak: Haftalık İhvan-ı Müslimin Gazetesi

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Rızık Yiyen Rızık Veremez | Sayı 78

Belh’in meşhur velisi Hatim-i Esam, hacca gidiyordu. Hanımına sordu: – Hanım, ben ge…