Kaliteli Metod, Kaliteli Hizmet (Sayı 38)

17 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Müslümanların dünya genelinde düşmüş olduğu durum ve acıklı tablo dinini bilen, vicdanlı her Müslüman’ı harekete geçirmiş ve dinine hizmet konusunda gayrete getirmiştir. “İslam’a ve Müslümanlara nasıl yardım edebilirim?” diyenlerin sayısı her geçen gün artmakta ve bu gelişme İslam’a hizmet gayesiyle yola çıkmış kuruluşlara destek sağlamaktadır. İslam coğrafyasının düne nazaran bugün çok daha hareketli olduğunu görmek bizlere heyecan verip, ümidimizi arttırmakla birlikte bazı endişeleri de beraberinde getirmektedir. İslam’a hizmet gayesiyle yola çıkmış cemaat, kurum, kuruluşlar açısından çok renkli olan ülkemizde yaşadığımız sıkıntılar nedeniyle artık İslamî hizmetlerin kalite kontrolünün yapılması ve hizmetlerin bu yönüyle Kuran ve Sünnet ışığında analiz edilmesi zamanı gelmiştir. Çünkü bu işin ne bir araya gelerek fikir teatilerinde bulunmakla, ne meydanlarda slogan atmakla ne de sırf vicdan rahatlatmak için yapılan ama neye yaradığı hala anlaşılamamış olan koşturmalarla olmayacağı artık anlaşılmıştır. Yıllardır denenmesine rağmen Müslümanlara hiçbir şey kazandırmayan aksine İslam’ın üzerinde özenle durduğu pek önemli ruhu Müslümanlardan çekip götüren yolların terk edilme zamanı çoktan gelmiştir. Bunca çokluğun içerisinde doğruyu Furkan’da arayan yeni bir nesil olarak şunları sorguluyoruz;

1- Allah’ın istediği kaliteli hizmetlerin ortaya çıkması neye bağlıdır?

2- Bugünkü İslami hizmetler Allah’ın istediği şekil ve kalitede midir?

Biri diğerine sebep ve sonuç ilişkisi ile bağlı olan bu soruların cevabını Kur’an ve Sünnet ışığında arayacak olursak görürüz ki; öncelikle kaliteli bir İslamî hizmetin ortaya çıkabilmesi yapılan hizmetin kaliteli bir metoda dayanmasına bağlıdır. Hizmetin neşet ettiği kaynak kaliteli olmayınca yapılan hizmetlerde o nispette kalitesiz olacaktır. Metodun kalitelisi ise Rabbanî olanıdır. Rabbanî standartlara ve kurallara uygun olarak yapılmayan hizmetler hiçbir zaman kaliteli olarak görülemez. Bu nedenle bir metoda dayanmayan hizmetler köksüz, rabbanî metoda dayanmayan hizmetler ise sonuçsuz kalacaktır. Her iki durumda kalitesizliktir. Rabbanî metodda hizmeti kaliteli hale getiren özellikler insanî metodda yoktur. Böylelikle ikisi arasındaki farklar kalite farkı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu farkları şöyle sıralayabiliriz;

1- Öncelikle bu metodu kaliteli kılan en büyük fark Rabbanî oluşudur. Bu metot çerçeve ve çizgisini Rabden almış, her şeyiyle (esas, strateji, hedef vs.) Rabbe bağlanmıştır. İşte bu yönü onu diğer insanî metotlardan ayırmakta ve kaliteli kılmaktadır. Çünkü Allah Azze ve Celle tüm iyilik, güzellik ve kemalin kaynağıdır. O’nsuz herhangi bir şeyde kemal ve kalite düşünülemez. O ister bir din(sistem) ister bir fikir ister bir metot olsun böyledir. Müslümanların din onun dini iken ve metodunu indirdiği Kitap ve Resulü vasıtası ile göstermişken dinine hizmette başka metotlarla hareket etmeleri büyük bir gaflettir. Hiç şüphesiz Allah’ın gösterdiği metottan daha doğrusu bulunmadı ve bulunamayacaktır. Müslümanların mevcut güçlerini yanlış metotlarda harcamaları hem israf hem de kalitesizliktir. Çünkü kaliteli iş yapma arzusunda olanların en iyi başardığı şey mevcut gücü en verimli şekilde kullanmalarıdır. Bugünkü İslami hizmetlerde görülen en büyük eksiklerden bir tanesi Müslümanların güçlerini nasıl kullanacaklarını bilmemeleridir. Bugün Müslümanlar ya bir avuçken boylarından büyük işlere kalkışmakta, ya da milyonlara ulaşmalarına rağmen göstermeleri gereken tavırda çekimser davranmaktadırlar. Hâlbuki Rabbani metoda bakmış olsalardı Efendimiz (a.s)’ın Allah’ın yönlendirmesiyle Mekke’de azınlıkken ve Medine’de çoğaldıklarında nasıl güçlerini israf etmeden, boş yere kullanmadan fakat belli bir noktaya gelindiğinde de paslandırmadan, ihmal de etmeden en verimli şekilde kullandığını göreceklerdi. Bu, Müslümanların yanlış metotlara sapmalarından kaynaklanan sorunlardan sadece biridir. Bunun haricinde başka meselelerde de Rabbani metoda göre uygulanan herhangi bir şeyin uygulanmaması ya da uygulanmaması gereken bir şeyin uygulanması bir kalitesizlik olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte Müslümanlar kalitesiz hizmetlerin ortaya çıkmasında en büyük hatayı Rabbanî metodu terk etmekle yapmışlardır.

2- Rabbanî metodu kaliteli yapan diğer fark sağlam esaslara dayanmasıdır. Bilindiği gibi sağlamlık kalite için aranan en önemli şartlardandır. Rabbanî metot Kelime-i Tevhid ile işe başlayarak bundan sonra yapılacak faaliyet ve hizmetleri bu sağlam esas üzerine bina etmektedir. İbrahim Sûresinde Rabbimiz;“Görmedin mi! Allah nasıl bir benzetme yaptı (tevhid olarak) güzel söz kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. Ki o (ağaç) Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah insanlara düşünüp ibret alsınlar diye misaller verir.” buyurmuştur. İşte metot tevhide yani sağlam köke dayandığında hizmetler sağlam dallar olarak semaya yani Rabbin katına yükselecek ve daima tüm insanlığa meyvesini sunacaktır. Kökü sağlam olan ağacın dalları kuvvetli, meyvesi güzel ve çok olur. Kök salmamış, yerin derinliklerine damar atmamış ağacın dalı da olmaz meyvesi de… Müslümanlar bugün ya köklenmeden meyve beklemekte ya da yanlış köklenmelerin çürük meyvelerini meyve zannetmektedir. Bazıları ise ağacını uçurumun kenarına dikmiş insanları meyve yemeğe çağırmaktadır. İnsanlara meyve yedireyim derken onları canından edecek, haberi yok… (Yani Müslümanlara basit menfaatler sağlayayım derken kalplerdeki imanlar gidecek habersiz) Her akıllı insan bina yapmadan önce sağlam bir temel atılması gerektiğini bilir. “Önce binayı yapalım sonra temel atarız” anlayışı acaba hangi akla hizmettir. İşte Allah verdiği bu misalle bizlere kökün önemini bildirmekte, kök olmadan meyve beklenmeyeceğini anlatmakta, bu kökü ise tevhid olarak belirlemektedir. Kaliteli hizmetlerin ortaya çıkmasına neden olan kök, temel Kelime-i Tevhiddir. Anlayabilenler için bu büyük bir misaldir.

3-Rabbanî metot kolay yoldan sonuca ulaştırması yönüyle de kalitelidir. Kalite peşinde koşan her şirket her marka kendi işinde hep bunun formülünü bulmaya çalışır. “Kolay yoldan hedefimize nasıl ulaşabiliriz” sorusu kalite adına en çok düşünülen meselelerdendir. İslamî hizmetlerde bunun yolunu Allah Kelime-i Tevhid ile formulize etmiş ve bize göstermiştir. “Firavuna git, ona yumuşak söz söyle” diyen Allah Celle Celâlühu bu ayette tevhidin kolay söz olduğuna işaret etmiştir. Çünkü yumuşak olan aynı zamanda kolaydır da. Kelime-i Tevhid birkaç yönden Müslümanların hedefe varmasını kolaylaştırır. Öncelikle Muhterem Hocamızın tespitiyle “Hedefe ulaşmak için öyle bir metot izlenmelidir ki, kâfir Allah ile karşı karşıya kalmalıdır. Saflar tamamen ayrılmadan Allah kâfirlerin azabını vermez. Bu da tevhid ile gerçekleşir.” Çünkü başka metotlar takip edildiğinde düşmanın düşmanı sen olursun, fakat tevhid ortaya çıktığında kâfir karşısında Allah’ı bulur. Düşmanın seninle, senin gücünle başa çıkması mümkündür. Fakat Allah ile savaşıp da galip gelen olmamıştır. Kelime-i Tevhidi saklayıp başka söylemlerle yola çıkanlar kâfirin Allah ile karşı karşıya gelmesine engel olmaktadırlar. Bu yol ise hem zor, hem de uzundur. Bugün Rabbanî metodu bırakıp da başka metotlar takip edenler yolu kısaltmak, kestirmeden hedefe ulaşmak gayesi ile yola çıkmakta fakat bir türlü hedefe ulaşamamaktadırlar. Rabbanî metodu zor ve uzun bir yol olarak görenler kendi metotlarıyla yolu iyice uzatmakta ve zorlaştırmaktadırlar. Hâlbuki Rabbanî metotla yola çıkmış peygamberlerin pek çoğunda hedefe ulaşmak için büyümeyi beklemelerine bile gerek kalmadan Allah’ın azabı onların yardımına yetişmişti. Bugün Müslümanlar kâfiri Allah ile değil kendileri ile karşı karşıya getirmekte sonra da bir türlü işin içerisinden çıkamamaktadırlar. Rabbanî metodu ‘zor ve uzak’ görenler ‘olmadı başa’ metodunu takip etmeye mahkûm kalmışlardır. Olan ise yine Müslümanlara olmakta ve kaybettiğimiz zaman aleyhimize işlemektedir. Biz ‘olmadı başa’ metodu ile uğraşırken düşman güçlenmekte zulmünü artırmaktadır. Müslümanlar rabbanî metodu terk etmenin faturasını ağır ödemeye razı olacaklarına kolay yoldan hedefe ulaştıran tevhide dönmek zorundadırlar. İşte kalite o zaman gerçekleşecektir.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Esma ARDIÇ
Kategoriden Daha Fazla: İslam Davası ve Müslüman Gençlik (Sayı 38)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

“Rabbimiz, Küfretmekte Olanlar İçin Bizi Fitne Kılma, Bizi Bağışla Rabbimiz” | Sayı 79

"Rabbimiz, Küfretmekte Olanlar İçin Bizi Fitne Kılma, Bizi Bağışla Rabbimiz" (Mümtehine Su…