Anasayfa Bölümler Bilim ve Tefekkür Kalbî Hastalıkların Reçetesi; Namaz (Sayı 16)

Kalbî Hastalıkların Reçetesi; Namaz (Sayı 16)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

“Gerçekten ben, ben Allah’ım, ben’den başka ilah yoktur; ‘şu halde bana ibadet et ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.”1

Her yarattığı hikmetlerle dolu olan Allah (c.c.)’ın emrettiği ibadetlerin manevî açıdan faydalarının yanı sıra, maddî anlamda da birçok faydası vardır. Bugün manevî hastalıkların, hatta maddî hastalıkların birçoğu Rabbimiz’in emir ve yasaklarına uymadığımız için ortaya çıkmaktadır.

Şu an 21. asırdayız, teknoloji ile donatılmış A sınıfı hastanelerimiz mevcut, ameliyat esnasında hasta ile sohbet bile yapabiliyoruz, böbrek nakli, karaciğer nakli, yüz nakli, parmak nakli, açık kalp ameliyatları, beyin ameliyatları, göz ameliyatları vs. günlük rutin işler gibi. Ama insanlar hâlâ maddî ve manevî hastalıkların pençesinde can çekişmektedirler. Bugün Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastaneleri yeterli gelmemekte. Psikiyatristler o kadar yoğun ki randevu almak, muayene olmak için bazen haftalarca beklemek gerekiyor. Ayrıca psikolojik rahatsızlıklar eskiye oranla artış gösterirken, tedavide doktorlar ve ilaçlar yetersiz kalmaktadır.

HİÇ YARATAN BİLMEZ Mİ?

Ve şu kesin bir gerçektir ki; biz Rabbimizi tanıyamadık, Kur’an-ı Kerim’i gereği gibi okuyup anlayamadık. Namaz, oruç, Kur’an ve tüm ibadetler insanı hem manen hem madden koruma altına aldığı halde, evlerimizi ilaçlarla doldurduk da ilahî mesaja gereken önemi vermedik. Hâlbuki Rabbimiz birçok derdin dermanını ibadetlerin içinde saklamıştır.

Bu sayımızda sizlere namazın nasıl manevî ve maddî birer reçete olduğunu anlatacağım inşallah. Namazın manevî anlamda kazandırdıklarının yanında maddî açıdan da birçok faydaları vardır. Mü’minler için asıl gaye ibadet olsa da, Allah’ın emrettiği namazın insanlara sağladığı birçok faydası yapılan araştırmalarla ispatlanmıştır.

Namaz ibadeti biz Müslümanların Allah (c.c.) ile sürekli bir iletişim halinde olmamızı sağlayan ve hayatta yalnız olmadığımızı bize gösteren ve her gün beş kez kirlenen ruhumuzu temizlediğimiz bir tür antivirus programıdır.

Mesela, ezan ve namazlardaki vakit rüknüne bakalım. Hoş bir seda ile gök kubbeye yayılan bir ezan sesinde; günlük işlere veya rehavete dalmış her kişi, ister istemez dikkat kesilir; bir namaz vaktinin geldiğini idrak eder. Namaz kılan kişi, Rabbi’nin huzurunda namaza ve duaya ve din kardeşleri ile aynı safta buluşmaya çağrıldığını hatırlar ve hemen abdest alıp mescidin yolunu tutar, işlere ara verir, tenefüse çıkar. Ezan, kulağının ve kalbinin pasını siler, kendisi de serin bir su ile uzuvlarının kirini yıkarken kalbine hoş bir ferahlık, derinden bir sevinç dolar. Yeni bir terapi (tedavi), yeni bir rehabilitasyon seansı başlamıştır.

Zamanla vücutta biyolojik saat, beş vakit ezana dayalı bir biyopsikolojik saat ve takvim oluşur. Kişi hayatını namaz ve oruç vakitlerinden müteşekkil bir takvime ve saate göre düzenler. Böyle bir programlama, nöropsikiyatri hekimlerinin nezdinde, Alzheimer hastalığı ve senil demans denilen bunamalar için hem bir koruma; hem bir terapi (tedavi) ve hem de rehabilitasyon (iyileştirme) yöntemidir.

Peki, namazda tekrarladığımız kıyam, kıraat, rükû ve secdenin sağlık açısından faydaları nelerdir?

Hafifçe öne eğik pozisyonda, uzun süreli duruşlarda; sırt adaleleri ve bağları hafifçe gergin ve aktif çalışır vaziyette olur ki, bu hal, farkında olmadan yapılan hafif yollu bir sırt ve boyun egzersizidir. Kas, iskelet ve tendon sistemleri bu şekilde, günde 40 defa egzersiz yapar. İyi ki kıyamlarımız ve rükûlarımız var; namazımız olmasaydı ve hele de sedanter (hareketsiz) bir hayat yaşasaydık, kısa zamanda sırt kaslarımız erirdi, bel mafsallarımız kireçlenir ve ağrılar başlardı; belli bir yaştan sonra da belimizi doğrultamaz hale gelirdik.

Secdelerde kalp seviyesinden bir karış aşağıya indirilen beynimize maksimum düzeyde kan hücum eder; böylece beynin oksijenlenmesi ve beslenmesi artar. Uzman Dr. Abdullah Muhammed Nusret, yaptığı araştırmasında, Hz. Peygamber (s.a v.)’in ilmî mucizelerine dikkat çekiyor. Beynin kan dolaşımı dengesi için, rükû ve secdede yapılan hareketler yavaş olmalı ve hareketlerde bir miktar beklenmeli ki fayda sağlansın. Burada, Efendimiz (s.a.v.)’in namazda rükû, secde ve kıyamda beklemeyi, namazı yavaş ve sükûnet içinde kılmayı emretmiş olmasının sırları ortaya çıkıyor.

Secde pozisyonu ile ilgili daha da ilginç bir olumlu süreç, Kahire’den; Ulusal Işın Teknolojisi Merkezinden, Elektromanyetik Alanlar Bilimdalı Başkanı Biyolog Prof. Dr. Muhammed Ziyaeddin tarafından ortaya konmuştur: “Bu çağda insanlar her yönden elektromanyetik dalgalara ve radyasyona maruz kalıyor. Bu yükün boşaltılmaması halinde, kanser ihtimali giderek artmaktadır. Bu yükün en etkili boşaltım şekli, toprak üstüne yapılan secde işlemidir. Çünkü secdede vücut, yedi noktadan toprak ile temasa geçiyor. Bu konumda, elektromun yetik yük kolayca toprağa geçer.”2

Bakın bu yedi uzvumuzu Allah Rasulü şöyle tarif etmiştir: “Ben yedi âza üzerine secde etmekle emrolundum. Bunlar; alın, (o anda eli ile burnuna da işaret eder), iki el, iki diz ve iki ayaktır.’’3

Namazda gözler hep yakın noktalara odaklanır. Selam verirken ise gözler omuzlara sabitlenir. Böylelikle namaz boyunca göz kasları, irisler, göz bebekleri, göz mercekleri sürekli en aktif pozisyonda tutulmaya zorlanır. Böylece presbiyopi, hipermetrop ve katarakt hastalığı gibi göz kusurları önemli ölçüde önlenir. “Öyleyse akşama girdiğiniz vakittte, sabaha erdiğiniz vakitte Allah’ı teşbih edip yüceltin. Hamd O’nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakitte.” 4

Beş vakit namazda 40 rekât ve 80 secde var. Her gün kaç jimnastikçi bu kadar hareket yapar?

Namaz günde beş ayrı vakitte kılınır. Kaç jimnastikçi günde beş defa ayrı ayrı zamanlarda beden eğitimi hareketi yapar?

Namaz ömrün sonuna kadar farzdır. Yolculuk yaparken bile namaz terk edilmez. Ömrünün sonuna kadar kaç jimnastikçi beden eğitimi hareketlerini sürdürür?

Namaz kılmak için abdest almak şarttır. Bazı durumlarda boy abdesti gerekir. Hâlbuki jimnastik yapmak için böyle bir mecburiyet yoktur.

Namazda hareketler yavaştır. Bu hareketler kalbi yormaz, günün değişik saatlerinde olduğu için insanı devamlı dinç tutar. Yağlanmaya ve kalori depolanmasına (şişmanlığa) mâni olur.

Bir doktor olarak bu tavsiyeleri reçete edersek;

I. Abdest, günde 5×1 defa

II. Namaz, günde 5×1

III. Oruç, haftada 2×1 gün

IV. Yemek, günde 2×1 öğün

Yakın bir zamanda maddî ve manevî hastalıklardan korunmak için doktorlar; reçetelerine böyle yazarlarsa şaşmayınız.

1- Taha, 14

2- Vakit, Kasım 2008

3- Buhari, Müslim

4- Rum Suresi, 17-18

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Hikmet Bozyel
Kategoriden Daha Fazla: Bilim ve Tefekkür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Somon Balıkları | Sayı 66

Yeryüzünü ve gökyüzünü harikulade sanat eserleriyle süsleyen Allah Celle Celaluhu, Kur’an-…