Anasayfa Bölümler Sayılar İSLAM'DA Fikir Özgürlüğü ve Sınırları (Sayı 58) İNSAN SEVDİĞİ UĞRUNDA HARCAMA YAPINCA MUTLU OLUR | Sayı 58

İNSAN SEVDİĞİ UĞRUNDA HARCAMA YAPINCA MUTLU OLUR | Sayı 58

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Cemaatimizde İnfakta Örnek Olan Kardeşlerimiz

Gücünü önce Haktan sonra halktan alan hareketimiz, yıllarca Müslümanların infakları ile hizmetlerini devam ettirmektedir.
Bizim bir davamız var. “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı” diyerek çıktık bu yola. Kimimiz kendini adadı bu davaya, kimimiz evladını adadı, kimimiz evini adadı, kimimiz ise malını adadı. Adakların en güzeline layık olan Rabbimiz Teâlâ’ya her kardeşimiz bir şeylerini sundu…

“Yalnız malını değil aynı zamanda canını da vakfedeceksin. Allah’ım malımı vakfettim Sana, Allah’ım çocuğumu vakfettim Sana, Allah’ım ideallerimi vakfettim Sana diyeceksin ve vereceksin” diyen fedakâr hocamızın sözlerinden etkilendik ve vakfettik canımızı-malımızı-zamanımızı-gençliğimizi…
“Cenneti kazanmak sürpriz yollarla olur. Hiç ummadığınız anda kazanabilirsiniz. 60 yıl namaz kılıp kazanamayabilirsiniz. Ama fedakârlık yaptığınız bir anda, bu hareketiniz Allah’ın hoşuna gider ve size cenneti bahşeder” diyen ve fedakârlığı ile bize örnek olan hocamızın sözlerini aklımızdan çıkarmadık ve her fedakârlığımızın Rabbimizin hoşuna gitmesini umduk…

“Neyin varsa ortaya koy. Bu pazar bir kez açılır herkes için… Bir daha açılmaz. Dünyaya bir defa geldiniz, bir daha gelmeyeceksiniz. Neyiniz varsa ortaya koyun. Bu pazarda kıymetsiz şeyler satılmıyor. Bu pazarda demir satılmıyor. Bu pazarda can satılıyor. Bu pazarda gençlik satılıyor. Bu pazarda siyah saçlar satılıyor. Bu pazarda neyin kıymetli ise o şeyler satılıyor” diyen Hocamızın izinden gitmeye niyetlendik… Siyah saçlarımızı onun gibi bu davada ağartmayı şiar edindik… Gençliğimizi, canımızı, malımızı bu yola infak etmeye niyetlendik.

Biliyoruz ki; ümmetin görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesi ancak büyük bir kuvvete ulaşmasıyla mümkündür. Ümmetin bu güce ulaşması için, gece-gündüz faaliyet yapmak ve ümmete öncülük edecek nesilleri yetiştirmek gerekir. Bu davada manevi destek kadar, maddi desteğe de ihtiyaç vardır. Bu davada bir halı, bir kilim, bir rahlenin dahi maliyetini üstlenecek Müslümanlara da ihtiyaç vardır.

Bizler Allah için kullandığımız mekânlarda “Allah’ın adı hâkim olsun” diye gece gündüz faaliyet yapıyor ve bir araya geliyoruz. Bazen namazgâhımız, bazen karargâhımız, bazen eğitimhanemiz olan yerlere mescit gözüyle bakıyoruz.

Bu şuur ile yıllardır yardımını esirgemeyen kardeşlerimiz oldu. Hem malı ile hem de canı ile destek olanlar oldu.
Yılda bir defa düzenlediğimiz infak toplantılarımızda çok güzel fedakârlıklara şahit olduk. Bazen kendi ihtiyacı olduğu halde “yeter ki öncü bir nesil yetişsin” şuuru ile kendi ihtiyacı olan şeyi adayanlar oldu. Onlardan bir kaçını paylaşmak istiyoruz.

• “Talebe evimizde elektrikli süpürgemiz arızalanmıştı. Biz de bazı arkadaşlarımızdan infak istedik ve bir hanım kardeşimiz çağrımıza cevap verdi. Henüz kutusu açılmamış yeni bir elektrikli süpürge gönderdi. Sonra öğrendik ki bize gönderen bayanın kendi evinde de süpürgesi yokmuş. Alamamış yıllarca… İlk kez bir süpürgesi olmuş, onu da kutusunu açmadan bize göndermiş. Ben bunu öğrenince kabul etmek istemedim. O da “yıllarca elimle süpürdüm, elim aşınmadı bundan sonra da aşınmaz” dedi ve almamız için ısrar etti. Allah razı olsun.” (Bir Bayan Hocamız)
• “Kendisine yardım ettiğimiz Suriyeli bir kardeş ailemiz vardı. Evin hanımı her hafta annemle sohbete geliyordu. Sohbetteki hoca “haftaya infak toplantımız var, hepiniz gelin” deyince o da gelmişti. Konuşulanları anlamamış, sohbeti anlamamış, hocayı anlamamıştı ama anlaması gereken en önemli şeyi anlamıştı. Herkes aşk ile bir miktar para söylerken, kendi de parmak kaldırmış ve “benden de 20 lira yazın demiş, az ama bir senede ancak bu kadar ödeyebilirim “ demiş yarım Türkçesi ile… Evet, belki sohbette konuşulanları anlamadı, ama anlaması gereken en önemli şeyi anladı.” (Rize’den bir kardeşimiz)
• “Bir kızımız infak toplantısını yaptığımızda nişanlıydı ve düğünü yakındı. O yüzden 1 bilezik söz verdi. Evlendi ve İstanbul’a gitti. 1 ay sonra gelecekti. 24 günlük evliyken kaza geçirdi. Kaza geçirdiği sabah eşine “ben bir bilezik infak sözü verdim” demiş ve akşam kaza geçirmişti. Aradan 12/13 gün geçti, eşi “hanımım infak olarak bilezik sözü vermiş” dedi bileziği gönderdi. Bu genç kızımız bileziğin elime geçtiği gün ruhunu teslim etti. O günü hiç unutmuyorum. O bileziği annesi avucuma bıraktı, avucum kor ateş gibi yandı.” (Diyarbakır’dan bir kardeşimiz)
• “Mahalle grubumuzdan olan bir ablamızı ziyaret etmiştim. Ona infaktan bahsettim. İki gün sonra beni çağırması üzerine gittiğimde elime para koymuştu. Şaşırdım ve sordum bu parayı nereden temin ettiğini… Çünkü durumları pek iyi değildi. Benim kendisine anlattıklarımı 80 yaşındaki babası ile paylaşmış. O da; “bu ümmetin kurtuluşu için; maddiyata ihtiyacı var” diyerek ertesi gün sırtında bir sepet ile akşama kadar yük taşımış, hamallık yapmış ve kazandığı bütün parayı bize göndermişti.” (Erzurum’dan bir kardeşimiz)
• Defalarca ayağından ameliyat olmuş, aldığı özürlü maaşını infak veren arkadaşımız var.
• İnfak toplantısına gelip, düğününde takılan altınların hepsini vakfeden genç bir arkadaşımız var.
• 2 büyük bileziğine güzel kokular sürerek “Peygamberimiz güzel verin diyor, ben de böyle infakımı güzelleştirdim” diyen ablamız var.
• İnfak toplantısına ağır hastayken gelip, orada infakını “belki ölürüm” diye peşin veren teyzemiz var. (1 ay sonra vefat etti.)
• İslam’a maddi destek vermek için alyanslarını gönül rahatlığıyla veren kardeşlerimiz var.
• Yazın 3 ay boyunca tarlada çalışıp tüm kazançlarını Allah yolunda infak eden kardeşlerimiz var.

Bu misalleri duyunca böyle bir şuura sahip olan kardeşlerimizin varlığına hamdediyoruz. Bu fedakârlıklar rahmeti celbeder. Bir cemaatte ne kadar çok fedakâr insan var ise; o cemaate Allah’ın yardımı da o kadar çok olur. Bizler hem mallarımızla hem canlarımızla bu davada “varız” diyoruz. İbrahim’in ateşine ağzında su taşıyan küçük karınca misali, ümmetin içinde bulunduğu koca yangına gücümüz nispetince engel olmak istiyoruz…

“Bu dava için kaybettiklerinize üzülmeyin. Çünkü bu dava her şeye değer.” (Alparslan Kuytul Hocaefendi)

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: İSLAM'DA Fikir Özgürlüğü ve Sınırları (Sayı 58)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi İle ‘Cumhurbaşkanı’nın Coca-Cola Fabrikası Açılışı Yapması’ Hakkında Röportaj

Kıymetli Furkan Nesli okurları! “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Coca-Cola fabrikasının açılışını…