İki Kuşak Sahibi Hz. Esma (Sayı 14)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

“Oğlum izzetinle yaşa ve şerefinle öl!” (Hz. Esma)

Öncüler; kalplerini Allah ve Rasulü’nün sevgisi ile donatan, hayatlarını İslam’a adayarak adanmışlığın doruğuna ulaşan ve bu anlamda yaşamlarını şekillendiren kimselerdir. Onlar sürekli çevrelerine öncülük ederek, ahlâkları, huyları ve davranışları ile takva sahiplerine yakışan tavırlar sergilemişler, fazilet ve rahmet bulutları gibi bulundukları aileye, topluma ve bütün insanlığa hayır yağmurları yağdırmışlardır. Dünyanın geçici zevklerini önemsemeden yaşamını sürdüren, hayatının her anında O’na kulluğu izzet bilen, işlerini Allah’a havale etmekten mutluluk duyan, karşılaşılan güçlüklere dayanma ve direnme sabrını gösteren, örnek yaşantısıyla da unutulmayacak olan âbide hanımlarından birisidir Esma binti Ebubekir.

Hicretten 27 yıl önce Mekke’de dünyaya geldi. Çok zeki ve akıllı bir çocuk olan Esma (r.anha), babası Hz. Ebu Bekir’in gözetiminde iyi bir şekilde yetişti. Ömrünün son demine kadar bir şeyler öğrenme gayretinde olan Hz. Esma’ya hayranlığını gizleyemeyen İbn-i Kesir, onu şu sözlerle anlatır:

“Esma binti Ebubekir, yüz yaşında bile önemli konularda istişare edilen, güçlü bir zekâya, sağlam bir imana ve büyük felaketlere göğüs geren eşsiz bir sabra sahip bir hanımdı.”

İslam’la şereflenen ilk on sekiz müslüman arasında zikredilmektedir. Hz. Esma (r. anha) baba ocağında İslam’ın güzellikleriyle yetişti. Sarsılmaz bir imana sahipti. Edep, hizmet ve ferâset gibi güzel ahlâkı hayatı boyunca ona kılavuz oldu. Akıllı ve becerikliydi.

Hz. Ebubekir’in eliyle Peygamberimize biat etmiştir. İslam kadınları arasında iman, sadâkat ve cesareti ile tanınırdı. Hz. Esma’nın bu denli üstün vasıfları; yetiştiği ve kendisine nuru parlayan, salihler çevresiyle de alâkalıydı. Çünkü eniştesi kâinatın Efendisi Peygamberimiz (s.a.v.), kız kardeşi Efendimiz’in hanımı Hz. Aişe’dir. Babası ise büyük sahabi, ashabın üstadı ilk müslüman ve aşere-i mübeşşerenin ilki Hz.Ebubekir, dedesi Efendimiz(s.a.v)’e sahabi olma saadetine eren Ebu Kuhâfe (r.a.)’ dir. Eşi ise sahabilerden Rasullah’ın sevdiği ve halasının oğlu ve Allah yolunda ilk kılıç çeken Zübeyr b. Avvam’dır.

Hicretten yirmi yedi yıl önce, 595’te Mekke’de doğan ve Hz. Aişe (r.anha) ile baba bir kardeş olan Hz. Esma’nın (r.anha) adı, ilk defa hicret hazırlıklarının sürdüğü dönemde ön plâna çıkar. Efendimiz (s.a.v) kendisine hicret emri geldiğinde meseleyi konuşmak için Hz. Ebu Bekir’in (r.a) evine gider ve sadık dostu ile yalnız görüşmek ister. Hz. Ebu Bekir ise yanlarında bulunan kızları Aişe ve Esma’nın sır saklamayı bildiklerini söyleyerek, onların yanında konuşabileceklerini belirtir. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) söze başlar, kendisine hicret emri geldiğini ve yol arkadaşı olarak da Hz. Ebu Bekir’i seçtiğini anlatır.

Efendimiz’in sözlerinin ardından Hz. Esma ve Hz. Aişe yol hazırlıklarına başlarlar. Çetin geçeceği belli olan bu yolculukta ihtiyaçlarını karşılamaları için deriden bir torbaya azık koyar, bir kırbaya da su doldururlar. Fakat kapların ağzını bağlamak için ip bulamazlar. Bunun üzerine Hz. Esma belindeki çok sevdiği kuşağını hiç tereddütsüz çıkarır ve ikiye bölerek kapların ağzını bağlar. Hz. Esma’nın bu davranışından hayli memnun olan Efendimiz (s.a.v) ona: “Allah bu kuşağın karşılığında cennette sana iki kuşak versin” diye dua eder. Bu hadisenin ardından Hz. Esma’nın lâkabı “Zatü’n-Nitâkeyn” yani “iki kuşak sahibi” olmuştur.

Hz. Esma’yı öne çıkaran husus elbette ki sadece bu olay değildi. Hicret günü Efendimizin nerede olduğunu öğrenmek isteyen Ebu Cehil başkanlığında bir grup, Hz. Ebubekir’in evine geldi ve Hz. Esma’ya babasının ve Peygamberimizin nerede olduğunu sordu. Hz. Esma bilmediğini söyleyince öfkeden deliye dönen Ebu Cehil, küfür pisliğinde kirlenmiş eliyle Hz. Esma’ya şiddetli bir tokat attı ve yere düştü Ebubekir’in kızı. Öyle ki Hz. Esma’nın kulağındaki küpeler yere düştü fakat hiç aldırış etmedi. Çünkü o bu uğurda her şeyi göze almıştı ve gerekirse ölecek, ama Rasülullah (s.a.v.) ile babasının nereye gittiklerini söylemeyecekti. Hz. Esma kendi hayatını tehlikeye atarak, Peygamberimizin mübarek hayatını korudu. Üzerine düşen vazifeyi en güzel şekilde yerine getiriyordu Hz. Esma. Çünkü korunması gereken Allah’ın Rasulüydü yani hareketin lideri, ümmetin başı. Şayet O olmayacak olursa ümmet dağılır, hareket sekteye uğrayabilirdi. Bugün de Esma yüreklilerle İslamî hareket güç kazanmalı ve Ebu Cehiller kendi kinlerinde boğulmalı. Bunun için binlerce Esmalar adanmalı…

Allah’ın takdir ettiği zaman gelince Hz. Esma, Zubeyr İbnu’l-Avvam ile evlendi. Zubeyr (r.a.), yoksul bir gençti. Hizmetini görecek hizmetçisi ve ailesini rahat içinde yaşatacak geliri yoktu, sadece bir atı vardı. Mâlumunuzdur ki Hz. Esma ise maddi geliri iyi olan, müreffeh bir ailede yetişmişti. Ama buna rağmen eşine karşı tutum ve davranışlarında asla sınırı aşmamış, itaatkâr bir eş olarak tanınmıştı.

İbadete düşkünlüğü, takvası ve cesaretiyle bilinen Hz. Esma; genç yaşta sahip olduğu üstün vasıflarıyla hem kendi döneminin güzel örneği hem de kalbinde Allah ve Rasulü’nden başkasına yer vermek istemeyenlerin örneği olmuştur.

Hz. Esma’nın en belirgin özelliğinden birisi de son derece cömert olmasıydı. Oğlu Abdullah; annesi Esma ile teyzesi Aişe kadar cömert bir insan görmediğini, teyzesinin eline geçen şeyleri biriktirip belli bir miktara ulaştıktan sonra dağıttığını, annesinin ise eline geçeni ertesi güne bırakmadan hemen verdiğini söylemektedir. Bir gün Hz. Esma, vereceği bir sadakayı sayıp hesaplarken Hz. Peygamber (s.a.v) ziyaretine gelmiş, onun bu durumunu görünce: “Sayma, sonra Allah da sana sayarak verir” buyurmuştu. Bunun üzerine Hz. Esma vereceği sadakaları hiç saymadan topluca vermeye başladı.

Ömrünü en temiz şekilde yaşayarak toplumuna güzel örnek olan, bağlılığı ve samimiyeti, cesareti ve şecaati ile Peygamber övgüsüne mazhar olan Hz. Esmâ, uzun seneler yaşadı ve vefat etmeden önce oğlu Abdullah’a şöyle vasiyet etti: “Oğlum izzetinle yaşa ve şerefinle öl!”

Hicretin 73. senesinde yüz yaşında ruhunu Rabbine teslim eden Hz. Esma da diğer öncüler gibi ardında tertemiz ve örnek bir hayat bıraktı. Allah senden ve senin gibi öncülerden razı olsun. Ve bizleri de bu inanç ve bağlılıkla yoğursun.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Gülhan Kaynarpınar
Kategoriden Daha Fazla: Biz Medeniyetimize Dönüyoruz! (Sayı 13)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Değişmeyen Çizgisiyle Furkan Nesli| Sayı 61

Mayıs 2011’de “Bismillah” diyerek yayın hayatına başlayan Furkan Nesli Dergisi, misyon ve …