Anasayfa Bölümler Hadis Hz. Peygamberin Vefatından Sonra Hadis Yazımı (Sayı 39)

Hz. Peygamberin Vefatından Sonra Hadis Yazımı (Sayı 39)

12 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Hz. Peygamber, Hakk’ın rahmetine kavuşur kavuşmaz sahabeden hadis yazanların sayısı artmaya başladı. Daha sonra Tâbiun’dan da yazanlar olmuş ve hadis yazımını sahabeden de ileriye götürmüşlerdir.

Abdurrahman b. Ebiz’Zenâd babasından şu rivayette bulunmuştur: “Biz helali ve haramı bildiren hadisleri yazardık, İbn-i Şihab ez-Zuhrî ise her duyduğunu yazardı. Ona ihtiyaç duyulduğu zaman, kendisinin ne kadar âlim biri olduğunu anladım.”

Hz. Ömer Radıyallahu Anh hadisleri bir araya toplayarak yazıya dökmek istemiş ve bunun için sahabe ile istişare etmiştir. Sahabe yazması yönünde görüş beyan edince bir müddet bu konuda istihareye yatmış ancak Allah ona bir şey göstermemiştir.

Beyhaki Medhal’inde Urve b. Zübeyr’den şu rivayette bulunur: “Hattab oğlu Ömer Radıyallahu Anh, sünnetleri yazmak istedi ve bunun için sahabe ile istişare etti. Ancak sahabe görüş belirttikten sonra bir ay bu konuda istihareye yattı. Bir sabah Allah ona bir yol gösterdi ve şöyle dedi: “Ben sünnetleri yazmak istedim ancak sizden önce bazı kavimleri hatırladım, onlar birtakım kitaplar yazdılar ve onlara yönelerek Allah’ın kitabını terk ettiler. Allah’a andolsun ki ben kesinlikle Allah’ın kitabına bir şey karıştırmayacağım.”1 

Genel Olarak Hadis Tedvini

Râşid Halife Ömer b. Abdülaziz dönemine kadar durum böylece sürüp gitti. Yani kimisi hadisleri yazıyor, kimisi yazmıyordu. Ömer b. Abdülaziz hak ile bâtılın birbirine karışmasından veya sünnetlerin kaybolmasından korkarak hadislerin toplanıp tedvin edilmesini istedi. Zaman, birinci yüzyılın başıydı. Diğer şehirlerde ilimleriyle tebarüz etmiş kişilere mektuplar göndererek hadislerin toplanmasını emretti. Ayrıca valilerine de bu emri bildiren birer mektup yazdı.

İmam Mâlik, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani tarikiyle gelen şu rivayete Muvatta’da yer verir: “Ömer b. Abdülaziz, Ebû Bekr b. Muhammed b. Amr’a yazdığı mektupta şöyle dedi: ‘Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in hadislerini, sünnetlerini, Amr b. Abdirrahman’ın rivayet ettiği hadisleri araştır ve yaz; zira ben, ilmin kaybolmasından ve ulemanın ölüp gitmelerinden korkuyorum.’ Ayrıca ona Ensar’dan bazılarının yanında ne varsa yazmasını tavsiye etti.”

Tedvin Hareketinin Hızlanması

Her şehir merkezinde âlimler, kendilerine verilen bu görevi en güzel şekilde gerçekleştirdiler. Hadis ve sünnetleri seçerek toplamaya yöneldiler. Sahihini zayıfından, makbulünü merdudundan ayırdılar. Seleften hiç kimse hadisleri yazmakta bir sakınca görmedi. Daha önce aralarında bulunan hadis yazımı ile ilgili ihtilaf da bu şekilde ortadan kalkmış oldu ve bu konu istikrara kavuştu. Hadis yazımının cevazı konusunda hatta bunun müstehap bir davranış olduğu hususunda, icmâ hâsıl oldu.

Hadis ilminde ilmi tedvin hareketi gelişti. Sıdk ve emanet sahibi araştırmacı bir topluluk, bu kıymetli işin sonunda sıcak yataklarından uzaklaşarak hokka ve defterlerine sarıldılar. Bu uğurda zor işlere katlandılar. Defter ve hokkalarını yanlarından ayırmayarak şeyhlerle bir araya gelmeye ve hadisleri direk ağızlarından almaya gayret gösterdiler. Bu yolda uzun geceleri uykusuzlukla geçirdiler, ıssız çöl ve çorak arazileri kat ettiler. Muhtelif şehir ve bölgeleri dolaştılar. O günkü vasıtalarla yolculuk zor olduğu, imkânlar elvermediği halde ilim ve hadis rivayeti için üstün bir örnek oldular ki bu sayede isimleri ebedi kalan âlimler zümresine katılmış oldular.

Hadis ve sünnet için altın çağ kabul edilen yaklaşık olarak üçüncü asırda, hadislerin toplanması sona erinceye kadar âlimler hadisleri toplamaya, tenkit ederek ayırmaya, sahih, sünen ve müsnedleri telif etmeye devam ettiler. Bu asrın son bulmasıyla cerh ve tâdil ile tenkid işi de neredeyse sona ermişti. Daha sonra hadis kitaplarını tertip etmek, düzene koymak ve onlara istidraklerde bulunmak yani eksik ve hatalı yönlerini bulmak gibi işler başladı. Bu da dördüncü ve onu takip eden asırlarda devam etti.

Netice olarak konuyu şöylece özetleyebiliriz: Sünnet, aradan uzun bir süre geçmeden tedvin edilmiştir. Özel bir anlamda tedvin Hz. Peygamber’in döneminde başladı. Sahabe asrında ve Tâbiun asrının ilk yıllarında gelişti, Tâbiun asrının sonlarında ise genel bir hüviyete kavuştu. Üçüncü asrın sonlarına kadar bu gelişme sürdü ve tamamen olgunluğa kavuştu ki, bu üç asır kurtuluş, hidayet ve doğru yolda ilim, amel ve iman gibi yüce hasletlere şahit olan asırlardır.6

İlim Uğruna Yapılan Seferler

İslâm âlimlerinin özellikle hadis imamlarının ve onu derleyenlerin en belirgin özellikleri; şüphesiz çok göç etmeleri ve uzun yolculuklara çıkmalarıdır. Onlar sahabenin ve sahabeye en güzel şekilde uyan Tâbiun’un sünneti üzere yürüdüler. Onlardan birisine sika raviler kanalıyla bir hadis ulaşınca, bununla iktifa etmiyorlardı. Bilakis hadisi vasıtasız olarak ilk ravîsinden almak için gece- gündüz demeden yolculuğa çıkıyorlardı.

İmam Mâlik’in Yahya b. Said’den rivayet ettiğine göre Said b. Museyyeb: “Ben bir tek hadis için gece-gündüz demeden yolculuk yapardım” demiştir.

Hatibel-Bağdadi Ebu’l Aliye’nin şöyle dediğini nakleder: “Biz sahabeden nakledilen hadisler duyardık ancak gönlümüz buna razı olmaz, onlara gider ve bizzat onlardan dinlerdik.”7

İmam Ahmed’e: “İlim taleb eden birisi âlim birisinin yanında oturup tahsil mi görsün yoksa ilim yolunda sefere mi çıksın?” diye soruldu. O da: “Sefere çıkarak farklı belde âlimlerinden aldıklarını yazsın” diye cevap verdi.

İlim ve hadis uğruna uzun yolculuklara katılanlar arasında, İmam Ebu Hanife, İmam-ı Mâlik, İmam-ı Şafii ve Ahmed b. Hanbel de vardır. Muhaddislerden ise sayılamayacak kadar çoktur.

Bunların ilk öncüleri ise: İmam-ı Buharî, İmam-ı Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Neseî, İbn-i Mâce ve Hâkim gibi imamlardır. Bunlar hayatları boyunca rahat ve istikrarın tadını tatmamışlardır.8

      Prof. Dr. Muhammed Ebu Şehbe

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Hadis

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Nefislere Nasihat | Sayı 79

Tamahkâr, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artırmak için kendini küçük düş…