Anasayfa Bölümler Sayılar 21.yüzyılda Furkan Olmak (Sayı 37) Hint-Çin Kıskacında Bir İslâm Ülkesi: Keşmir (Sayı 37)

Hint-Çin Kıskacında Bir İslâm Ülkesi: Keşmir (Sayı 37)

15 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Bugün dünyanın çatısı adını verdiğimiz Asya’nın merkezinde yer alan Keşmir’de, her gün bin bir türlü zulüm yaşanmaktadır. Olaylar Birinci Dünya Savaşı’ndan önce başladı ve bugün bütün şiddeti ile devam ediyor. Keşmir sokakları her gün savaş meydanı gibi… Kanlar oluk oluk akıyor. Müslüman cesetleri görülmeyen bir gün yaşanmıyor Keşmir’de. Son üç yılda 25 bin Müslüman şehit edildi ve bugün 70 bin kadar Müslüman hapishanelerde işkence altında tutulmakta.

Bu akıl almaz vahşetin işlendiği yer olan Keşmir neresi?

İnsanlık trajedilerinin yaşandığı en önemli yerlerden biri olan Keşmir; Hindistan, Pakistan ve Çin sınırlarında yer alan bir bölgedir. Güzellikleri ve bereketli toprakları sayesinde “Doğu’nun İsviçresi” olarak da telakki edilir.

İlkçağlarda önce Budistlerin daha sonra Hinduların yönetiminde olan Keşmir, İslâmiyet ile 1346 yılında tanışmıştır. Son Hindu hükümdarı Udyanadeva’nın ölümünden sonra 1346’da, Müslüman olan Şah Mir Şemseddin, Keşmir topraklarında iktidarı ele geçirmiştir. Bu tarihten sonra İslamiyet hızlı bir şekilde yayılma göstermiştir. Yaklaşık olarak 13 milyon üzerinde bir nüfusa sahip olan Keşmir halkının yüzde doksanından fazlası müslümandır. Azad Keşmir (Özgür Keşmir) halkının tamamı Müslüman, işgal altındaki Keşmir halkının da yüzde doksanı müslümandır.

İngiliz Oyunu

1819’da Sih Mihracesi Ranjit Singh’in Keşmir’de yönetimi eline geçirmesinden bir yıl sonra, ülke toprakları İngiliz koruması (!) altına alınır. İşte bu tarihten itibaren Keşmir’in çile dolu günleri başlar. İngilizler, Sih Mihracesi Ranjit Singh’in komutanlarından olan Gulab Singh’i, Cammu ve Keşmir mihracesi olarak tahta geçirirler. 1947’de Hindistan’ın bağımsızlığa kavuşması üzerine İngilizler bölgeden çekilirken, “Böl ve Yönet” taktiğini tam anlamıyla burada uygularlar. İngilizlerin bu kararı gereğince Keşmir, Hindistan’a bırakılır. Oysa Keşmir’de yaşayanların tamamı müslümandır. Amaç, Asya’nın ortasında “sürekli kanayan bir yara” oluşturmaktır. Gerçekten plân tam bir “İngiliz Oyunu”dur.

Müslüman Keşmir

İngilizlerin bölgeyi terk ettiği tarihlerde Keşmir halkının tamamı müslümandı. Ancak yıllarca devam eden soykırım sonucunda, Cammu-Keşmir bölgesinin güneyinde Müslümanların oranı %70’e düşürülmüş ve Çin Keşmir’inden ise, ses seda kesilmiştir.

1993 yılında, Pakistan’ın kontrolü altındaki topraklarda 2 milyon, Hindistan’ın kontrolü altındaki topraklarda 6 milyon, Çin’in kontrolü altındaki topraklarda ise yaklaşık 9 milyon Keşmirli yaşamakta idi. Ve bu nüfusun 8 milyondan fazlası müslümandı. Ancak günümüzde Müslüman mahallesinde salyangoz satılmakta ve bir avuç azılı azınlık, Müslüman çoğunluğa zorla hükmetmekte, İnsan Hakları ve BM ise bu haksızlığa göz yummakta hatta içten içe de desteklemektedir.1

Özellikle 1991’in ikinci yarısında Keşmir’de patlak veren son kanlı olaylarda haftalar boyu oluk oluk Müslüman kanı akıtılınca, Keşmir Müslümanlarının protesto gösterileri de artmış ve Hindistan askeri güçleri ile müslüman gençler arasındaki çatışmalar her tarafa yayılmıştı. Mesela Hindistan’da Cumhuriyet’in ilan edilişinin 40. yıldönümü gecesinde Keşmir halkı ülkenin diğer kesimlerinin tam aksine şehirlerin ışıklarını söndürmüş ve Keşmir, baştan aşağı karanlıklara bürünmüştü. Bu ve benzeri eylemler Hindistan rejimini öfkelendirdi. Ve Cuma günleri Cuma namazına giden Müslümanların üzerlerine sık sık ateşler açıldı. Keşmirli Muhammed Rıza yaşananları şöyle anlatıyor: “Biz öncelikle Allah rızasını kazanmak ve Allah’ın bize yüklemiş olduğu ‘Kâfirlere karşı cihad edin’ emrini yerine getirmek için çalışıyoruz. Biz gayretimizin son noktasına kadar kıyamımızı sürdürürüz. Gerisi Allah’ın bileceği bir iştir. Takdir Allah’ındır. Bu yolda izzet ve şerefimizle yaşamakla şehid olmak tek tercihimizdir. Biz halkımızın hür iradesiyle kendi geleceğini kendisinin belirlemesini istiyoruz.”2

Unutulan Mozambik Müslümanları!

Afrika’da yaşayan Müslüman topluluklar içerisinde Mozambik Müslümanları kadar uzun bir süre zorluklarla karşılaşmış, acı çekmiş topluluk yoktur herhalde. 500 yıla yakın bir süre Portekiz sömürgeciliğine karşı mücadele verdiler. Bugün de bir dertler yumağı ile içice yaşıyor Mozambik Müslümanları…

Sömürge yönetimi altında yaşadıkları 500 yıl boyunca sürekli ezilen ve sömürülen Mozambik halkı, bu yüzyıl içersinde tüm Afrika’yı saran bağımsızlık ateşinden etkilendi ve yaklaşık 10 yıllık bir mücadeleden sonra 1975 yılında bağımsızlığını kazandı.

Portekiz İstilası Ve Esaret!

Portekizliler 1505 yılında “Sofala” kentini ellerine geçirdiklerinde; Müslümanların genelini katlettiler, geri kalanları da kendilerine köle olarak aldılar. Bu tarihler, Mozambik halkı için adeta bir “fetret” devriydi. Bu insanlar kendi vatanlarından alınarak denizaşırı ülkelere köle olarak götürülüp, pazarlarda bir hayvan gibi satıldılar. Aile ve akrabalarından ayrılan Mozambikliler, neye uğradıklarını şaşırdılar. Hiç tanımadıkları insanların kölesi olarak, kendi tarlası için değil de sadece efendisi için çalışacaktı. Buna karşın hiçbir sosyal hakka sahip olmadıkları gibi yatacak yer olarak ahırlar gösterildi. Bütün bu vahşeti sözde medeni olan Avrupalılar, kiliselerin çıkardıkları emirlerle yapıyorlardı. Hizmet ettikleri bu insanların dillerini dahi bilmiyor, böylece efendisi olan zalim Avrupalıdan durmadan azar işiterek işkence ile çalıştırılıyorlardı. Bu kötü ve insanlık dışı tutuma karşı olarak belli başlı bazı ayaklanma ve direnme hareketleri olduysa da mevcut Portekiz rejimi tarafından çok acımasızca bastırılıp, bu tür eylemleri yapanlar işkence ile öldürüldü. Ülkede hiçbir İslâmi müessesenin faaliyet göstermesine izin verilmediği gibi, bütün medreseler ve İslâmi okullar da kapatılmıştır.

Siyah Derililere Kızıl Zulmü

Mozambik Anayasası’nın 1974 yılından beri komünist ve “seküler” yapısı sürmektedir. O nedenle de 1974 yılından beri Mozambikli Müslümanlar cemaatle namaz kılamıyor ve hiçbir yerde ezan okunamıyor. Kur’an-ı Kerim’in öğretimi ve eğitimi yasaklandığı gibi İslamî eğitim ve öğretim için yurt dışına çıkmak isteyen Müslüman öğrencilere pasaport verilmiyor. Ülkede, İslamî kitap basmak ve yaymak yasak olduğu gibi ülkeye İslamî kitap veya dergiler sokmak da kanunla yasaklanmıştır.

Komünist rejimin çıkarmış olduğu bir diğer zulüm konusu ise “nikâh törenleri” için yapılacak merasimle ilgilidir. Kanuna göre her kim nikâh yapacak olursa, domuz eti ile içki içmek ve misafirlerine ikram etmek zorundadır. Bu insanlık dışı kanun tabii ki, en çok Müslümanları ilgilendiriyor. Zaten bu kanun sadece Müslümanlardan intikam almak için çıkarılmıştı. Böylece Müslüman halkın nikâh yapmasını önleyerek ülkedeki Müslüman nüfusun giderek yok olmasını arzulamaktadırlar.3

1- Altınoluk Dergisi

2- İslam ve İnsan Formu Sitesi- “Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanlara karşı yapılmış katliamlar” bölümünden alıntıdır.

3- Aslan Balcı-Milli Gazete

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: 21.yüzyılda Furkan Olmak (Sayı 37)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Furkan Nesli Dergisi Okurlarına Kampanya | Sayı 91