Anasayfa Bölümler Alıntı Yazılar Hadis Tedvininin Geçirdiği Safhalar (SAYI 40)

Hadis Tedvininin Geçirdiği Safhalar (SAYI 40)

11 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Daha önce de belirttiğimiz gibi genel olarak tedvin hareketi hicri birinci asrın sonunda başladı. Farklı beldelerde ki âlimler Râşid Halife Ömer b. Abdülaziz’in davetine icabet ettiler. Muhtelif bölgelerde İslâmî ilimler sa-hasında otorite olan kişiler hadisleri toplama işine soyundu. Bu geniş sahada âlimler birbirleriyle adeta yarıştılar. Medine’de İmam Mâlik (Ö: 179) Mekke’de Ebu Muhammed Abdülaziz b. Cureyc (Ö: 150) Şam’da el-Fuzaî (Ö: 156) Yemen’de Ma’mer b. Râşid (Ö: 153) Basra’da Hammad b. Seleme (Ö: 176) ile Said b. Ebu Arube (Ö: 156) Kûfe’de Sufyan es-Sevri (Ö: 161) Horasan’da Abdullah b. Mübarek (Ö: 181) Vasıt’ta Huşeym b. Beşir (Ö: 188) Rey şehrinde ise Cerir b. Abdulhamid (Ö: 188) ve daha niceleri birer eser te’lif ettiler. Bunların tamamı hicri ikinci asırda yaşamışlardır.
Bu asırda müelliflerin metodu hadisleri sahabe sözleri ve tâbiun fetvalarıyla birlikte toplamak olmuştur. Bu husus İmam Malik’in Muvatta’ında açıkça görülmektedir.
Sonra hadis tedvini için yeni bir dönem geldi. Ki bu dönemde sadece Hz. Peygamber’in hadisleri toplandı. Bu adım ikinci yüzyılın başında atıldı. Bu adımı atanların bir kısmı müsned tarzında eserler verdiler. Bu da; konularına bağlı kalmaksızın bir sahabinin hadislerini, bir araya getirmekten ibarettir. Mesela namaz ile ilgili bir hadis, zekât ve cihad ile ilgili bir hadis ile yan yana gelebilir, İmam Ahmed, Osman b. Ebu Şeybe, İshak b. Râhûye vb. gibilerinin müsnedleri bu çeşittendir. Müsned sahipleri sadece sahih hadislere bağlı kalmayıp hasen ve zayıf hadisleri de kitaplarına toplamışlardır.
Meşhur Kütüb-i Sitte sahibi gibi bazı hadisçiler de kitaplarını fıkıh bablarına göre te’lif ettiler. Bunların bir kısmı sadece sahih hadisleri bir araya getirdiler. Buhari ve Müslim gibi. Bazıları da sahihin yanında zayıf ve hasen hadislere de yer verdiler. Ancak bazen buna işaret ederken bazen de buna işaret etmediler. Bu okuyucunun bilgisine ve makbul haberleri, merdud olanlardan; zayıftan, sahihten ayıracak tenkit gücüne güvenden kaynaklanıyor. Bunun en güzel örnekleri Sünen’ul Erbaa dediğimiz Ebu Davud, Tirmizi, Nesaî ve İbn-i Mâce’dir.
Hicri üçüncü asır (200-300) Sünnetin toplanması, tedvini, tenkid ve temyizi bakımından altın çağdır. Hadis imamları ve uzmanları, tenkid konusunda mahir ve hadis sarrafı olanlar bu asırda yetiştiler. Neredeyse sabit olan bütün hadisleri az bir kısmı müstesna içine alan Kütüb-i Sitte ve benzerlerinin güneşleri bu asırda parladı. Bütün fakihler, müctehidler, müellifler, öğretmenler, bu eserlere itimad ettiler. Tebliğciler, ıslahatçılar ve ahlakçılar, psikolog ve sosyologlar arzu ettiklerini bu eserlerde buldular.1
Hadisçilerin Tenkid Ve Dirayete Verdikleri Önem
Hadis imamları, hadisleri sağlam kitaplarda toplamakla ilgilendikleri gibi kabulü ve reddini gerektiren sened ve metin yönlerinden de araştırmaya özen göstermişlerdir. Hakikaten hadisin bu yönleriyle ilgilenmek çok faydalı ve övgüye değerdir. Çünkü iyiyi kötüden, sahihi illetliden, ayırmak buna bağlıdır. Sünnet bu yolla her türlü uydurmadan korunmuş olur. İslâm şeriatı bu şekilde muhafaza edilmiş olur. Bu yönden araştırılan konular şunlardır: Sahih, hasen ve zayıf hadisler ve bunlardan her birinin durumu, munkatı’, mu’dal, şazz, maklûb, munker, muztarıb ve mevzu gibi zayıf hadis çeşitleri, bunlarla ilgili olarak cerh ve tâdil yönünden râvilerin durumları ve bununla ilgili lafızlar, rivayet ve şart, hadis tahammülü ve keyfiyeti, eda ve lafızları, (hadisi başkalarına naklederken kullanılan tabirler), hadisin illetleri, garibi ve muhtelifi (çelişkili hadisler), nâsihi ve mensubu, ravilerin lakapları, vatanları, ölüm tarihleri ve bunlara benzer birçok konu ki, hepsine hadis ilimleri ve rical (raviler) kitaplarında geniş bir şekilde yer verilmiştir.
Biraz önce hadislerin genel olarak birinci asrın sonunda tedvin edildiğini belirttik. Sakın rivayet ve şartları, raviler ve sıfatları, cerh ve tâdil gibi konuların o zaman olmadığını sanma! Çünkü bütün bu hususlar kalplere ve zihinlere nakşedilmişti. Bu gibi ilimlerin durumu hadis metinlerinin durumu gibiydi. Hadisleri toplayan imamlar bunlardan habersizdi denilemez. Bilakis, bunları en güzel şekilde biliyorlardı. Görünürde olmasa bile zihinlerinde vardı. Nitekim hadisleri tedvin ederken rivayetleri kabul konusunda aşırı ihtiyata yer vermeleri hadislere yalanın, hata ve gafletin karışmasını önlemeleri hususunda bize gelenler bunları bildiklerini doğrulamaktadır.
Bu hususu ilk asırlarda yazılan eserlerde açıkça görebilirsin. Bu eserlerde metinler ile tenkid ve rivayet ilminin usulü beraber verilmiştir. İmam Şafiî (Ö: 204)’nin er-Risale’sinde işlediği konular, İmam Ahmed (Ö: 241)’in talebelerinin, kendisine sordukları sorular ve aralarında geçen konuşma, İmam Müslim (Ö: 161)’in Sahih’inin mu-kaddimesinde yazdıkları, İmam Ebu Davud (Ö: 275)’un meşhur Sünen’inde takip ettiği metod ile ilgili Mekke ehline yazdığı risale, İmam Ebu İsa et-Tirmizî (Ö: 279)’nin Câmi’inin sonunda aldığı, sahih, hasen ve zayıf hadislerle ilgili el-İlel adlı kitabı, İmam Buhari (Ö: 256)’nin kaleme aldığı Üç Tarih2 ve benzeri gibi eserler hep bu cümledendir.
Bütün bunlardan dolayı rahatlıkla diyebiliriz ki: Hadis tenkidi yani sahih hadisleri sahih olmayandan ayırma işi; (müsned, cami ve diğer) hadis kitapları te’lif edilirken beraber olmuştur. Bazı hadis koleksiyonlarında derecesine işaret edilmeksizin -ki bu oldukça azdır- zayıf, münker ve mevzu haberlere yer verilmesi hadis imamlarının cerh ve ta’dil, sahih ye zayıf hadisin şartlarında ihtilaf etmelerinden kaynaklanıyor. Cerh konusunda kimisi aşırı sert, kimisi yumuşak, kimisi orta yollu davranmıştır. Bazılarının keşfedemediği illetleri bazıları bulabilmiştir. Bu ise, İslâm’da araştırma hürriyetine en güzel örnektir. Ancak bu hürriyetin aslı; hakkı ortaya çıkarmak ve batılı yok etmek içindir, yoksa heva ve arzuları tatmin için değildir.3

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Alıntı Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Nefislere Nasihat | Sayı 79

Tamahkâr, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artırmak için kendini küçük düş…