Haddini Bilmek | Sayı 67

3 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Küçük bir fare, bir devenin yularını tutmuş, kurula kurula gidiyordu. Deve yumuşak huylu olduğu için, fareyle yol arkadaşlığı yaparken, fare içinden:
— Ben ne yiğitmişim, diye böbürleniyordu. Deve, farenin bu düşüncesini anladı. Kendi kendine:
— Hadi sen böyle kendini avut bakalım, ben sana gösteririm dedi.
Gide gide kocaman bir filin bile geçemeyeceği büyük bir ırmağın kıyısına geldiler. Fare orada durdu, şaştı kaldı.
Deve:
— Ey dağda ovada bana yoldaşlık eden! Neden durdun? Haydi, yiğitçe ırmağın ötesine geçsene. Sen benim kılavuzum, öncüm değil misin?
Fare:
— Arkadaş! Bu su pek büyük, pek derin. Boğulurum diye korkuyorum.
Deve alaycı bir tavırla:
— Dur bakalım suyun derinliği ne kadarmış? diyerek hemen ırmağın içine ayağını bastı. Sonra:
— Ey kör fare! Su diz boyu kadar. Niye şaşırdın? Fare korkudan titriyordu.
— Ey hünerli deve! Su sana diz boyu ama benim başımı yüz arşın geçer.
— Öyleyse bir daha haddini bil. Git farelerle boy ölçüş. Sen benimle yarışamazsın.
Fare pişman bir hâlde:
— Tövbe ettim, pişman oldum. Allah aşkına beni şu sudan geçir, diye yalvardı.
Deve fareye acıdı:
— Hadi atla sırtıma bakalım. Bu sudan geçmek benim işimdir, dedi ve birlikte karşı kıyıya geçtiler.

İnsanoğlu bazen haddini bilmez ve küçücük cüssesiyle büyük işlere kalkışır. Karşısındakilerin hiçbir şeyin farkında olmadığını düşünür. Hâlbuki muhatabı onun düşüncelerini bilir ama yeri ve zamanı gelmeden müdahale etmez. Olaylar ve yaşananlar aslında kişilere haddini çok güzel bildirir. Önemli olan; tövbe edip af dilemektir… Haddini bilip, kendine çeki düzen vermektir…

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Yönetici
Kategoriden Daha Fazla: Dava Yolunda Dökülenler (Sayı 67)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Furkan Nesli Dergisinin 75. Sayısı Çıktı

Çağımız insanının en büyük problemlerinden biri de maalesef ‘şahsiyet’ konusu... …