Anasayfa Analiz Haber – Yorum | Sayı 83

Haber – Yorum | Sayı 83

39 dakika ortalama okuma süresi
0
0

TÜRKİYE

YİNE YANLIŞ YAPMIŞIZ!

Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan yaptığı açıklamalarda, kendi ifadesiyle; yine özeleştiri(!)lerde bulundu. Daha önce birçok konuda ‘Aldatıldık, Allah bizi affetsin vs.’ gibi U dönüşleri bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son özeleştiri konuları ise şöyle:

“AB İstedi Zina Yasağını Kaldırdık, Yanlış Yaptık”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’nin talepleri doğrultusunda kaldırılan zina yasağıyla ilgili yanlış bir adım attıklarını ifade etti. Zinanın suç olması konusunun çok “tartışmalı” olduğu hatırlatılarak, yapılacak düzenlemelerin kapsamının ne olacağının kendisine sorulması üzerine ise, “Bu çok eski bir konu. Kapsamı geniş. Tartışılsın. Bunlar zaten bizim daha önce yasal düzenlememiz içinde vardı. Biz AB’nin talepleri doğrultusunda adım atmıştık, ama yanlış yapmışız” dedi.
24 Eylül 2004’te Erdoğan, Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell ile düzenlediği basın toplantısında, “zina düzenlemesi” ile ilgili olarak kendisine yöneltilen bir soruyu şöyle yanıtlamıştı: “Biz iktidardayken bir daha gündeme gelmez, ama bizden sonra ne olur, onu bilmem.”

“Bir Ülkede Halk, Adalet Çığlığı Atar Hale Gelmişse…”
Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Zalimi, üzerine düşen görevi yapmayan’ olarak tarif eden Hz. Mevlâna’nın anlayışında adalet dağıtmayan savcı ve hâkim de zalimler sınıfına giriyor. Devleti yönetenlerin yaptığı adaletsizlik hukuk yoluyla telafi edilirken, yargının sebep olduğu adaletsizliğin telafisi yoktur. Bir ülkede halk bunalmış, ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hale gelmişse oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir. Adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybedeceğimizi de bilmek zorundayız. Hukukun üstünlüğüne büyük önem veriyoruz” dedi.

“Eğitimde Geride Kaldık, Demek Ki Bir Şeyleri Eksik Bırakmışız”
“Sorunu insan keşfetme ve insan yetiştirme sistemimizde, daha doğrusu sistemsizliğimizde arayacağız. Eğitim-öğretim ve kültür konusunda niye nispeten geride kaldığımız konusunda hep hayıflanıyorum. Demek ki bir şeyleri eksik bırakmışız.”

‘ZEYTİN DALI’ BİLANÇOSU ve BU SÜREÇTE YAŞANANLAR

Türk Silahlı Kuvvetleri Afrin’deki PYD güçlerine karşı 20 Ocak’ta Zeytin Dalı harekâtını başlattı. Özgür Suriye Ordusu destekli birlikler de 21 Ocak’ta Suriye’ye girdi. Genelkurmay Başkanlığı’ndan 18 Mart tarihinde “Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu tarafından Afrin şehir merkezi kontrol altına alınmıştır. Mayın ve el yapımı patlayıcı arama çalışmaları devam etmektedir. Şehitlerimizin ruhu şad olsun” ifadeleri paylaşıldı. Resmi rakamlara göre 22 Mart tarihine kadar 49’u asker, 116’sı ÖSO milisi, dokuzu da sivil olmak üzere 172 kişi hayatını kaybetti. Ayrıca yaralanan 226 askerden 143’ü de tedavilerinin ardından görevlerine döndü. Harekâtın başlangıcından itibaren etkisiz hale getirilen terörist sayısı ise 3603 oldu.
Sosyal Medyada Afrin Operasyonu: İçişleri Bakanlığı, resmî internet sitesinde yayımladığı duyuruda, “yapılan eylem/etkinlik ve propaganda faaliyetleri sonucunda 845 şüpheli gözaltına alınmıştır” dedi.

ABD’den Afrin Açıklaması: ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert’ün yaptığı yazılı açıklamada, “Kürtlerin ağırlıkta olduğu Afrin nüfusunun büyük bölümü, Türk ordusu ve Türkiye’nin desteklediği muhalif güçlerin saldırı tehdidi altında, evlerini terk etti” ifadeleri kullanıldı. ABD’li sözcü, “Afrin’de yağma olayları yaşandığına dair” haberlerden endişe duyduklarını kaydetti.

“Afrin’i Giderek Artan Endişeyle İzliyoruz:” Almanya Hükümet Sözcüsü Ulrike Demmer: “Türk ordusunun Afrin kentinin büyük bölümünü kontrol altına alması haberlerini giderek artan bir endişeyle izliyoruz” dedi. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Rainer Breul da: ‘Türkiye’nin sınırları ile ilgili olarak haklı güvenlik çıkarları var ancak Ankara’nın eylemlerinin orantılı sınırlar içinde kalması gerek. Özellikle son gelişmeler ışığında, Türkiye’nin eylemlerinin gerekliliği ve orantılı olup olmadığı konusunda önemli şüphelerimiz var’ dedi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric ise, Afrin’de ‘yağmalama’, ‘sivil altyapının zarar görmesi’ ve ‘keyfi gözaltı’ gibi iddialara ilişkin bilgileri Afrin’den ayrılanlardan aldıklarını ancak bölgede olmadıkları için doğrulayamadıklarını söyledi.

“Afrin’den Çekilin!”: Avrupa Parlamentosu’nda oylanan karar tasarısında Türkiye’ye, Afrin’deki askerlerini çekmesi çağrısı yapıldı. Afrin operasyonunda “sivil kayıplar olduğu” yönünde haberler geldiği kaydedilen taslak metinde, Ankara’dan Afrin operasyonunu durdurması ve ‘Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü olarak tanımlanmış grupların yenilmesine yoğunlaşması’ isteniyor. Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye ‘Afrin’den çekil’ çağrısını içeren Suriye tasarısını oy çoğunluğuyla kabul etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan karara “İşimiz bitmeden çekilmeyiz” yanıtını verirken, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik ise: “AP’nin son yıllarda altına imza attığı en vizyonsuz kararlardan bir tanesi bu” dedi.

ABD’DEN MENBİÇ’E SİLAH SEVKİYATI!

PYD’yi 5 binden fazla TIR ve 2 bin uçak dolusu silahla donatarak 60 bin kişilik orduya yetecek derecede cephaneyle teçhiz eden ABD, Afrin’den sonra Menbiç’e yönelik operasyona hazırlanan Türkiye’ye karşı bir adım daha attı. Haseke-Semelka sınır kapısından 11 Şubat tarihinde 50 TIR’lık silah, cephane ve zırhlı konvoyunu PKK’ya teslim eden ABD, Menbiç cephesine de takviye birlikler sevk etti. Silah konvoyunda ABD yapımı zırhlı personel taşıyıcılar ve üzerine otomatik silahlar monte edilmiş pikaplar olduğu görüldü.

Anlaşmaya Vardık Mı Varamadık Mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Menbiç konusunda son dönemde ABD ile yoğun müzakerelerde bulunulduğuna dikkat çekerek, ‘Genel bir anlaşmaya vardık. Şimdi bu anlaşmanın uygulanmasını bekliyoruz. Eğer uygulanırsa, ABD ile karşı karşıya gelmemiş olacağız’ derken, Washington ısrarla ‘henüz değil’ demeyi sürdürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, henüz iki tarafın bir anlaşmaya varmadığını savundu. ABD’den gelen ‘anlaşmaya varmadık’ sözlerine Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: ‘ABD’ ile bir ‘Anlaşmaya vardık’ demedik ‘Anlayışa vardık’ sözleriyle karşılık verdi.

“Biz Afrin’i, Menbiç’i Sınırlarımıza Katmak İçin Mi Gittik?”

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Erdoğan’ın Afrin açıklamalarını eleştirerek, “Açık açık konuş, biz Afrin’i Menbiç’i sınırlarımıza katmak için mi gittik? Fetih, savaş gibi kelimelerden bahsediyorsan bunun hesabını vereceksin. Eğer öyleyse buna cevap ver. Eğer Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyarak gittiysen söylediğin sözlere dikkat edeceksin. Yarın ellerini yıkayıp bu işten çekilemeyeceksin” dedi.

ÇÖZÜM SÜRECİ’Nİ BİTİREN O DAVA DÜŞTÜ!

AKP Hükümeti’nin çözüm sürecini bitirmek için öne sürdüğü ve o günlerde başlayan askeri operasyonların ilk kıvılcımı olarak görülen ‘2 polisin şüpheli ölümüne ilişkin’ açılan Ceylanpınar davasında yargılanan tüm sanıklar beraat etti.

KARAMOLLAOĞLU VAKIFLARIN KAPATILMASINA TEPKİ GÖSTERDİ!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Türkiye’deki adalet sistemini eleştirdi. Hükümete muhalif olanlara yapılan haksızlıklar üzerinde duran Karamollaoğlu, isim vermeden Furkan Vakfının kapatılmasına ve Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin tutuklu yargılanmasına da tepki gösterdi: “Bu insanların adalete kavuşması için illa arkalarında bir Merkel mi olmalı? Bugün Türkiye’de ne yazık ki adalet rafa kaldırılmıştır. Yaşananlar bunu teyit etmektedir. Sırf hükümete muhalif oldukları için vakıflar kapatılmakta, hocalar tutuklanmakta. Suçları ne? Muhalif olmak, hükümet icraatlarını tenkit etmek. Deniz Yücel, Merkel görüşmesinin ardından bir günde serbest bırakıldı. Hiç kimse kusura bakmasın; kızmasın, darılmasın… Amerika’ya ‘Osmanlı Tokadı’ atacaklardı; Merkel’den ‘Alman Terliği’ yediler. Ne yazık ki Merkel’le yapılan görüşmenin hemen akabinde böyle bir gelişmenin yaşanması, zaten zedelenmiş olan adalet duygusunu yeniden tartışma konusu yaptı. Daha önce söyledim, yine söylüyorum; Koçi Bey Risalesinde der ki; Devlet küfür ile ayakta durur da zulüm ile durmaz!

NUREDDİN YILDIZ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI!

Nureddin Yıldız’ın bir sohbetinde bahsettiği ve Ayet-i Kerime’de geçen kadınların hafifçe dövülmesine ilişkin cımbızlanmış konuşmaları çarpıtılarak şiddeti tavsiye edermiş gibi yayınlanmış ve günlerdir linç edilmek istenmişti. Medyanın bu saldırıları kamuoyunca ‘hocalara itibar kaybettirilmeye mi çalışılıyor’ şeklinde yorumlanmıştı. Başlatılan linç kampanyasının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin de tepkisinin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Nureddin Yıldız Hoca’ya yönelik soruşturma başlattı.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da isim vermeden Nureddin Yıldız’a ‘sözde ilahiyatçı’ diyerek yüklendi ve “Bunların sözleri toplumumuzu rahatsız etmektedir” dedi.

ERDOĞAN’DAN SKANDAL SÖZLER!

“İslam’ı 14 Asır Öncesi Hükümleri İle Bugün Uygulayamazsınız”
Erdoğan, son dönemde açıklamaları çarpıtılan Nureddin Yıldız’a isim vermeden sert dille tepki gösterirken kullandığı ifadeler kamuoyunda ciddi rahatsızlıklara neden oldu. Erdoğan’ın 8 Mart tarihinde bu konu kapsamında yaptığı skandal açıklaması şu şekilde; “Bu konuda marjinalleri asla dikkate almayız. Din adamı olarak ortaya çıkıp da kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı içtihatta bulunan kişiler ortaya çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslam’ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok Hocaefendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın.”

‘Güncelleme’ Açıklaması: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 8 Mart günü yaptığı ve sosyal medyada da kamuoyunda da büyük tepki alan, “İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar aciz bunlar” konuşmasına hemen bir gün sonrasında şu açıklamayı getirdi: “Ben Diyanet İşleri Başkanı değilim, Cumhurbaşkanıyım. Ama dinime getirilen zafiyete de tahammülümüz yok, bildiğimizi, inandığımızı söylemek zorundayız. Hiç kimsenin dinimizi karikatürize etmeye hakkı yoktur. Bizim itirazımız hatta isyanımız işte bu hadsizlikleredir. Dinde reform aramıyoruz, böyle bir derdimiz de yok. Haddimize mi asla! Bizim ilahiyatçılarımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız meydanı FETÖ gibi alçaklara bıraktılar, toplum bu hale geldi. Bu bize örnek olmayacak da hangisi örnek olacak? İlahiyatçılarımızın, muteber âlimlerimizin ise ya sesleri çıkmıyor ya da duyulmuyor. Ya da korkuyorlar. Niye korkuyorsunuz?”

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise: “Dinin değişmez sabiteleri dışında kalan ve içtihadın mümkün olduğu alana dâhil olan bazı fıkhi hükümleri değişen şartlara göre güncellemek, dinde reform yapmak anlamına gelmemektedir” açıklamasında bulundu.

BİNALİ YILDIRIM’DAN TARTIŞMALI TARİKAT YORUMU

 Başbakan Binali Yıldırım İl Müftüleri İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Müslümanların iyi niyetini istismar etmeye asla ve asla izin vermemeliyiz. Tarikatların işi irşad etmektir. Tarikatların işi ticaret değildir, siyaset değildir, vatandaşın dini duygularını istismar ederek, kendi karanlık menfaatleri uğruna vatandaşları ifsat etmek değildir. Bunun bedelini bu ülke 15 Temmuz’da ödedi. Yıllarca hayır, hasenat, İslam ve insanlık için bir milleti, bir İslam dünyasını sömüren bu karanlık mihraklar sonunda gerçek yüzünü 15 Temmuz’da gösterdi…” Binali Yıldırım’ın bu açıklamasına tarikat mensubu bazı hocalar bile tepki gösterdiler.

DÜNYA

BM: “OHAL DERHAL BİTSİN!”

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini takiben yürürlüğe giren OHAL’le gelinen duruma dair hazırladığı 28 sayfalık raporu aktaran BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, “OHAL’in rutin şekilde uzatılmasının yüz binlerce kişiye karşı çok geniş kapsamlı, derin çaplı insan hakları ihlallerine yol açtığını” ifade etti. Ayrıca insan hakları ihlallerine ‘keyfi gözaltı, işkence ve diğer kötü muamele, keyfi şekilde çalışma hakkı ve hareket serbestîsinin elinden alınması, ifade ve toplanma haklarının saldırıya uğramasının’ dâhil olduğunu belirtti. Raporda “Çok sayıda ve çok sıklıkla çıkarılan KHK’lerin herhangi bir ulusal tehditle bağlantısız olması, olağanüstü yetkilerin Hükümete yönelik her türlü eleştiriyi ve muhalefeti bastırmak için kullanıldığına işaret eder gözüküyor’’ vurgusu yapıldı.

“AVRUPA İSLAMLAŞIYOR”

İslam Düşmanı Macaristan Başbakanı Viktor Orban, sığınmacı krizi ve gündeme ilişkin açıklamalarında “Batı Avrupa ülkelerindeki göçmen sayısının hızlı artış gösterdiğini, yapılan harcamaların büyük kısmının mülteci, göçmen ve entegrasyon için yapıldığını iddia etti ve göçmenlerin çoğunun İslam dünyasından geldiğini ve sürecin böyle devam etmesi durumunda Avrupa’nın birçok büyük kentinde Müslümanların çoğunlukta olacağını vurguladı.
İslam medeniyetinin, Avrupa’ya İslam’ı yaymayı her zaman ödev olarak gördüğünü ve İslam’ın gelecekte sadece Güney’den değil, aynı zamanda Batı’dan da Orta Avrupa’nın kapılarını çalacağını ileri süren Orban; “Eğer böyle devam ederse bugünkü şekliyle tanıdığımız kültürümüz, kimliğimiz ve uluslarımız kaybolacak. En kötü rüyalarımız gerçeğe dönüşecek. Batı düşerken, Avrupa bu işgalin farkında bile değil” diye konuştu.

İSRAİL: “DOSTLUĞUN İÇİN TEŞEKKÜRLER”

Siyonist İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu yaptığı yazılı açıklamada; ABD’nin 14 Mayıs’ta Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararını “Bu, İsrail halkı için harika bir gün. Başkan Trump’ın ABD Büyükelçiliğini İsrail’in bağımsızlık gününde Kudüs’e taşıma kararı, Aralık ayında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının ardından geliyor. Bu karar, İsrail’in 70. bağımsızlık gününü daha da büyük bir kutlamaya dönüştürecek. Liderliğin ve dostluğun için teşekkürler Başkan Trump” ifadelerine yer verdi.
İşgalci İsrail’in kuruluş günü 14 Mayıs, aynı zamanda, zorunlu göçe maruz kalan ve topraklarından edilen Filistinliler tarafından ‘Nekbe (Felaket) Günü’ olarak anılıyor.
İsrail Meclisi İçişleri ve Çevre Komitesi Başkanı Kisch, işgal altındaki Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin ikamet statüsünün iptaline ilişkin meclis oturumunda yaptığı konuşmasında şu çarpıcı ifadeleri kullandı: “Namaz kıldığınızda Allah Büyük’tür diyorsunuz, sizin “İsrail Büyüktür” demeniz gerekir.” Bu konuşmaya, Knesset üyesi Filistinli milletvekili Ahmed Tibi, “Allah senden ve İsrail’den de daha büyüktür” diyerek tepki gösterdi.

ALMANYA’DA 2017’DE 950 İSLAMOFOBİK SALDIRI YAPILDI

İçişleri Bakanlığı’nın bir soru önergesine verdiği cevapta; İslam karşıtı saldırıların, camilere domuz kanı atılması, tehdit mektupları gönderme, başörtülü kadınlara saldırma, evlere veya camilere Nazi sembolleri çizme ve internette nefret içerikli yazıların paylaşılması şeklinde çeşitlilik gösterdiği ve maddi zararın hesaba katılmadığı belirtildi. Saldırılarda 33 kişinin yaralandığı belirtilirken faillerin neredeyse tamamının aşırı sağcılardan oluştuğu kaydedildi. Almanya’daki İslam karşıtı saldırıların ilk kez geçen yıl kayıt altına alınması nedeniyle bir önceki yıla ilişkin herhangi bir kıyaslama yapılamadığının da altı çizildi.

“İslam Ölümcüldür”: Yerel seçimlere hazırlanan Hollanda’da ırkçı Özgürlükler Partisinin (PVV) İslamofobik seçim kampanyası filminin, kamu yayın kuruluşunda yayınlanması ise tepki çekti. PVV’nin ‘İslam ölümcüldür’ ifadelerinin yer aldığı reklam filmine Hollandalılar sosyal medya üzerinden tepki gösterdiler ve yayınlanmasının yasaklanmasını istediler.

DOĞU GUTA KAN AĞLIYOR!

Beşşar Esed rejimi ve destekçilerinin, abluka altında tuttuğu Doğu Guta’ya yönelik yoğun bombardımanda 59 sivil hayatını kaybetti. Sivil savunma ekiplerinin saldırıların yoğunluğu nedeniyle birçok yerde ölü ve yaralılara ulaşılamadığını belirten yetkililer, bombardımanlarda can kaybının daha yüksek olduğunu tahmin ettiklerini aktardı. Esed rejiminin, bölgeye yönelik son 5 gündeki saldırılarında ölen sivil sayısı 150’yi geçti. İnsani krizin derinleştiği bölgede, yüzlercesi acil durumda binlerce sivil hasta tahliye edilmeyi bekliyor. Bunların birçoğu çocuk veya ileri evre kanser hastası. Doğu Gutalı çok sayıda bebek ve çocuk da açlık ve ilaçsızlık yüzünden yaşamını yitirdi.

MÜSLÜMANLARI KATLEDİP CAMİLERİ ATEŞE VERDİLER

Sri Lanka’da Budist çetelerin saldırıları sonucu şu ana kadar kaç Müslüman’ın şehit olduğu bilinmezken, ülkenin doğusunda iki caminin ateşe verildiği ifade edildi. Gelen haberlerde Budist çetelerin Müslümanların iş yerlerine de ateş açtığı belirtiliyor ve ülkede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

İHVAN-I MÜSLİMİN MÜFREDATTAN ÇIKARTILIYOR

Ilımlı İslam söylemleri ile harekete geçen Suudi Veliaht Prensinin son uygulaması ‘bu kadar da olmaz’ dedirtti. ‘Reform’ adı altında yeni kararlar alınan ülkede, ‘Müslüman Kardeşler’ terör örgütü listesine alınmıştı. Eğitimde alınan yeni bir kararla, İhvan’la ilişkilendirilen kitaplar yasaklandı ve İhvan’ı benimseyen öğretmenler görevden alındı. Konu ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Eğitim Bakanı, müfredatın yeniden gözden geçirildiğini belirterek, “Kitaplarda ‘İhvan’ etkisi olmadığından emin olmak istedik. İhvan’a sempatiyle bakan kitaplar yasaklanacak ve sempati duyanlar görevlerinden alınacaktır” dedi.

“TÜRKİYE SEMPATİ TOPLAMA POLİTİKASINDA YETERSİZ”

AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, 1 yıldır iddianame olmadan tutuklu kalan gazeteci Deniz Yücel’in serbest bırakılmasının Türkiye’deki hukuk devleti sorunlarıyla ilgili kaygılarını değiştirmediğini söyledi. Binlerce insanın Türkiye’de, kısmen hakkında iddianame hazırlanmış olmaksızın tutuklu olmasına değinen Hahn, ‘Türkiye’deki bu ciddi hukuk devleti eksikliklerine göz yumamayacaklarını’ ifade etti. Buna ilaveten Türkiye’nin ‘sempati toplama politikasının yetersiz’ olduğunu da kaydetti.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Analiz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

89. Sayımız Çıktı

Furkan Nesli Dergisi olarak “#Zulüm Bitene Kadar” kapak konumuzla Eylül sayımızda sizlerle…