Anasayfa Anasayfa Haber – Yorum | Sayı 81

Haber – Yorum | Sayı 81

49 dakika ortalama okuma süresi
0
0

TÜRKİYE

ERDOĞAN MÜSLÜMANLARI BASİRETSİZLİKLE SUÇLADI!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’ndeki ödül törenindeki konuşmasında İslam dünyasının yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını söyleyerek “Suriye, Irak, Yemen, Libya, Arakan ve Kudüs’te yaşananlar kesinlikle tesadüf değildir. Bu krizlerin tamamı planlanarak çıkartılmıştır” dedi. Müslümanlara dayanışma çağrısında bulunan Erdoğan, “Müslümanların kadim şehirlerinden ezan sesi yerine dumanlar yükseliyorsa bunun nedeni biraz da Müslümanların basiretsizliğidir. Müslümanlar birbirine kenetlense kimse milyarlarca insanı karşısına almaya cesaret edemez” diye konuştu.

Hâlbuki Amerika’nın Irak’ı işgaline, Irak’ın yerle bir olmasına ve 2 milyon Müslümanın şehid edilmesine sebep olan tezkere Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde kabul edilmiş ve Türkiye Amerika’nın bu kanlı savaşına destek vermişti. Hatta Alparslan Kuytul Hocaefendi o günlerde yaptığı açıklamada; Müslümanlara karşı kâfirlerle dostluk kurulmaması gerektiği konusunu vurgulamış ve ‘Iraklı Müslümanların kanı elinize bulaştı’ diyerek hükümeti eleştirmişti.

Yine Suriye konusunda olmayacak hayallere kapılan Hükümet ‘Emevi camiinde Cuma namazı kılacağız vaatleriyle muhaliflerin Zalim Esad’a karşı ayaklanmasına arka çıkmış ve destek sağlamıştı. Neticede Suriye’de 1 milyon Müslümanın şehid oldu ve milyonlarcası memleketini terk etmek zorunda kaldı geride ise Suriye’nin hemen hemen tamamında kocaman bir enkaz kaldı…

Yine Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir parçası olarak; (Sonrasında kendilerinin de itiraf ettiği gibi) Amerika’nın yönlendirmesi Türkiye’nin de ‘Ortadoğu’da bir devrim gerçekleşiyor’ havasıyla desteklemesi sonucu Arap Baharı adı altında ortaya çıkan ayaklanmalar Ortadoğu’yu bir kez daha kan gölüne çevirdi.

Şimdi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 yıldır iktidarda olan birisi olarak söylediği bu sözler kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. ‘Ortadoğu Projesinin eş başkanıyım’ diyen, Irak’ta Amerika’ya yardım eden ve Suriye’nin bu hale gelmesine sebep olanlar kendileri olduğu halde suçun topyekûn Müslümanlara atılıyor olması dikkatlerden kaçmadı.

Erdoğan’ın bu konuşması, 2003 yılında sanki Amerika’nın stratejik ortağı değilmiş de karşısında duruyormuş olduğu zannını uyandırmasına rağmen Hükümet o günlerde Irak’a hiç de kardeşçe davranmamıştır. Amerika’ya bizzat yardım edilmiş hatta bu projede eş başkan olmakla övünülmüştür. Alparslan Kuytul Hocaefendi, 2003 yılında Irak tezkeresi meclisten geçirileceği günün bir gün öncesinde: “Bu milleti hain duruma düşürenlere kardeşim gözüyle bakmam, cenaze namazını dahi kılmam” diyerek Hükümetin bu kararına sert tepki göstermişti.

Arap baharı için en başından itibaren defalarca: “Bu sahte baharın arkasında Amerika ve İngiltere var, hiçbir halk kendi kendine sokağa çıkmaz” diye uyarlarda bulunan Hocaefendi, Suriye meselesinde de aynı basireti göstererek Suriye halkını ve onları sokağa çıkmak için teşvik edenleri ısrarla uyarmıştı. Hatta bu konuda o dönemde cihada karşı çıkıyor tepkileri almasına rağmen görüşlerinde ısrarcı olmuştu.

Bu yapılanların hepsi telafisi mümkün olmayan ve bedeli çok ağır olan basiretsizliklerdi. Üzerinden yıllar geçti ve maalesef Hükümetin bunlar gibi daha birçok konuda basiretsiz davrandığı kanıtlanmış oldu. Bu durum, Türkiye’yi iç ve dış politika konusunda çok zor durumda bırakanlar bugün kendilerini değil Müslümanları basiretsizlikle mi suçluyor? sorusunu akıllara getirdi.

‘KİMSE MAĞDUR EDEBİYATI YAPMASIN’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Ekim 2016 tarihli konuşmasında, “Ne darbenin ne darbe girişimine karışanların ne de o örgüte doğrudan veya dolaylı destek veren hiç kimsenin gözünün yaşına bakma hakkına sahip değiliz. Kimse mağdur edebiyatı yapmasın” dedi. Yine kamudaki FETÖ soruşturmalarında mağduriyetlerin yaşandığının konuşulması üzerine Erdoğan: “Zaman zaman bazı şeyler söyleniyor, ‘Efendim mağdurlar var.’ Kusura bakmayın mağdur falan yok” dedi.

Hani Mağdur Yoktu? 15 Temmuz darbe girişiminin ardından devam eden soruşturmalarda, yaklaşık 145.000 kişinin işten kovulup, 33.500 kişinin geri işe alınması, soruşturması süren 11.480 kişinin telefonuna iradesi dışında ByLock yüklendiğinin açıklanmasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kimse mağdur edebiyatı yapmasın, mağdur falan yok’ sözlerinde yanılgıya düştüğü açıkça görüldü. Hani mağdur yoktu?

-Hâlbuki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı açıklamada, 23 Temmuz 2016’da Ankara’daki darbe girişimi soruşturmasında, darbeci zannedilen 1200 erin serbest bırakıldığı belirtildi.

-Yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Aralık 2017’de, 11.480 kişinin telefonuna iradesi dışında ByLock yüklendiğini açıkladı.

-Bekir Bozdağ da 8 Ocak 2018’de yaptığı açıklamada, iradesi dışında ByLock’a yönlendirilmiş kişiler için KHK çıkarılacağını, 2138 kişinin ByLock dışında bir başka gerekçe yoksa göreve iade edileceğini ifade etti. Ayrıca Erdoğan, 10 Ocak 2018’de Adalet Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Mor beyin uygulaması ile örgüt, 11 binin üstünde masum insanı ateşe atmıştır. Bu insanları ByLock’un sitesine istek dışı yönlendirmiştir. Bu oyun da bozuldu. Bu konudaki mağduriyetler giderilecek” dedi.

-Son haberlere göre de 18 generalin tahliye edilmesi ile Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin, ‘darbeden tutuklananların hepsinin suçlu olmadığı ve ByLock kullanan kesin FETÖ’cüdür mantığının yanlış olduğu’ yönündeki açıklamalarında haklılığı bir kez daha ispatlanmış oldu.

Ayrıca 15 Temmuz 2016’dan itibaren, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamaya göre 159.506 kişi gözaltına alındı, 47.523 kişi tutuklandı.

Alparslan Kuytul Hocaefendi Yine Haklı Çıktı: Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin ByLock hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasından önce şu açıklamalarda bulunmuştu:

10 Kasım ve 12 Kasım 2017’de yaptığı konuşmalarda özetle: “Yargıtay bir karar verdi; ‘ByLock kimde çıkarsa o FETÖ’cüdür, bu bir delildir’ denildi. Bence bu karar yanlış. Çünkü ByLock kullanmak bir insanın FETÖ’cü olduğuna kesin delil olamaz. ByLock kullanmak kesinlikle o darbeye ortak olduğunu mu gösterir? Belki birisi tavsiye etmiş “Bunu kullanırsan istediklerinle daha rahat konuşabilirsin” demiş olabilir ya da ByLock yüklü ikinci el bir telefon satın almış olabilir. Belki adamın bu konulardan haberi bile yok. Aldığınız telefonlara dikkat edin, eski telefon alırsanız ByLock yüklü bir telefonsa, haberiniz bile olmaz. ByLock kullansa bile bu adam ne konuştu? Darbeyi konuştuysa, planlamalar yaptılarsa tamam, cezasını verin. ByLock kullananların FETÖ’cü sayılması için ne konuştuğunun bilinmesi ve ilave delillerin de olması gerekir” demişti.

29 Aralık 2017’de ise: “ByLock kullananları başka hiçbir delil olmadığı halde sırf ByLocktan dolayı kesin FETÖ elemanı olarak görüp bir buçuk yıldır hapiste çürütüyorsunuz. Ama devletin savcısı diyor ki; 11.480 kişi masum, bu insanların telefonunda ByLock çıktı ama bunların haberi bile yok. Hani mağdur yoktu? Hani mağdur edebiyatı yapıyorlardı?” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana yaşananlar ile Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin darbeden tutuklananların hepsinin suçlu olmadığı, haksız yere yüzlerce insanın hapse atıldığı yönündeki açıklamalarında haklı olduğu görüldü.

Alparslan Kuytul Hocaefendi 12 Kasım Pazar 2017’de kendisine yöneltilen “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “FETÖ mağdurlarına acırsak, acınacak hale düşeriz” demesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna verdiği cevapta; “Devlette şefkat, esastır. Devlet baba gibidir. Ben burada bir şefkat görmüyorum” demişti.

BU KHK İNSANLARI ADETA İÇ SAVAŞA HAZIRLIYOR

696 sayılı KHK ile olağanüstü hal uygulamalarının uygulanmasına ilişkin 8 Kasım 2016’da çıkarılan yasanın 37. maddesine ek yapıldı. 696 sayılı KHK ile ‘darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket edenlere, resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın cezai sorumsuzluk’ getirildi. Bu maddeye bir fıkra ekleyerek şöyle denildi: “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15.7.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.”

KHK Hakkında Gül’ün Ve Arınç’ın Tepkisi: Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişiminin “bastırılmasında” rol oynayan sivillere yargı muafiyeti getiren düzenleme için 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “kaygı verici”, “gözden geçirilmeli” yorumlarında bulunmuştu. Eski Başbakan Yardımcısı ve AKP kurucularından Bülent Arınç’ın da retweetleyerek desteklediği paylaşımlar için Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘düzenlemenin son derece açık olduğunu’ vurgulayarak “Yazıklar olsun” ifadesini kullandı.

ŞENER: ‘İKTİDAR KENDİNİ DİN YERİNE KOYMAYA BAŞLADI’

Eski Başbakan Yardımcısı ve AKP’nin kurucularından Abdüllatif Şener, sosyal medya hesabından AKP’ye yönelik eleştirilerde bulundu. Şener, “İktidar nedense kendisini vatan, millet, devlet hatta din yerine koymaya başladı” diyerek, “Her eleştiri yapanı, ihanetle suçluyor” ifadesini kullandı. “Siyasi bir parti, vatan da millet de, devlet de din de değildir” sözlerini paylaşan eski Başbakan Yardımcısı Şener, “İktidarı eleştirmek vatana, millete, devlete ve dine saygının bir gereğidir” dedi.

‘NİYE ALKIŞLADINIZ, YANLIŞ ANLADINIZ!’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Şırnak İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “16 Nisan halk oylamasında, Şırnak’ta yüzde 28,3 oranında bir ‘evet’ oyu elde edebildiğimizi biliyorum” ifadelerini kullandığı esnada alkış ve tezahüratlar yükselince “Niye alkışladınız! Yanlış anlaşıldı herhalde?” demek durumunda kaldı. Bu durum sosyal medyada “AKP’nin Tabanını Düşünemez Hale Getirmesinin bir Örneği” olarak yorumlandı.

‘GÖRDÜĞÜNÜZ YERDE AYAĞINI KIRIN’

Uyuşturucuyla Mücadele Toplantısı’nda konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu polislere, “Uyuşturucu satıcısını gören güvenlik görevlisi ne yaparsa yapsın sorumluluğu bana ait” diye seslendi. Soylu, “Okulun çevresinde bir uyuşturucu satıcısını gördüğünüz zaman, beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmayan polis görevini yapmamış demektir. Suçunu bana atsın” dedi.

Alparslan Kuytul Hocaefendi, Soylu’nun bu sözlerine ilişkin yaptığı açıklamada: “Ben bu yaşıma geldim, bu kadar Bakan gördüm böyle konuşma görmedim. Şimdi eğer Bakan, uyuşturucuya olan nefretini anlatmak istiyorsa başım gözüm üzerine. Yalnız bu memleket hukuk devleti ise bir Bakan böyle konuşamaz. Onun kanunda zaten bir yeri var, polis yakalar götürür, kanun cezasını verir… Polisi neden toplumun nefret ettiği bir insan konumuna getirmek istiyorsunuz? Polis her gördüğü yerde onun bunun ayağını kırmaya kalkarsa toplum polislerden nefret eder” şeklinde konuştu.

HER ŞEYE ZAM GELDİ

Brüt asgari ücret 1777 TL olarak belirlenirken net asgari ücret ise 1404 TL olarak belirlendi. 2017’de asgari ücret %8 arttı, enflasyon ise %11,9 oldu. 6,5 milyon asgari ücretli, aileleri ile birlikte yaklaşık 24 milyon kişinin reel geliri yüksek enflasyon altında ezilerek %4 azaldı. Yüksek enflasyon en çok dar gelirli insanımızı etkiledi. 2017’de 18 milyon vatandaşın reel geliri %0 artarken, 24 milyon vatandaşın reel geliri % 4 azaldı. 2017 yılı üçüncü çeyrekte gözlenen %11 reel büyüme ve 2017 geneli için beklenen %6-7 reel büyümeden vatandaşlarımızın büyük kısmı neden herhangi bir pay alamamaktadır sorusu kafaları karıştırmaya devam ediyor.

1 Ocak 2018 itibarıyla elektrik, köprü-otoyol ücretleri, vergi, ceza ve harçlara değerleme oranı ya da farklı oranlarda zam geldi. Elektriğe %8,8, Emlak vergisine %7,25 zam yapıldı. 1 Ocak 2018’den itibaren geçerli olmak üzere, Boğaz köprüleri ve otoyol geçiş ücretlerinde araç sınıflarına göre ortalama %10 ila %25 arasında değişen oranda zam yapıldı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde geçiş ücreti 12.20 lira iken Osmangazi Köprüsü’nden geçmek için hali hazırda 65,65 lira ödemek gerekiyor. Yeni yılda ehliyet harcı 479 TL olacak. Çevre Temizlik Vergisi ise her 1 metreküp su tüketimi için 28 kuruştan 32 kuruşa çıkacak. Benzin ve motorine de zam geldi.

O ÜNİVERSİTEDEN TESETTÜR DÜŞMANLIĞI

İnancı gereği başını örten ve tesettüre uygun şekilde giyinen kız öğrencilere yönelik yasak, Batman Üniversitesinde hortladı. Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın Durmuş, tesettürlü öğrencilerin giyimlerini kısıtlamaya çalışıyor. Durmuş’un imzasıyla üniversitenin İslami İlimler Fakültesi’ne gönderilen yazıda, pardösü ve peçe giyen öğrenciler hakkında işlem yapılması istendi. Müslüman kız öğrencileri rencide eden yasak yazısında “tamamıyla kapalı, pardösülü, peçeli ve gözlüklü vaziyette, bayan olduğu net olarak anlaşılamayan öğrencilere çok sayıda kişilerin şahit olduğu ve bu durumun endişe ve tedirginliğe yol açtığı; bu tür giyim tarzı için çözümün tespiti…” ifadeleri yer aldı. Bunun üzerine YÖK, Batman Üniversitesi Rektörlüğünce yayınlanan peçe ve pardösü yasağına ilişkin inceleme başlattı.

İŞGALCİ İSRAİL İLE TİCARET ARTARAK DEVAM EDİYOR

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İsrail terör devletidir, terör. 14 yaşındaki çocuğu, gözleri bağlı olarak bu teröristler bakın ne halde sürüklüyorlar” ifadelerini kullanmıştı. Aynı zamanda İsrail’in işgal zulmü devam ettiği ve Türkiye’nin İsrail terör devleti söylemlerine rağmen İsrail ile olan ticaretin sekteye uğramadan artarak devam ettiği de gözlemlendi.

10 Ayda %15 Arttı: 2017’nin ilk 10 ayında Türkiye İsrail’e 2,7 milyar dolarlık mal sattı, buna karşılık 1,3 milyar dolarlık mal aldı. İki ülke arasında 10 aylık ticaret hacmi ise 4 milyar 41 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yılın 10 ayında ise bu rakam 3 milyar 494 milyon dolardı. İsrail halen Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ilk 10 ülke arasında yer alıyor. İki ülke arasındaki ticaret hedefi ise 5 milyar dolar. Erdoğan daha önce de sosyal medyada ve kamuoyunda çok tepki toplayan bir skandala imza atarak meyve suyu fabrikası adı altında büyük bir gelirinin İsrail’e gittiği bilinen Coca Cola fabrikasının açılışını yapmıştı.

DÜNYA

OYLAMADA TRUMP’IN KARARI REDDEDİLDİ

6 Aralık’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıklamasının ardından başlayan süreç, 21 Aralık’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan oylamayla devam etti. Birleşmiş Milletler üyesi 193 ülkeden diplomatlar, ABD’nin kararını geri almasını New York’taki BM Genel Merkezi’nde yapılan oturumda oyladı. ABD’nin Güvenlik Konseyi’nde veto ettiği Kudüs tasarısı 128 ülkenin evet oyuyla kabul edildi. 9 ülke ABD’nin kararını destekledi. 35 ülke çekimser kaldı. Oylamada ABD ve İsrail’in yanında Palau, Guatamala, Togo, Nauru, Honduras, Marshall Adaları, Mikronezya ret oyu vererek Trump’ın Kudüs kararını destekledi.

Alparslan Kuytul Hocaefendi 22 Aralık 2017 günü yapmış olduğu tefsir dersinden sonra kendisine sorulan “Türkiye ve Yemen öncülüğünde BM Genel Kurulu’na bir tasarı sunuldu. Tasarıda 128 ülkenin desteği ile “ABD’nin Kudüs kararının hükümsüz kılması” kabul edildi. Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu şekilde cevap verdi: “İİT’nın aldığı kararda Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir denilmesi bir gaflettir, hatadır. Doğu Kudüs değil Kudüs denilmeliydi. Doğu Kudüs zaten İsrail tarafından da 1950’de Müslümanlara terk edilmişti. İsrail 1980’de Doğu Kudüs’ün de kendilerine ait olduğunu ilan etti. İsrail zaten 1967’den önce ‘Doğu Kudüs Müslümanların başkentidir’ diyordu.

Orada hata edilmiştir, böyle söylenmemeliydi. Kudüs Müslümanların başkenti diye karar alınmalıydı Birleşmiş Milletler’de bu kararı alamazlar hiç olmazsa İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu kararı alabilirlerdi. Bunu göze alamadılar. O nokta yanlış olmuştur ama bu meselenin Birleşmiş Milletler’e taşınmış olması önemlidir, 128 ülkeden destek almıştır ve bunların çoğu Müslüman değildir…. Amerika, Kudüs’ün tamamını İsrail’e vermiş gibi yaptı. Dünya, Kudüs’ün tamamının İsrail’e ait olmasını kabul etmedi. Birleşmiş Milletler’in aldığı karar bu, yoksa Batı Kudüs’ün İsrail’e ait olması oylansaydı 128 devletin birçoğu da evet oyu verirdi. O yüzden Türkiye’de meseleyi nasıl ortaya koydu? Trump’ın kararını oylattı. Yani Türkiye aslında BM’den Kudüs Filistin’in tamamen başkentidir diye bir karar çıkartamaz. Türkiye, böyle bir karar çıkartamayacağını bildiği için sadece Trump’ın kararının yanlışlığını çıkarmak istedi, Trump’ı aslında rezil etti.”

ANONS YAPTI, GÖZALTINA ALINDI

Ürdün’de yayın yapan Roya News’in haberine göre, Ürdün Kraliyet Havayolları Kaptan Pilotu Yusuf Dace, 12 Aralık’ta Amman-New York seferi sırasında Filistin topraklarından geçerken yolculara yaptığı anonsta, Kudüs için “Filistin’in başkenti” ifadesini kullandı. Uçakta bulunan Arap yolcular sosyal medyada yayımladıkları mesajlarda Arapça-İngilizce yapılan anonsu duyduklarında hissettikleri gururu ifade etti. Ürdün’den New York’a giden yolcu uçağının Ürdünlü pilotu, uçuş sırasında “Şu anda Filistin’in başkenti Kudüs’ten geçiyoruz” dediği için New York’ta bulunan Keneddy Havalimanı’nda gözaltına alındı.

İRAN’DA AMERİKA PARMAĞI

28 Aralık’ta İran’ın Meşhed kentinde hayat pahalılığı, yolsuzluğa karşı ve düşük yaşam şartları adı altında eylemler başladı. Bir yerden düğmeye basılmışçasına başlayan eylemler kısa sürede ülkenin diğer kentlerine de yayıldı. Eylemler ilk başladığında hedefte İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ekonomi politikaları varken, daha sonra protestolar İran rejimine ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney aleyhine dönüştü.

Ülke genelindeki olaylarda en az 23 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 3700 kişinin de gözaltına alındığını bildirildi. ABD lideri Trump’ın, Twitter’dan yaptığı açıklamalarla eylemleri desteklediğini dile getirmesi ‘arkasında dış mihraklar mı var’ sorusuna cevap niteliğinde geldi. İsrailli yetkililerden ise, ‘İran’da bir devrim olmasından mutluluk duyacaklarını ancak beklentileri makul tutmak gerektiğini’ belirten açıklamalar geldi.

İran Lideri Ali Hamaney ise, “İran düşmanları para, silah, siyaset gibi araçları kullanıp güvenlik organlarıyla birlikte İran devletine sorun çıkarmak istiyorlar” dedi. Olaylara Türkiye’den de tepkiler gelirken yaklaşık bir hafta süren gösterilerin ardından Devrim Muhafızları’nın sitesinde yayınlanan açıklamada; ABD, işgalci İsrail, Suudi Arabistan ve ikiyüzlü monarşi rejimleri tarafından çıkarılan kargaşanın İran halkı, istihbarat servisi ve polisi tarafından yenilgiye uğratıldığı belirtildi.

Alparslan Kuytul Hocaefendi konuya ilişkin açıklamasında: “Bu olayların hayat pahalılığından kaynaklandığını zannetmiyorum. Bu işin arkasında Amerika ve İsrail’in olduğu gayet açık. Aslında İran’daki olayı Türkiye’ye bir gözdağı olarak da görebiliriz. İran’daki olayın da aslı hayat pahalılığı değil, Türkiye’de olursa onun da aslı hayat pahalılığı olmayacaktır. Başka projeler için halk sokağa dökülecektir” dedi.

S-400 ANLAŞMASI İMZALANDI

Rusya ile Türkiye arasında hava savunma sistemleri S-400’e ilişkin nihai anlaşma imzalandı. Rus devlet şirketi Rosteh Başkanı Sergey Çemezov ilk teslimatın Mart 2020’de gerçekleşeceğini söylemişti. Çemezov, Türkiye’nin Rusya’dan alacağı S-400 savunma füzelerinin değerinin 2,5 milyar dolar olduğu ifade etmişti. Alparslan Kuytul Hocaefendi, Rusya ile Türkiye’nin S-400 anlaşmasının imzalanmasına ilişkin yaptığı açıklamada “Türkiye’nin parası olmadığı halde yaklaşık 2,5 milyar $ olan 4 batarya S-400 füzeleri alınacak.

Garipliğe bakın hem Rusya’dan kredi alıyor (demek ki krediyi faizle alıyor) sonra o kredi ile de füzeyi almış oluyor. Türkiye’nin bu füzeleri alması şart mıydı? Ben hiç gerekli olduğunu sanmıyorum. Evet, devletin ihtiyacını devleti idare edenler daha iyi bilir ama kastettiğim şu; bana öyle geliyor ki, bu siyasi bir karar. Amerika’ya ve Avrupa’ya; “Sizden kopuyoruz ve artık Rus füzelerini kullanacağız. NATO ülkesi olduğumuz halde füzeleri vermiyorsunuz biz de buna karşılık Rusya’ya yakınlaşırız, Rus füzelerini alırız” mesajını vermek içindir” dedi.

‘DİPLOMATİK BAĞ KURMAK İÇİN YOL HARİTAMIZ HAZIR’

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adel al-Jubeir Filistin ve İsrail’in mevcudiyeti konusunda bir uzlaşmaya varıldığı takdirde Riyad’ın İsrail’le tam diplomatik bağ kurmak için bir ‘yol haritalarının’ olduğunu söyledi. İsrail ordusunun kumandanı General Gadi Eizenkot bir röportajında Suudi Arabistan’la İran’a karşı mücadele konusunda istihbarat paylaşmaya hazır olduklarını söylemişti. Jubeir değerlendirmelerinde Trump yönetimine de övgü göndererek, “Trump hükümetinin İsrail ve Araplar arasında barışı sağlamak konusunda ciddi olduğuna inanıyoruz” dedi. Suudi Arabistan ne İsrail’i ne de Doğu Kudüs’ün başkent olduğu bir Filistin devletini hâlâ resmi olarak tanımıyor.

‘AMERİKA’DAKİ ELÇİLİKLERİ ÇEKELİM, EKONOMİK BASKI YAPALIM’

ABD’nin Kudüs kararıyla ilgili konuşan Filistin’in Rabat Büyükelçisi Cemal eş-Şubki, Arap ülkelerine, ABD’nin Kudüs kararını protesto etmek için “Washington’daki büyükelçilerini çekme ve ABD’ye ekonomik baskı yapma” çağrısında bulundu. Ayrıca ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması kararını “Filistinlilerin, Arapların ve tüm Müslümanların haklarının ihlali” olarak değerlendirdi.

MISIR’DA KATEDRAL AÇILIŞI

Aynı gün Türkiye ve Mısır’da iki kilise açılışı gerçekleşti. İstanbul Balat’ta Demir Kilise’nin açılışı yapılırken Ortadoğu’nun en büyük Ortodoks katedrali ise Mısır’ın başkenti Kahire’de ibadete açıldı. Mısır devlet televizyonunda yayınlanan habere göre, “Mesih’in Doğuşu” adını taşıyan katedralin açılışını, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Mısır Kıpti Kilisesi lideri Papa 2. Tavadros yaptı. Katedralde Noel ayini gerçekleştirildi.

BARA ÇEVRİLEN CAMİ UNUTULDU MU?

İstanbul’da pazar günü restorasyonu tamamlanan demir kilisenin açılışı Cumhurbaşkanı tarafından yapılırken, Bulgaristan’da bulunan ‘Büyük Cami’ bahçesinin bara dönüşmesiyle ilgili kayıtsızlık hala devam ediyor. Ülkemizde bir kilisenin restorasyonuna 16 milyon bütçe ayrılırken ve açılışı da bizzat Cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştirilirken, Bulgaristan’da bulunan Osmanlı yadigarı Koca Mahmut Paşa caminin bahçesinin eğlence mekanına dönüşmesi haberine yetkililerden hâlâ ses yok! 1892 yılından bugüne kadar Sofya arkeoloji müzesi olarak Bulgaristan uhdesinde hizmet veren ve henüz cami statüsüne geçmeyen bu mekân, akşam saatlerinde içkili bir mekan haline getirilmeye devam ediyor.

VİZE SORUNUNDA SON DURUM

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Türkiye’deki vize hizmetlerinin yeniden tamamen başlatılacağını bildirdi. ABD’nin Türkiye’ye vize kısıtlamasını kaldırmasının ardından, Türkiye de ABD vatandaşlarına vize hizmetlerine yeniden başlayacak. Alparslan Kuytul Hocaefendi, ABD ile vize krizin çözülmesi hakkında: “Amerika ile olay büyük bunun yanında vize meselesi çok küçük kalır. Bu iki devlet arasında olan görüşmelerin (tabi görüşmeleri bizim bilmemiz mümkün değil) sonucudur. Bu vize meselesini önce Amerika başlattı. Sonra Türkiye de bir misilleme yaptı. Sonra sanıyorum Amerika, Türkiye Rusya’ya daha fazla yaklaşmasın diye bu meseleyi halletmeye karar verdi. Karşılıklı olarak kaldırıldı” dedi.

  • Haber-Yorum | 88

    TÜRKİYE HABERLERİ ADNAN OKTAR’A OPERASYON 11 Temmuz 2018 tarihinde Adnan Oktar ve grubuna …
  • Şehadete Şahit Olanlar Anlatıyor | Sayı 88

    Seyyid Kutub’un şehadetine tanık olan iki asker o geceyi ve yaşananları şöyle anlatıyor: “…
  • Haber-Yorum | Sayı 87

    TÜRKİYE HABERLERİ SEÇİM SONUÇLARI VE SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ Yüksek Seçim Kurulu 24 HaziranR…
  • Haber-Yorum | Sayı 86

    TÜRKİYE HABERLERİ İTTİFAKLAR SEÇİMİ 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçim…
  • Haber – Yorum | Sayı 85

    TÜRKİYE ERDOĞAN: LAİKLİĞİN TEMİNATIYIZ Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyi…
  • Haber – Yorum | Sayı 84

    PERİNÇEK: ERDOĞAN’IN İNADI KIRILACAK Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek yapmış old…
Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

الأدلةُ على أنَّ القرآنَ كلامُ اللهِ ( الجزء الخمس ) | Sayı 90

الحمدُ للهِ المرسلِ كتابه المليء بالمعجزاتِ الذي يخاطبُ جميعَ الأممِ في مُختلفِ الأزمانِ، …