El-Hâlık (c.c.) (Sayı 12)

10 dakika ortalama okuma süresi
0
0

EL-HÂLIK: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tespit eden ve ona göre yaratan, yoktan var eden…

Şu eşsiz kâinat el-Hâlık olan Allah (c.c.)’ın sergilediği öyle güzel bir tablo ki, her fırçası bir şaheser! Gökler ve yeryüzü her ikisi de ayrı ayrı birer sanat eseri. Gökten inen yağmur ise tabloya bambaşka bir dokunuş sanki. Ve yağmur ile yeşeren bitkiler, türlü türlü renkleri, kokuları ve lezzetleri ile tabloya farklı bir güzellik ilave eder. Ya denizler! Neredeyse tablonun büyük bir kısmını kuşatmış gibi. Üzerinde akıp giden gemiler, sanatkârın fırçasının eseri. Dört-bir yandan okyanusa karışan nehirler, çağlayarak akıp giderken bolluk, bereket, her türlü rızık taşır gittiği yere. Bu da sanatkârın bir başka sürprizi. Esrarengiz bir biçimde tabloyu sarıveren gece ve gündüz ise mucizelerden iki mucize ve daha niceleri… Yaratılan varlıkların her biri bir çizgi ve her birinin bir başkadır tabloya kazandırdığı estetiği. Ve bunların içerisinde bir de insan, başka bir âlem, başka bir portre!

Evet, kâinat yaratılan müthiş bir tablodur. Çünkü o el- Hâlık olan Allah (c.c.)’ın bir tek emrinin eseridir. Allah (c.c.): “Ol” demiş ve oluvermiştir. Öyle bir yaratıcı ki Allah, bir defa değil, her saniye yaratır ve bu kıyamete dek sürüp gidecek bir kanunudur O’nun. Bu âlem bir saniyede ne çok yaratışa gebe, ah bir düşünse insan! Oysa ki bilim, dünyada bir saniye içerisinde dört çocuğun doğduğunu tespit etmekle bize geniş bir tefekkür penceresi açmıştır. Ya yaratılan diğer canlıları da düşünecek olursak ne mükemmel, ne müthiş bir yaratıştır bu. Hem ölçüsüz de değil, bir denge ve bir kanun üzere yaratmıştır yarattığı her bir şeyi.

Allah (c.c.) el-Hâlık’tır. Zaten hiç kimsenin fıtratı bunun hilafını söyleyemez. Hiçbir akıl göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin yaratılışını, ulvî iradenin mevcudiyetinden gayrı bir sebebe bağlayamaz. Hatta Allah (c.c.)’ın el- Hâlık olduğunu, Mekke’nin en azılı kâfirlerinin dahi itiraf ettiğini şu ayet-i kerime açıklar; “Ey Muhammed! Andolsun ki; onlara, ‘gökleri ve yeri yaratan kimdir?’diye sorsan, ‘Allah’tır’ derler.”1 O halde bazı Müslümanların, Allah’ın el-Hâlık ismi şerifini Allah (c.c.)’ın varlığını ispat doğrultusunda anlatmaları doğru bir tespit değildir.

Akıllarda müphemleşmiş bu durumu, Allah (c.c.) ikaz ederek şu şekilde açıklar: “Hiç yaratan yaratmayan gibi midir? Hâlâ ibret almaz mısınız?”2 Bir iki ayet sonrasında ise; “Allah’ı bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onların kendileri yaratılmışlardır”3 buyurur. Çünkü tarih boyunca insanların düşmüş olduğu hata, Allah’ı büsbütün inkâr değil, O’na ortaklar isnat etmeleridir. Allah’ı yaratıcı ve rızık verici olarak kabul etmişler, fakat yaratıcı olarak kanun koymaya ve hayatlara hükmetmeye hakkı olan bir Allah olduğunu kabul etmemişlerdir. Bu sebepten, gönderilen peygamberlerle sürekli mücadele ederek onları inkâr etmişlerdir.

Allah’tan gayrı çeşitli ilahlar edinen bu topluluklar, edindikleri ilahların ‘atık bir meni’yi dahi yaratamadıkları halde nasıl olur da insanı yönetmeye kalktıklarını hiç düşünmezler mi? “Yaratan (yarattığını) bilmez mi?”4 ayeti kerimesine göre; yaratıcı olmayanın insanı bilemeyeceğini ve ona uygun kanunlar va’z edemeyeceğini hiç bilmezler mi? Sahip oldukları imkânlarla şımaran bu ilahlar ve onları ilah edinenler için Allah (c.c.)’ ın şu kınaması ne kadar mânidâr: “O’nu bırakıp da O’ndan başka taptıklarınız, bir çekirdeğin incecik zarına bile sahip değillerdir.”5

Her akıllı insan yaratmanın hükmetmeyi gerektirdiğini bilir. Fakat unutulacağını bilen Rabbimiz bize tekrar hatırlatır. “İyi bilin ki, yaratmak da emretmek de yalnız O’na mahsustur.”6 Ve yaratmak ulûhiyete mahsus sıfatlardan olduğu için Allah (c.c.)’a tek ilah ve tek otorite olarak iman eden, O’ndan başkasına itaat etmeyecek ve sadece O’nun hükümlerine boyun eğerek rubûbiyette de Allah (c.c.)’ın tek olduğunu ispatlayacaktır. İşte Allah’ın yaratma sıfatını çok aşikar kılmasının ve Kur’an’da sık olarak tekrar etmesinin hikmeti budur.

Rabbim! Bizleri ortaksız yaratıcı olduğunu idrak ile ortaksız ilah olduğuna iman eden ve şirk koşmaksızın Sana boyun eğen kullarının arasına kat. Ve bizleri ayette buyrulduğu üzere; “Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve “Ey Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın. Sen pak ve yücesin, bizi cehennem azabından koru”7 diyenlerden olarak hayatın ve ölümün hakikatini idrak edenlerden kıl! (Âmin)

1-Zümer, 38

2-Nahl, 17

3-Nahl, 20

4- Mülk, 14

5- Fatır, 13

6- Araf, 54

7-Al-i İmran, 191

Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
Kategoriden Daha Fazla: De ki: Göklerin ve Yerin Rabbi Kim? (Sayı 12)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…