El-Habîr (Sayı 30)

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0

“Her şeyden haberdar olan, gizli şeyleri bilen.”

Rabbimizin El- Habîr ismi; “hiçbir şey kendisinden gizli kalmayan, mülkünde olup biten her şeyden, hareket eden veya etmeyen her zerreden haberdar olan, bilgi edinmek için herhangi bir araca veya aracıya ihtiyacı olmayan” anlamlarına gelmektedir.

Kul hayattaki gayesini unutmaya başladığında ve rotasını yaratıcısından gayrısına çevirdiğinde Rabbimiz kulunu tekrar sırat-ı müstakim üzere yönlendirir. Nitekim nice insanlar vardır ki; Allah’tan uzaklaşmış, temel dertleri ne yazık ki dünya ve dünyanın adî değerleri olmuştur. Allah ki insanların hayatına anlam katandır. Zira insanda Allah inancı kaybolduğunda maneviyatı yok olur ve sadece maddeden ibaret olan bir ceset haline döner. Nihayetinde ruh ölür, hayat amacından sapar ve insanlar her geçen gün büyüme, gelişme ve medenileşme yerine küçülme, hayvanlardan daha aşağı seviyeye inme, gayrı medenî bir hayat yaşamaya başlar. Nitekim ruh zayıfladıkça insanın nefsi azgınlaşmaya başlar.

İşte bu yüzden insanın, hayatının her safhasında yaptığı her şeyden haberdar olan bir Rabbin olduğunu unutmaması gerekir. O, sınırsız her sıfatıyla, hem insanı hem tüm âlemleri her yönden kuşatmıştır. Hiçbir açıdan kusur, eksiklik, yanılma söz konusu değildir. O, yapılan her amelden, düşünülen her fikirden, kalpten geçen her histen haberdardır. O halde bir kul olarak düşündüklerimizi, hissettiklerimizi ve yaptıklarımızı gözden geçirmek zorundayız. Nitekim herkes kendi hayatının sorumluluğunu alarak Allah’ın huzuruna varacaktır. Allah Azze ve Celle hepimize kendi haberimizi verecektir ki; insan kendi haberini duymak istemese de bu gerçek değişmeyecektir.

Zira Yüce Rabbimiz Haşr Suresi 18. ayette: “Ey inananlar, Allah’tan korkun ve yarın için ne (yapıp) gönderdiğinize bakın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah yaptıklarınızı haber bilmektedir” buyurmaktadır.

İnsan bu ayetin üzerinde biraz düşünecek olsa; hesap sorulmadan önce nefsini muhasebeye çekmesi, gerektiğini çok iyi anlayacaktır. Bunun muhasebesini yapan insanlar takva ehli olan, rıza-i ilahiye mazhar olanlardır.

Onlar bu ayetler karşısında kalplerinin bir kez daha hassaslaştığını hissederler. İnançlarına aykırı, düşünce ve davranışlarda kendilerinin dahi hoşlanmadığı bir halde iken Rablerinin kendilerini görmesinden korkar ve utanırlar. Bu yüzden hep sakınma yolunu tercih ederler ve bilirler ki Allah’ın gözü her an kendi üzerlerindedir. Böyle insanlar tesellilerini de daima Rablerinde ararlar. Çünkü onların tüm duygularına an an şahit olan sadece ve sadece Rableridir. Bütün yalnızlıklarında kendilerine dost olan, bütün kararsızlıklarında kendilerine hikmetli bakışı veren yine Rableridir.

İnsan Rabbinin bu ismi sayesinde birçok güzel duygulara erebilir. Her şeyden haberdar olan Rabbimizi nasıl bir hayata şahit tuttuğumuza tekrardan bakalım. Gerek takva ehli olalım gerek dinini sadece namaz ve oruçtan ibaret zanneden bir Müslüman olalım, nihayetinde hayat boyu her yaptığımızın ahirette gözler önüne satır satır döküleceğini, bu yüzden zayıf durumlarımızı, dava erine yakışmayan tüm hatalı hareketlerimizi ve din konusunda yetersiz kaldığımız yerleri telafi etmek zorunda olduğumuzu kesinlikle aklımızdan çıkarmayalım.

Rabbimiz Teâlâ bize kıyamet günü haberimizi verirken isyan üzere kararlılık gösterenlerden değil, iman ve teslimiyet üzere kararlılık gösteren zümrenin içerisinde haşreylesin. (Âmin)

Bu Sene Ziyaret

ve Dayanışma Senesi

Kardeş olmak, arkadaş ve sadık dost olmak; sevinçte ve kederde beraber olmayı göze almak demektir; bunu fiili olarak göstermek demektir, sevmek, saymak, güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmak demektir. Bunlar olmadan kardeşlik iddiasının bir anlamı olmaz. Kur’ân’ın öngördüğü kardeşlik, bütün bunları içeren bir muhtevaya sahiptir. Kısacası bir hayat biçimidir İslâm’daki kardeşlik.

İslam’ın getirdiği kardeşlik esasına göre iman etmiş olanlar yeryüzünün neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, hangi soy ya da aşirete sahip olurlarsa olsunlar, hangi dili konuşurlarsa konuşsunlar, hangi renk ve milletten olurlarsa olsunlar birbirlerinin gerçek kardeşleridirler ve en sadık dostlarıdırlar.

İslam kardeşliğinin pekiştirilmesinde büyük önem taşıyan ZİYARETLEŞME hakkında Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den birçok hadis varit olmuştur.

Allah Rasulü şöyle buyurmaktadır:

“Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.”1

“Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, yetmiş bin melek ‘Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol’ diye dua ederler.”2

Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’tan rivayet edildiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teâlâ kıyamet gününde şöyle buyurur: ‘Ey Âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin.’ Âdemoğlu, Allah Teâlâ’ya: ‘Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim?’ der. Allah Teâlâ: ‘Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, Beni onun yanında bulurdun.’ buyurur.”3

“Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.”4

“Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.”5

“Mümin kardeşini ziyaret edip müsafaha eden kimselerin elleri ayrılmadan, ağaçtan yaprak dökülür gibi günahları dökülür.”6

Kardeşlik fedakârlık ve sabır ister. Dostluğumuzun devamı için gerektiğinde fedakârlık yapabilmeliyiz. Kardeşimizin acısını acımız, sevincini sevincimiz bilmeliyiz. Dostların ağlamasıyla ağlamayan, onların gülmesine ortak olmayan dayanışma duygusunu anlamamış demektir.

Toplumu toplum yapan, cemaati cemaat yapan bir güzelliktir ziyaret ve dayanışma…

Yine dostlar, kardeşler arasında olmazsa olmaz bir haslettir DAYANIŞMA…

İnsanların birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesini sağlayan, bireyleri birbirine bağlayan yüce bir duygudur ziyaret ve dayanışma…

İbn Ömer Radıyallahu Anh’dan gele bir rivayette Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:

“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu zalime teslim etmez. Kim kardeşinin yardımında bulunursa Allah Azze ve Celle de ona yardım eder. Kim bir müslümanın sıkıntısını giderirse Allah Azze ve Celle de onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah Azze ve Celle de kıyamet gününde onun ayıplarını örter.”7

Ve… Efendimiz şu güzel sözleri Müslümanlar arasındaki dayanışmanın öneminin ne güzel ifadesidir!

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa, diğer azaları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır.”8

İslam’ın her biri ayrı bir kıymet ve güzellikte olan emir ve tavsiyelerinden olan ziyaret ve dayanışmayı hayatımıza geçirebilmemiz temennisiyle!

Daha Fazla
  • ES-ŞEHİD & EL-HASİB

    “De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından h…
  • ED-DARR & EN-NÂFİ (Sayı 39)

    “Ve Allah’tan başka sana faydası da zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma! Eğer böy…
  • EL-METîN & EL-KAVİYY (Sayı 38)

    Bu ay sizlerle Rabbimizin kudretinin kemâlâtını ifade eden Metîn ve Kaviyy isimlerini ince…
  • EL-VEDÛD & EL-VEKÎL (Sayı 37)

    “Haberiniz olsun; Allah’ın velileri için korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.”1 Rabbimi…
  • El-Kebîr & El-Celîl & El-Mecîd & El-Müteâl (Sayı 36)

    Şüphesiz ki Rabbimiz Teâlâ’nın insanların tam olarak inceliklerine hiçbir zaman vakıf olam…
  • EL-ALİYY (Sayı 35)

    “Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O’nundur. O çok yücedir, çok büyüktür.”1 Birbirinden gü…
Yazardan Daha Fazla: Arzu Şahin
Kategoriden Daha Fazla: Cemaat (Sayı 30)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

ES-ŞEHİD & EL-HASİB

“De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından h…