Anasayfa Bölümler Esmâ'ül Hüsnâ El-Aziz (c.c) (Sayı 9)

El-Aziz (c.c) (Sayı 9)

8 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Eşi ve benzeri olmayan ehad, gayet yüksek ve kendisine şiddetle muhtaç olunan, hiçbir şekilde mağlup edilemeyen gâlip, bunlarla beraber alçaklığı, ahlaksızlığı, küfrü, zulmü, fesadı, isyanı ve küfran gibi fenalıkları (yani şahsiyetsizliği) sevmeyen.

Rabbimizin yarattığı her bir varlık bir mucize ve kâinat, mucizeler diyarıdır. Mucize; aciz bırakandır ve acziyetini anlamış olan insan elbette ki Allah’a yaklaşır. Her isminde olduğu gibi El-Aziz ismi şerifiyle de O’nu tanımak istiyorsak, mucizelerle dolu kâinata marifet nazarıyla bakalım. Yeryüzündeki dağlar ve dağların dorukları, Allah’ın ihtişamına bir işaret değil mi? Kış mevsiminde yağan kar yeryüzünü bir bitki gibi örttüğünde ve gece karanlığında göz kamaştıran yıldızlar birer kandil gibi semayı süslediğinde ne kadar muhteşem oluyor öyle değil mi? Marifet muhabbetullaha, muhabbetullah da bizi O’na yaklaştırarak yolunda mücadeleye sevk etmelidir.

Allah eşi ve benzeri bulunmaması, hiçbir surette mağlup edilememesi, hiçbir şeye muhtaç olmayıp, her şeyin O’na ihtiyaç duymasıyla aziz, şerefli ve üstündür. Ve asla zilleti ne kendi şanına, ne eşref-i mahlukât olan insana, ne de imanı sebebiyle şeref madalyasını boynuna geçirdiği Müslümana lâyık görmez. Kendisi adına mağlubiyeti ve zilleti kabul etmediğini bakın ne güzel ifade eder; “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Oysa kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. Müşrikler istemeseler de bütün dinlere galip kılmak için Rasulünü hidayetle ve hak dinle gönderen Allah’tır.”1 Bugün mağlup değillerse bunun sebebi; Müslümanların tevhidi anlatmaması ve böylece onları Allah’la karşı karşıya getirmemiş olmasıdır.

İnsanların en güzel şahsiyette yaratılmış olduğunu Efendimiz (s.a.v) şöyle ifade eder: “Her doğan çocuk İslam fıtratı (yani İslam şahsiyeti) üzere dünyaya gelir.”2 Fakat daha sonra Allah’ı unutarak O’nu tanımadığı için kendisini de tanımaz ve şahsiyetini yitirir. Zengin ve güç sahibiyse Firavun, fakir ve zayıf ise Firavunlara köle olur. Birinde nefsinin kulu diğerinde ise kulların kulu olur. Her iki halde de zelildir, onur ve şerefini yitirmiştir. Rabbimiz ise bu durumdan razı olmayıp, Peygamberler ve kitaplar göndererek insanlığı tevhidle kula kulluktan Hakka kulluğa ulaştırmış ve yitirmiş oldukları şahsiyetlerini onlara tekrardan bahşetmiştir.

Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanması gereken bir Müslüman ise; tevhitle yoğrulmalı, Kur’an ile beslenmelidir. Ümmetçe yitirilmiş olan şeref ve üstünlüğü AB’de, güç ve teknolojide arayanlar büyük bir yanılgı içerisinde olan, şahsiyetlerini yitirmiş insanlardır. Çünkü üstünlük modern bir hayat yaşamakla değil, medenî ve insanca bir hayat yaşamakla elde edilir. Geçmişte insanlık onurlarını yitirmiş olan münafıklar şöyle demişlerdi: “Yemin olsun eğer Medine’ye dönersek güçlü olanlar (Yahudileri kastetmişlerdi) zayıf olanları elbette buradan çıkaracaklardır.” Allah (c.c) ise onlara şöyle cevap verdi: “Oysa güç ve üstünlük Allah’a, Rasulüne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.”3 Tevhitle yoğrulmuş imanî bir şahsiyetin doruğuna ulaşmış Seyyid Kutub Mısır zindanlarında iken, zamanın Firavunundan özür dilemesi karşılığında affedileceği haberi kendisine ulaştırıldığında, şahsiyetlerini yitirmiş zillet altında uyuyan şu neslin uyanması için yüzlerine inen şamar misali şöyle demişti: “Eğer ben hakkın emirleri ile yargılanıyorsam hakkın hükmüne razıyım. Yok, eğer bâtılın emirleriyle yargılanıyorsam ondan daha üstününe sahip olan ben, bâtıldan ve taraftarlarından merha met dilemem.” İşte böyle şahsiyetli yiğitler arkalarından çağları, nesilleri sürüklerler. Ve tevhid çınarı, onların kanlarıyla beslenerek boy ve filiz verecek ve dünyayı kaplayacaktır.

Ve şunu da unutmayalım ki; şerefli makamlara şerefli hediyeler sunulur. Kıymetli olan her neyimiz varsa sunalım aziz olana. Sunalım ki sunduklarımızla şeref ve izzet bulalım Hz. Hanne gibi. İşte o zaman şeref ve izzet sahibi bir mümin olarak hayatımız sonlanacaktır.

1-Tevbe, 32-33

2-Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5

3-Münafikun, 8

Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Ahirete İman Sayı 31

    Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hiss…
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
  • ER RAKÎB ve EL MUCÎB (Sayı 42)

    “Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde (gözetici) Rakîb’dir.”1 Rakîb; “görüp gözeten, murâkabe …
  • EL-HAFİZ (SAYI 41)

    Hafîz ismi Allah Azze ve Celle’nin kâinatı yönettiğini ifade eden kevnî isimlerindendir. H…
  • ES-ŞEHİD & EL-HASİB

    “De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından h…
  • ED-DARR & EN-NÂFİ (Sayı 39)

    “Ve Allah’tan başka sana faydası da zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma! Eğer böy…
  • EL-METîN & EL-KAVİYY (Sayı 38)

    Bu ay sizlerle Rabbimizin kudretinin kemâlâtını ifade eden Metîn ve Kaviyy isimlerini ince…
  • EL-VEDÛD & EL-VEKÎL (Sayı 37)

    “Haberiniz olsun; Allah’ın velileri için korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.”1 Rabbimi…
Kategoriden Daha Fazla: Esmâ'ül Hüsnâ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…