Anasayfa Bölümler Alıntı Yazılar Düşmanın Olumsuz Girişimleri | Sayı 71

Düşmanın Olumsuz Girişimleri | Sayı 71

18 dakika ortalama okuma süresi
0
0

İslam düşmanlarının her türlü olumsuz girişimleri ve ithamlarıyla karşı karşıya kalan Peygamberler ve İslam davetçileri Allah’ın yardımıyla mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Dava uğrundaki bu mücadele kimi zaman zafer, kimi zaman da şehadetle son bulmuştur. Günümüzde çeşitli basın-yayın organlarının da desteğiyle İslam’a ve İslami hareketin liderlerine karşı planlar kuran İslam düşmanları savaşlarını aralıksız devam ettirmektedirler. Bütün bu olanlara şahit olan İslam davetçileri, İslami harekete ve liderlerine yapılabilecek her türlü girişime karşı tedbirlerini almalı, sabır ve azimle mücadelelerini sürdürmelidirler.

Kıymetli okurlarımız, bu sayımızda da Peygamberimizin çağımıza ışık tutan Nebevi Hareket Metodu’ndan önemli bölümler sunmaya devam ediyoruz. Geçen sayımızda, imanları muhafaza etme amacıyla ashabın Habeşistan’a hicretine değinmiştik. Bu sayımızda ise İslam düşmanlarının Efendimize karşı başlattığı olumsuz girişimlerini ele alacağız.

Büyük âlim El-Mübar Kefuri, düşmanlarının Efendimize karşı başlattığı olumsuz girişimlerden bazılarını şu şekilde saymıştır;

1-Yalanlama, alaya alma, küçümseme ve hakaret etme. Bütün bunlarla Müslümanları başarısızlığa uğratmak ve manevi güçlerini azaltmak istemişlerdir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e alçakça iftiralarda bulunup, gülünç ithamlar ortaya atmışlardır.

2-Davayı karalamak, şüphe uyandırmak, yalan propaganda yapmak, Rasulullah’ın şahsiyetiyle ilgili uydurma hikâyeler yaymak. Bütün bunları çoğaltmak suretiyle Rasulullah’ın davetini düşünmek için insanlara fırsat bırakmamak.

3-‘Bu, bizden önceki kavimlerin efsaneleridir’ diyerek, Kur’an’a itiraz edip insanları ondan uzak tutmak… Nadr bin el-Haris, Hiyre’ye gidip orada İran şahlarının, Rüstem’in ve İsfendiyar’ın hikâyelerini öğrenmişti. Rasulullah ne zaman bir mecliste Allah’ı hatırlatmak ve O’nun azabından uyarmak için konuşmaya başlasa, Nadr, O’na muhalefet ederek sözü alır, “Vallahi, Muhammed benden iyi konuşamaz” diyerek İran şahlarının, Rüstem’in ve İsfendiyar’ın hikâyelerini anlatırdı. Sonra da, “Konuşmada Muhammed’in benden üstün yanı nedir?” diye sorardı.

4-Pazarlık: Müşriklerin inançlarından bazılarını ve Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in inançlarından bazılarını terk etmeleri suretiyle yolun yarısında İslam’la cahiliyeyi birleştirmeye çalıştılar.

“Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman için senin kendileriyle uyuşmanı isterler, böyle yapsan, seni överler.”1

“Ey Muhammed! De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam…”2

Bu örnekleri vermemizin sebebi her dönemde aynı tür olayların olma ihtimalidir. İslami hareketin davanın bütünlüğünü koruyabilmesi için, kâfirlerin bu türlü girişimlerini çok iyi bilmesi gerekir. Çünkü dava adamları vazifelerini yaparken, soğuk harbin her çeşidine maruz kalacaklar, alaya alınacaklar, küçük görülecekler, ‘akıllarından zoru olan bağnaz gericiler ve geri kalmış radikaller’ diye itham edileceklerdir. Çöl, çadır ve deve çağına dönmek isteyenler, hatta gerizekâlılar olarak nitelendirileceklerdir. Bu davetçiler için, âdemoğlunun efendisi olup, kavmi tarafından delilikle itham edilen Rasulullah en güzel örnektir: “Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, Ey Muhammed! Sen Rabb’inin nimetine nail olmuş bir kimsesin, deli değilsin”3 O’nu yalancılıkla itham ediyorlardı. Fakat O, kendilerinin, “Tecrübelerimizle senin yalan söylediğine rastlamadık” sözlerinin şehadetiyle de beşeriyetin doğrulukta eşine rastlamadığı bir insandı.
Günümüzde de cahiliyenin basın-yayın organları İslam davetçilerini yalancılıkla, ahlaksızlıkla ve insanlığa düşman olmakla itham etmektedirler.

Davetçilerin, düşmanlardan gördüğü diğer bir uygulama ise, İslam prensiplerinin saptırılmak istenmesi, insanlara çok kötü bir surette sunulmaya çalışılmasıdır. Günümüzde basın-yayın organları aralıksız olarak her gün bu dini zehirlemeye çalışmaktadırlar. En olumlu yaklaşanlar bile İslam’ı takdim ettiklerinde onun geçmiş çağlar için geçerli olduğunu ve Arap ümmetinin o zamanki kaderi olduğunu söylemektedirler. Onlara göre çağımız, ırkçılık çağıdır, bilimsel sosyalizm çağıdır, ilerici demokrasi çağıdır. İslam, insanlık tarihinde rolünü oynamış ve ortadan kalkmıştır. Aynı, müşriklerin Kur’an hakkında “Bu geçmiş kavimlerin efsaneleridir” demeleri gibi.
Günümüzde Müslümanlar, düşmanların kendilerine, davalarına ve dinlerine karşı açmış oldukları bu savaş metotlarına karşı çok uyanık ve tetikte olmalıdırlar. Çağımızın korkunç bir şekilde işleyen basın-yayın organları, gazeteleri, radyoları, televizyonları, videoları ve kitapları İslam’a karşı savaş açmış durumdadırlar. Ey Müslüman gençlik! Sizler hepiniz hedef alınmış durumdasınız! Davanız hedef alınmış durumda. Bu savaşı kazanmak için elimizdeki en büyük silah ‘Sabır ve Bilinçtir’

Düşmanın Etkin Girişimleri

Müslüman Yöneticileri Öldürme Ve Suikast Girişimleri

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dört suikast girişimine maruz kalmıştır.
Birincisinde, Kureyşliler, Ebu Talib’e gelip, açıkça kendisinden Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i teslim etmelerini istemişlerdir. Bu konuyla ilgili olarak İbn-i İshâk şunları rivayet etmektedir: “Kureyşliler Ebu Talib’in, Rasulullah’ın dinini kabul etmediğini, fakat buna rağmen onu yalnız ve korumasız bırakmayacağını öğrendikleri vakit, yanlarına Velid bin Muğire’nin oğlu Ammara’yı alarak Ebu Talib’e geldiler ve “Ey Ebu Talib! Bu Velid oğlu Ammara’dır. Kureyş’in en yiğit ve en güzel delikanlısıdır.Onu al, sana hem aklıyla hem de kuvvetiyle yardımcı olsun. Onu kendine evlat edin, o senindir. O’nun karşılığında senin ve babalarının dinine karşı çıkan, inançlarımızı hor görüp, kavmimizin birliğini bölen kardeşinin oğlunu bize teslim et, kendisini öldürelim.

Bu pazarlığımız bir adama karşılık bir adamdır” dediler. Bunun üzerine Ebu Talib:

“Allah’ın adına yemin ederim ki, benimle çok kötü bir pazarlık yapıyorsunuz. Siz bana oğlunuzu verin, ben onu sizin için besleyeyim, ben de size oğlumu vereyim, siz de onu öldürün, öyle mi? Allah’ın adına yemin ederim ki, böyle bir şey kesinlikle olmaz…” diye cevap verdi.

İkinci Suikast Girişimi

ümmetin firavunu Ebu Cehil tarafından yapıldı. Bu konu hakkında da İbn İshâk şunu rivayet ediyor. Ebu Cehil: “Ey Kureyş eşrafı, gördüğümüz gibi Muhammed dinimizi ayıplamaktan, babalarımıza sövmekten, inançlarımızı hor görmekten ve ilahlarımızı yermekten başka hiçbir şeyi kabul etmiyor. Sizin önünüzde Allah’a ahdediyorum, ister benimle olun, ister beni engellemeye çalışın, Muhammed namaz kılarken, secde için eğildiğinde kafasına öyle bir taş koyacağım ki kaldırmaya gücü yetmeyip altında ezilecek. Ondan sonra da Abdülmenaf Oğulları ne yaparlarsa yapsınlar” dedi. İkinci gün bu girişim başarısızlığa uğramıştı. Ebu Cehil korkudan mosmor olmuş bir yüzle ve taşı tutarken donup kalmış elleriyle, şunları anlatıyordu: “Dün size anlattıklarımı yapmak için, kendisine doğru ilerledim. O’na tam yaklaştığım sırada, aramızda vahşi bir deve belirdi. Allah’ın adına yemin ederim ki, ömrümde onun başı kadar büyük bir baş, onun boynu gibi kalın bir boyun ve onun dişleri gibi sivri dişler görmedim. Kesinlikle bir canavardı ve beni yemek istedi…”

Üçüncü Suikast Girişimi

Kureyş zorbalarının, Rasulullah’ı öldürme teşebbüsüdür. Buhari, Urve bin Zübeyr Radıyallahu Anh’ın şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Amr İbn As’ın oğlu Abdullah’tan, Nebî’ye müşriklerin yapmış olduğu en ağır ezayı, bana anlatmasını istedim. Abdullah şöyle anlattı: Günün birinde Nebî Hicr-i Kâbe’de namaz kılıyordu. Bunun üzerine Ukbe İbn Ebi Muayt çıkageldi. Ukbe Rasulullah’ın ridasını toparlayıp O’nun mübarek boynuna dolayarak şiddetli bir şekilde sıkmaya başladı. Bu sırada Ebu Bekir Radıyallahu Anh geldi, Ukbe’yi omuzlarından tutarak, Nebi’den uzaklaştırdı. Ve“Faziletli bir adamı Rabbim Allah’tır dediği için öldürecek misiniz?” mealindeki ayeti okudu…”4

Dördüncü Suikast Girişimi

Ömer bin Hattab Radıyallahu Anh’ın Müslüman oluşuyla biten, suikast girişimiydi.
Bu mevzular hakkında, ek olarak söylenecek hiçbir şey yoktur. İslam düşmanlarının, Müslüman liderleri yok etmek için hazırladıkları suikast plânları, İslam davetçilerinin belleğinden kesinlikle silinmemelidir. Çağımızda neslimizin şahit olduğu, İslami hareket liderlerine karşı yapılan suikastlar, bu konu hakkında bizleri çok uyanık olmaya zorlamaktadır. İslami hareketin liderlerine karşı yapılan bütün suikast girişimleri, İslam düşmanlarının bu hareketi, liderleri ve öncüleri ortadan kaldırmak yoluyla yıkmak için ne şekilde plânlar yaptıklarını çok iyi bir biçimde ortaya koymaktadır.*

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Alıntı Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

İslami Davette Sabır ve Devamlılık | Sayı 77

İslami davet, pes etmeyi, umutsuzluğu kabul etmeyen, sabırsızlığın yakışmadığı, gayretin v…