Anasayfa Bölümler Bilim ve Tefekkür Dünyanın Dengesini sağlayan DAĞLAR (Sayı 5)

Dünyanın Dengesini sağlayan DAĞLAR (Sayı 5)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Rabbimize hamd ve Peygamber Efendimize salât ve selam olsun. Kıymetli kardeşlerim, Rabbimizin insanoğluna sunmuş olduğu nimetlerden bir tanesi de dağlardır. Bazen insan şöyle düşünür: Acaba gerçekten bu dünya dönüyor mu veya dönüyorsa biz neden hissetmiyoruz? Hatta madem dünya yuvarlak o zaman güney yarım küredekiler neden aşağı düşmüyorlar..!. Yüce Rabbimiz yaratmış olduğu her şeyi aslında bir ilim dâhilinde yapmakta ve böylece kâinat kitabını okuyan insanların, kâinattaki mükemmel yaratılışı ve dengeyi gördükleri zaman “Subhanallah” demesini istemektir. İşte bu mükemmel yaratılıştan bir tanesi de dağların bir denge unsuru olarak yaratılması, bulundukları yerlerin tesadüfî olmaması ve bizlerin göremediği kök kısımlarıyla mükemmel bir denge unsuru oluşturmalarıdır. Bu şekilde kâinat kitabını okuyan insanlara “düşün, tefekkür et ve ibret al” denilerek ‘imanını arttır’ denilmek istenmiştir.

Bilindiği gibi dünyamız kendi ekseni etrafında saatte 1670 km. hızla döner. Dünyamız atmosferi ile beraber bu dönüşü gerçekleştirdiği için insan bu hızı hissetmez. Daha da şaşırtıcı olanı, dünyamızın güneşin etrafındaki dönüş hızı ise merminin yaklaşık 60 katıdır, yani saatte tam 108.000 km.’dir. Dünyamızın bu mükemmel hareketlerini nizamî bir şekilde gerçekleştirmesi, Yüce Rabbimizin ona mükemmel bir şekilde kendi ekseni etrafında dönüş kanunu koyması, dünyanın şeklini bu harekelere müsait yaratması ve dağların yerlerini bu dönüşe uygun balans ayarı verecek bir şekilde yerleştirmesinin sonucudur. Aslında burada Rabbimizin kâinat kitabında göstermiş olduğu mükemmel kanunların, dünyanın dönüşünde de kendisini gösterdiğini görüyoruz.

Yüce Rabbimiz, konu ile ilgili olarak Nahl suresinde “Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi.” ve Enbiya suresinde ise “Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik” buyurmaktadır. Bu ayetlerde Rabbimiz, dağların yaratılış hikmetlerinden bir tanesinin de saatte 1670 km. hızla dönen dünyanın insanı sarsmaması ve kendisinin de kendi ekseni etrafında dönüşü esnasında yalpa yapmadan balanslı bir şekilde mükemmel dönüşünü gerçekleştirmesi olduğunu ifade etmektedir. Arabaların jantlarında ağırlık dengesi olarak gramaj eksikliği veya fazlalığı olduğunda hızlı gidildiği zaman araba titreme yapar. Anlarız ki balans ayarında bozukluk var. Eğer dünyada dağların yerleri bu dengeye uygun olarak yaratılmamış olsaydı, arabanın titremesi gibi dünyamızda da titremeler olacak ve sürekli depremler meydana gelecekti. Sürekli yer sarsıntılarından dolayı adeta yaşam imkansız hale gelecekti.

Bu mükemmel denge ekseninde, dağların dünyada dağılışına baktığımız zaman; aslında bunların yerlerinin tesadüf olmadığını görürüz. Dağlar, adeta dünyanın kuşakları gibidirler. En basit tanımıyla Cezayir’den başlayan Atlas dağlarını, Avrupa’daki Alp dağları, Karpatlar ve Balkan dağları takip eder; bunları ise ülkemizde Kuzey Anadolu dağları ve Güneyden Toroslar izler. Bu Dağlar İran’da Zargos dağlarıyla aynı kuşak içerisinde devam eder ve nihayetinde Hindistan kuzeyindeki Himalaya dağlarına ulaşır ve devamda ise Çin’in güneyinden devam ederek Büyük Okyanus’a ulaşır. Yer yer kıvrımlar yapmakla beraber bu sistemin Dünyanın batıdan doğuya doğru kendi ekseni etrafındaki dönüşüne paralel olduklarını ve böylece dönüş esnasında balans görevi gördüklerini söyleyebiliriz. Yine bu sisteme benzer bir şekilde hız dengesinin ayarlanması için Amerika’daki Kayalık dağları nispeten Kuzeyden güneye doğru aynı doğrultuda devam eder ve güney Amerika’da ise bu dağ uzanışını And Dağları temsil etmektedir (Şekil-1). Avrupa’da ise bu dengelemeyi İtalya’daki çizme şeklinde olan Appennino dağları, Rusyada Ural dağları, Türkiye’de ise Amanos dağları ve bu doğrultuda olan dağlar yapmaktadır. Bu dağların uzanışları bazı kesimlerde zikzaklar çizse de aynı doğrultuda uzandığını görmekteyiz. Demek ki Rabbimiz bunların yönlerini rastgele tayin etmemiştir. Dağları, dünyanın dönüşünü dengeleme ve balans etmekle görevlendirmiştir.

Dağların dünyanın dönüşünde dengeleme ve balans görevlerini üstlenmelerinin yanında bir diğer görevleri daha var ki o da dünyanın kazıkları gibi olmasıdır. Rabbimiz konu ile ilgili olarak Gâşiye suresinde “Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?” ve yine Nebe suresinde ise “Dağları da birer kazık kılmadık mı?” buyurmaktadır. Dağların kazık görevi görmesi iki şekilde olmaktadır: Birincisi bazı tek volkanik dağlar vardır ki bunlar genellikle dünyayı meydana getiren levha parçalarının birleşim noktasında yani fay hatlarında oluşmuşlardır. Bu dağın orada olması levhalar arası bir perçinleme görevi görmektedir. Ülkemizdeki Erciyes dağı böyle bir perçin görevi görmekte olup aslında Ecemiş fayının hareketini nispeten sınırlamaktadır. Bir diğer görevi ise; dünyamızın iç kısmındaki kızgın magmanın yeryüzüne ulaşarak o kısımda bir balans dengesi oluşturması ve sıvı halde dengesizlik oluşturacak olan magmanın yeryüzüne ulaşarak bir kazık gibi denge unsuru olmasını temsil eder. Ülkemizde bu görevi üstlenmiş olan volkanik dağların (Ağrı, Nemrut, Süphan, Karacadağ vb gibi) sayısı oldukça fazladır. Rabbimiz bir başka ayette ise: “O, gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar (sabit ve büyük dağlar) bıraktı ve orada her bir hayvandan yarattı.” buyurarak bizleri dağların yaratılışı ile ilgili olarak tefekküre sevk etmektedir.

Dağların kazıklar gibi olmasının bir manası da her dağın aynı zamanda bir kök kısmının olmasıdır. Dağların yeryüzündeki görüntülerinin yaklaşık 11 kat daha fazlası magmanın içerisinde kazık gibi çakılmış durumdadır. Yaklaşık 8.848 m. (9 km) yüksekliğindeki Himalaya Dağları’nın kök kısmı yaklaşık olara 125 km. dir. Rabbimiz “Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?” ayeti dağların yer yüzündeki görüntülerini ifade ettiği gibi aynı zamanda kök kısımlarını da ifade etmektedir (Şekil 2). Dünyanın sarsılmasını önleyen bir özellik de dağların böyle kök kısımlarının olmasıdır.

İşte insan, bu mükemmel nizamı gördüğü zaman şunu söylüyor: “Rabbimiz, ne kadar güzel yaratıyor ve ne kadar güzel kanunlar koyuyor.” Rabbimizin yaratmasında hep bir mükemmellik var. Rabbim tefekkür edebilmeyi hepimize nasip eylesin…

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Tefekkür Bölümü
Kategoriden Daha Fazla: Bilim ve Tefekkür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Bozulan Dünya Dengesi ve Küresel Isınma (Sayı 29)

Önce arzı (atmosferi ile beraber) yaratıp sonra bizleri bu dünyaya gönderen Rabbimiz hem a…