Anasayfa Genel DIŞ POLİTİKA VE VİCDAN

DIŞ POLİTİKA VE VİCDAN

8 dakika ortalama okuma süresi
0
0

25 yıldan fazla bir süredir Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika çalışıyorum. Bugüne kadar öğrendiğim en önemli gerçek, dünyanın adil bir yer olmadığı. Uluslararası İlişkiler, duygularla değil güç ve akıl ile yönetiliyor. Vicdanı ve kalbi politikalarına katabilen ülkeler sadece ve sadece gücü de elinde tutabilenlerdir, tabii ki böyle bir tercihleri olur ise. Aksi felaketle sonuçlanır. Gücü elinde tutamayan bir ülkenin, ahlaki politikalarını destekleyecek bir gücü yok ise politikaları başarısızlıkla, hatta felaketle sonuçlanır.
Bu nedenledir ki İsrail, herkesin zalimce olduğunda mutabık olduğu politikaları neredeyse bir asırdır sürdürüyor da kimse ona ‘dur’ diyemiyor…

Bu çerçeveden bakınca Türkiye’nin Arap Baharı’yla başlayan duygusal, isyankâr ve kendi deyişiyle sözde ‘vicdanlı’ dış politikasını anlamakta zorlanıyorum:
Türkiye’nin dış politikası birkaç yıldır bir politika olmaktan çıktı ve adeta bir tür arabesk şarkıya döndü. Bir politika izlemekten ziyade inliyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz, herkese kızıyoruz… Bu tepkisel davranışlar kimi zaman Mısır ellerinde idama mahkûm edilen Mursi için oluyor, kimi zamansa evinden yurdundan koparılan milyonlarca Suriyeli için… Ülke değişiyor, ancak tarz değişmiyor. Hepsinin ortak noktası ise sonuç alamamak, her geçen gün geçmişte oldukça önemsendiğimiz topraklarda etkisiz bir elemana dönüşmek.

SURİYELİ MÜLTECİLER
Yetkililer ülkemize akın eden milyonlarca Suriyeli ve Irak’lı mülteci konusunda sürdürülebilir, entegre ve etkin bir siyasete sahip değiller…
Neden Avrupa devletleri bu insanları kabul etmede bu kadar çekingen sanıyorsunuz? Çekingenler, çünkü bunun siyasi, iktisadi ve sosyal maliyeti olacağını biliyorlar. Türkiye kendisi açıkladı, Suriyeli mülteciler için bugüne kadar neredeyse 20 milyar lira harcanmış. Yaklaşık 7 milyar dolar. Kimse parayı sokaktan toplamıyor. 7 milyar dolar Fransa için de büyük para, İngiltere için de. Kaldı ki 7 milyar dolar ile 2 milyon Suriyeliye bakılması imkânsız. Bu rakamlar minimum rakamlar. 2 milyon insanın barınak, yeme-içme, eğitim, sağlık ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için on milyarlarca dolara ihtiyaç vardır ve bunu Almanya bile yüklenmek istemez.
Türkiye neden bu yükü sırtlandı derseniz, bunun ilk sebebi mecbur olması, politika üretememesi. Daha doğrusu mültecileri Suriye sınırları içinde tutamadığımız için insanlar sınırlarımıza adeta zorla girdiler.
İkinci neden yeterince bilgiye sahip olmamak…

Diğer taraftan, gerek sosyal medyada fanatik partili hesaplarda gerekse siyasilerin konuşmalarında Suriyeli mültecilere ne kadar büyük iyilik yaptığımız, nasıl büyük bir fedakârlık yaptığımız anlatılıyor. Suriyeli mülteciler ile ekmeğimizi paylaşıyormuşuz. Ortada bir fedakârlığın olduğu açık da buna gerçekçi ve akılcı bir dış politika denebilir mi bundan emin değilim. Bir yandan gelenler mutlu değil, diğer taraftan bölgenin istikrar çapası olması gereken Türkiye gemisi bu göçler nedeniyle hem su alıyor, hem de girdabın gözüne çekiliyor.
Bunları söylerken gelen 2 milyonun sınır dışı edilmesi gerektiğini vs. söylemiyoruz…
Dış politikaya biraz vicdan katmak belki ona saygınlık getirebilir, ancak yufka yürekliliğin sonu da her zaman felaketle biter. Dış politikada diğer insanlara yardım etmenin yolu onlara acımaktan değil, acınacak duruma düşmelerini engellemekten geçer. Yani önleyici politikalar esastır. Türkiye zamanında iç savaşı önleyebilseydi, silahlı çatışmaları durdurabilseydi, ithal savaşçıların Suriye’ye üşüşmesine mani olabilseydi, silahların Suriye’ye akmasına engel olabilseydi vs. işte o zaman bu insanlara en büyük katkıyı vermiş olurdu.

Aynı şekilde, eğer Mısır’da askeri darbeyi durdurabilseydik; darbe sonrasında her iki taraf üzerinde etki kurabilseydik, uluslararası toplumda girişimlerde bulunup Mısır üzerinde baskı kurabilseydik vs. işte o zaman hem ahlaklı hem de güçlü ve etkin bir dış politika izliyor olurduk.

Eğer becerebiliyorsanız ahlaki/vicdanlı bir dış politika izlemek elbette iyidir. Kötüye karşı çıkmak, iyinin ve zayıfın yanında yer almak tabii ki bizlerin de hayalindeki dış politikadır. Ancak yetersiz ve başarısız bir dış politikayı ‘ahlaki dış politika’ diye ambalajlayarak kendimizi kandırmak da doğru olmaz…
17 Haziran 2015

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
  • Mazlum Ümmetin Sultanları | Sayı 75

    •Suudi Arabistan, Orta Doğu’nun en büyük ekonomisine sahiptir ve en zengin Arap ülkesidir.…
  • Şahsiyet Nedir? | Sayı 75

    Şahsiyet yani kişilik kavramını bir tek tanım ile ortaya koymak pek mümkün değildir. Çünkü…
  • Ey Rabbim! | Sayı 75

    Âlimlerimize sorumluluk, avamımıza ilim, müminlerimize aydınlık, Aydınlarımıza iman, tutu…
  • Furkan’a Zulüm Devam Ediyor | Sayı 73

    Furkan Hareketi mensupları olarak bizlere yapılan zulüm ve haksızlık (konferans vb. etkinl…
  • Sokak Röportajları | Sayı 72

    YA RABBİ! İmanı güçlü, Peygamberini hakkıyla tanıyan ve O’nu sevmenin gereğini bilip yerin…
  • İslam Medeniyeti Yolunda, Durmak Yok, Yola Devam! | Sayı 72

    Furkan Vakfı, Mart ayında da Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirdiği zengin programl…
Kategoriden Daha Fazla: Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

وَقْفُ الفُرْقَانِ لِلتَعْلِيْمِ وَالْعَمَلِ الْإِسْلَامِيِّ

تَأسَّسَ وَقْفُ الفُرْقَانِ بِتَارِيْخِ 22 / 11 / 1994 م ، وَاعْتِبَارَاً مِنْ تَأْسِيْسِه…