Anasayfa Bölümler Alıntı Yazılar Devletin Yıkılması | Sayı 63

Devletin Yıkılması | Sayı 63

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

A. DOĞAL YIKILMA NEDENİ

Düşünürümüz, devletin doğal yıkılış nedenini “Organizmacı Devlet Kuramı” ile açıklamaya çalışmıştır. İbn-i Haldun, insan organizması ile devlet arasında bir benzerliğin var olduğunu ileri sürerek, bu benzerlikten hareketle insan organizmasının bağlı olduğu doğal kanuna devletin de bağlı olduğunu kabul etmiştir. Nasıl ki insanlar doğar, büyür ve sonuçta ölürse; devlet de aynı şekilde doğar, gelişir ve yıkılır. İbn-i Haldun insanların doğal ömürlerinin 120 yıl olduğunu, bu sürenin yaklaşık olarak devlet için de aynı olduğunu ileri sürmüştür. Yani devletlerin azami ömrü de, insanların azami ömrü olan 120 yıldır. Ona göre; hiçbir güç bu doğal ömrün sona ermesini engelleyemez.1

B. DİĞER YIKILMA NEDENLERİ

1. Asabiyetin Zayıflaması:

İbn-i Haldun, asabiyetin devletin kuruluşunda olduğu kadar yıkılışında da büyük önem taşıdığını bildirmiştir. Ona göre, devletin kurulup genişlemesinden sonra, devlet yöneticilerinin medeniyetin nimetlerine dalıp, asıl gerekli olan asabiyeti unutmaları halinde devlet zayıflamaya başlar. Asabiyetin zayıflaması ilk olarak hükümdar ile halkı arasındaki ilişkide görülür. Hükümdar, hesabını veremeyeceği davranışlarda bulunduğundan, halkından korkmaya başlar. Bu durum hükümdarı yalnızlığa iter. Yalnızlık ise onu daha da korkutur. Halktan güveneceği kimse kalmayan hükümdar, yönetimi sağlamak için askere yönelir ve onu maddi açıdan doyurmaya çalışır. Ancak askerin ruhu asabiyet ile de doyurulmadığından kısa zaman sonra asker de halka katılır. Böylece asabiyetin her tabakada zayıflamasıyla devlet adım adım çöküşe doğru gider ve kısa bir süre sonra da yıkılır.2

2. Devlet Yönetiminin Zulmü:

İbn-i Haldun, devlet yönetiminin iyiliğinin, yönetimi elinde bulunduran kişilerin niceliklerine değil, niteliklerine bağlı olduğunu; buna göre halkın menfaatlerini kollayan, halkı adaletle yöneten yönetimin “iyi” olduğunu; halka korku saran ve onlara zulmeden yöneticilerin yönetiminin ise “kötü” olduğunu söylemektedir. İbn-i Haldun, devlet yönetiminin zulüm tavrı içinde bulunması halinde halkın devleti savaş alanlarında bırakacağını, devleti yıkmak için isyan edeceğini belirtir. Böyle bir durumdaki devlet de yıkılmaya mahkûmdur.3

3. Mali Yapının Bozulması:

İbn-i Haldun, devletin doğasının refah ve lüksü gerektirdiğini, bu nedenle devlet yöneticilerinin gün geçtikçe artacağını ve sonuçta bu israflı tutumun gerektirdiği masrafları devlet gelirinin karşılayamayacağını söyler. Bu durum askeri harcamalara yeterince pay ayrılmaması sonucunu da doğurur. Böylece devlet, askeri yönden güçsüzleşir ve düşman devletlerinin saldırılarına açık hale gelir.4

Devlet yönetiminin israf içinde bulunması, fazla harcamaları karşılamak amacıyla halkın vergi borcunu arttırır. Ayrıca vergi alanlarını da arttırır. Yani her türlü alışverişten, pazarlara giriş çıkışa kadar her alana ve iktisadi faaliyete vergi koyar. Vergilerdeki bu artışlar halkın devlete olan güvenini sarsar. Bu durum birçok esnaf ve zanaatkârın işini bırakması sonucunu doğurur. Bu takdirde vergi yükümlülerinin azalması nedeniyle vergilerde de azalmalar görülür. Vergilerin azalması, vergi oranlarının arttırılmasını doğurur. Böylece bu yapı kısır döngü içerisinde devam eder. Sonuçta devlet ekonomik olarak zayıflar.5 Tüm bu durumlar devletin tavırlarının en sonuncusu olan Beşinci Tavrı ifade etmektedir. Böyle bir tavır içerisine giren devletin sonu yıkımdır. Bunu önlemenin çaresi ise yoktur. 6

GERİLEME VE ÇÖKÜŞ DÖNEMİ

İbn-i Haldun gerileme ve çöküş dönemini, hayatın son iki aşamasını içine alan ‘müsalemet’ (barış) ve ‘israf’ (gereksiz harcama) olmak üzere iki madde olarak ifade etmektedir.
Barış (Müsalemet) dönemi: Bu aşamayı ifade eden özellik, kanaat ve barışçılıktır. Yani pasifliktir. Göçebe toplumun taklit yoluyla uygarlığa kavuşması, kendisine savaşçılığını unutturmuş, askeri karakterini yitirmiştir. Bu duruma girmiş toplumlarda artık ilk çekişmeler başlar. Uç beyleri, merkezi hükümete kafa tutmaya başlar. İşgal hevesleri belirir. Devletin sınırları içinde taze asabiyyet sahibi aşiretler harekete geçebilir. İbni Haldun gerileme olgusunu sadece askeri gücün çökmesine değil, sosyal sebeplere de bağlamıştır. Gerileme; uygarlık açısından, askeri gücün azalması, iç ve dış güvenliği yıpratarak yıkılışa yol açabilir.
Barışın hâkim olduğu dönemde önceki hükümdarlar örnek alınır, onlara benzer bir yaşam sürdürmek istenir. Hükümdarların seleflerinin yolunu takip etmenin en doğru yol olduğuna ve onların izinden ayrılmanın devlet ve yurdun düzeninin bozulması ile sonuçlanacağına inanılır. Seleflerinin kendilerinden daha isabetli fikir sahibi olduklarına ve bu isabetli düşünceleri sayesinde devlete ululuk ve şeref kazandırmış bulunduklarına inanırlar. Rahatlık ve sükûnet sosyal hayatın tabii bir hali olur. Bu dönem, devletin eriştiği doruğun, mütevazı olmayan inişini de yaşatır.
İsraf (Gereksiz Harcama) Dönemi: Bu dönemde; israf, saçıp-dağıtma temel davranış biçimi olur. Hükümdarlar ve çevreleri bu dönemde, kendilerinden önce hükümette bulunanların topladıklarını şehvet, arzu ve zevkleri uğrunda harcarlar. Askere ayrılan masrafları kendi arzuları için sarfederler. Hükümdar ordu örgütü ile ilgilenmez. Ordu teftiş edilmez. Böylece askeri güçlerde bozulmuş olur.7

İsraf döneminde; hanedanın bozulması son demine varmıştır. Saray mensupları işi tamamen zevk ve eğlenceye vururlar. Bunun sonucu ise ağır vergiler olur. Yaşam halk için çekilmez hale gelir.
Genel özellikleri verilen bu döneme; İbni Haldun ‘can çekişme’ dönemi adı vermektedir. Düşünüre göre, ölüm bireysel organizmalar için olduğu gibi toplumsal organizmalar için de geçerlidir. Her doğan canlı sonunda ölecektir. Bu süreç toplumda ise, bir diğer toplumun kendi yerini alması biçiminde gerçekleşmektedir. Yani toplum dışarıdan gelen bir darbe ile son bulacaktır. Düşünüre göre, yeni bir göçebe toplum bu darbeyi yapacak ve yukarıda ifade edilmeye çalışılan süreç yeniden yaşanacaktır. İbni Haldun, bu sürecin müddetini de belirtmiştir, toplumsal organizmalara her biri 40 yıl süren 3 kuşak yani 120 yıllık bir ömür tanımıştır.

İBN-İ HALDUN

http://dergipark.ulakbim.gov.tr/esosder/article/view/5000067895
http://www.circassiancenter.com/cc-turkiye/entellektuel_genc/009_mukaddime-06.htm

1- Mukaddime, C.I, s.505
2- ŞİRVANİ: s.227
3- Mukaddime, C.I, s.539
4- İbid, s.502-503
5- İbid, s.698-699
6- İbid, s.516
7- Mukaddime: C. I, s. 64-65.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Alıntı Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

İslami Davette Sabır ve Devamlılık | Sayı 77

İslami davet, pes etmeyi, umutsuzluğu kabul etmeyen, sabırsızlığın yakışmadığı, gayretin v…