Anasayfa Anasayfa Çözüm Sürecinin Bitirilmesinin Perde Arkası (Sayı 52)

Çözüm Sürecinin Bitirilmesinin Perde Arkası (Sayı 52)

30 dakika ortalama okuma süresi
0
0

‘Suruç Olayı’ olur olmaz bir-iki saat içerisinde Başbakan’ın; “DAİŞ’ten şüpheleniyoruz, büyük ihtimalle onlar yaptı” demesi çok manidar. Bu tür silahlı örgütler eylem yaptıkları zaman üstlenirler. Çünkü bu tür faaliyetleri kendileri için bir şeref görürler. Ancak bunu üstlenmediler. Başbakan’ın o açıklaması bence talihsiz bir açıklamaydı. Her şey ortaya çıkmalıydı daha sonra açıklama yapmalıydı. Birileri Başbakan’ı yanlış yönlendiriyor, gerçek failleri ört bas ediyor ve PKK’ya DAİŞ’i hedef gösteriyor. PKK ve DAİŞ arasında çatışma başlatmak istiyorlar. Sonra da PKK çözüm sürecini bozdu deyip PKK’ya karşı operasyonlara başlayacaklar. PKK da her sakallıyı DAİŞ’den zannedip öldürmemelidir. Bu cinayettir, dava değil. Her gördüğü askeri ve polisi hedef kabul etmek! Böyle dava olmaz.

Birkaç ay önce PKK-Hizbullah çatışması başlatıp iki tarafı birbirine düşürdüler. Fakat sonra olaylar duruldu. Bu işi başlatanlar hedeflerine ulaşamadılar. İstedikleri olmayınca şimdi PKK’yı DAİŞ ile karşı karşıya getirmek istiyorlar. DAİŞ Türkiye’de var mı? Böyle eylem yapacak gücü var mı? İstihbarat nerde? Neden engellemedi? Bunların hepsi şüphe uyandırıyor ve Türkiye’de DAİŞ tehlikesi yokken varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bundan sonra faili meçhul olaylar olacaktır ve bir takım derin güçler istemedikleri, hoşlanmadıkları adamları ortadan kaldırıp DAİŞ’in üzerine yükleyeceklerdir.

DAİŞ neden böyle bir eylem yapsın? Türkiye bugüne kadar DAİŞ’i destekliyordu da desteğini mi çekti? DAİŞ, Türkiye ile hangi meselede karşı karşıya geldi ki böyle bir şey yapsın? Ben böyle bir şey bilmiyorum. Bu iş şüpheli. Ben DAİŞ’i savunmuyorum. Benim yıllardan beri verdiğim cevaplar meydandadır. Ben şunu defalarca anlattım; iki sene evvel DAİŞ ya da IŞİD diye bir şey bilir miydiniz? Bu örgüt iki sene içerisinde Irak’ın ve Suriye’nin büyük bir kısmını ele geçirdi. Koca Irak ve Suriye orduları baş edemiyor. Böyle bir örgüt, böyle bir cemaat dünyada var mı? Sonuçta bu örgütün büyük güçlerin büyük planlarını gerçekleştiren, büyük ihtimalle onlar tarafından kurulmuş ve iş verilmiş bir örgüt olduğu anlaşılıyor. Ama DAİŞ durduk yere neden böyle bir şey yapsın?
Suruç Olayı’nın perde arkasında ABD istihbaratı ve onlarla birlikte çalışan Türkiye’nin derin güçleri var. Bu olay; DAİŞ’e karşı kullanılmak üzere İncirlik Üssü’nün Amerika’ya verilmesi için gerekli olan bir bahaneydi. Türkiye Amerika ve Avrupa’nın baskılarına daha fazla dayanamamış, DAİŞ’i destekleyen ülke damgasından kurtulmak istemiş ve İncirlik Üssü’nü Amerika’ya vermeye karar vermişti. Sadece kamuoyunu susturacak bir gerekçe bulmak gerekiyordu. Bir takım derin güçler Suruç olayını gerçekleştirerek Hükümetin bu kararını doğru gösterecek zemini hazırladı.
Suruç’taki olaydan sonra 2 polis yatağında öldürüldü. Bu olay da karanlık. İki polisin öldürülmesi olayının PKK tarafından üstlenildiğini iddia ettiler. Böyle bir üstlenme yok. Alt düzeyde birisinin üstlenmesinin bir kıymeti olamaz. Alt düzeyde nelerin döndüğünü kimse bilemez. Bu olayı aslen Kandil’in üstlenmesi lazım. Güya delil olarak telsiz konuşmalarını gösteriyorlar. Telsiz konuşmalarını herkes yapabilir. Her tarafta derin devletin adamları var. PKK’nın içinde de adamları var ve onlara bu tür telsiz konuşmaları yaptırmış olabilirler. Onların telsizlerinin frekanslarına girmekten daha kolay ne var. Zaten sürekli olarak oradaki askerler ve PKK’cılar birbirlerinin frekanslarına giriyorlar. Telsiz konuşması delil olamaz. Bu olayı PKK operasyonlarının başlatılması, böylece çözüm sürecinin bitirilmesi ve HDP’nin oylarının azaltılması amacıyla çözüm sürecini bitirmek isteyenler yaptırmış olabilirler.

Bu derin güçler tek başına AKP iktidarını istiyorlar. Eğer koalisyon olursa bir takım suçları ortaya çıkacak diye korkanlar var. Ayrıca koalisyon olursa istedikleri projeleri gerçekleştiremeyebilirler. O yüzden koalisyon istemeyenler yeniden seçim istiyorlar. Bu olay HDP’nin oylarının azalması için çözüm sürecinin bitirilmesi ya da tehir edilmesi ile alakalı. Bir takım güçler, yeniden çatışma ortamı meydana getirmek istiyorlar. Bunlar “Koalisyon gerçekleşmeyecek ve olacak terör olayları yüzünden erken seçimde HDP oy kaybedecek, MHP ve HDP’nin oylarının bir kısmı AKP’ye gidecek ve AKP tek başına iktidar olacak” diye düşünüyorlar. Bunlar çözüm sürecini artık istemiyor ya da en azından olası bir erken seçime kadar ara vermek istiyorlar.
Onlar kendilerince; “Çözüm süreci HDP’ye ve PKK’ya yaradı. HDP’nin oyları arttı. Çözüm süreci yüzünden devlet Güneydoğu’dan çekildi. Bölgeyi tamamen onlara bıraktı. Orada devlet diye bir şey kalmadı. Adamlar orda yol kesiyor, vergi alıyor, kimlik kontrolü yapıyor vs. Yani artık onlar orda devlet oldular. O halde çözüm sürecini bitirmeliyiz.” diyorlar. O zaman Hükümet çözüm sürecini bu hale getirmeseydi. Devlet Güneydoğu’dan tamamen çekildiyse hata Hükümetin! Bu çözüm sürecinden vazgeçmelerini gerektirmez. Bu meselenin eninde sonunda çözülmesi lazım.
Bazı güçler bir takım foyaları ortaya çıkacak ya da kontrol ellerinden gidecek diye koalisyon istemiyor olabilirler. Hükümetin yapması gereken şey, koalisyonu istemeyen kim olursa olsun, onları dinlememek, ‘ben istiyorum’ demek ve hükümeti kurmaktır. CHP ve MHP’nin dört bakanla ilgili hırsızlık iddialarının ortaya çıkarılması gibi bir şartları varsa Hükümet bu şartları kabul etmeli ve bu tuzağı bozmalıdır. Çünkü koalisyon görüşmeleri yapılırken bu olaylar başlatılıyor.

Başbakanı dinlemeyen Başbakan yardımcıları var memlekette. Başbakan bir şey diyor, 2 saat sonra o tam tersini söylüyor. Yeni bir ekip Hükümeti ele geçirmiş. Bize Spor Salonlarını vermeyenler de aynı ekip. Hükümetin bu vesayetten kurtulması ve o kadroları da tasfiye etmesi lazım. Hükümet o makamları onlara neden teslim etti? Şantaja mı uğradı? Kendi kadroları olmadığı için buna mecbur mu kaldı? Artık her ne ise… O kadrolar memleketi ele geçirdi. Şimdi onlar böyle operasyonlar yapıyorlar.
Bunun sonu nereye varır kimse bilmez. Türkiye’yi Suriye’ye benzetebilirler. 6-8 Ekim olayları aslında bunun çok kolay olduğunu gösteriyor. PKK tüm Türkiye’de eylemler yapabildi. Gece-gündüz halkı sokağa dökebildi. Eğer Türkiye Suriye’ye benzesin istenilmiyorsa, Hükümetin bir an evvel yeni hükümeti kurması lazım. Ancak hükümet kurmaya niyetleri yok gibi görünüyorlar. Herkes seçime hazırlık yapıyor. Başbakan partisinin bütün il başkanlarını arıyor ve “Seçime hazırlık yapın” diyor. Deniz Baykal açıklama yaptı; “Hükümet kurma çalışmaları tiyatrodan başka bir şey değil, hükümet kurulmayacak, Kasım’da seçime hazır olun” dedi. Deniz Baykal genel başkanlık yapmış birisi. O böyle diyorsa bildiği bir şey var demektir.

Ben burada bir şey sormak istiyorum. HDP %10 barajını aşamasaydı, %13 oyu almasaydı, bir tane bile milletvekili çıkarmasaydı, bu olaylar olur muydu? Bence olmazdı. AKP tek başına iktidar olsaydı, bu olaylar olur muydu? Bence olmazdı. MHP ve CHP koalisyon kurmak için hırsızlıkların ortaya çıkarılması şartını kaldırsaydı bence koalisyon hemen kurulurdu ve bu olaylar başlamazdı. Hırsızlık daha büyük yerlere kadar gidiyor herhalde ki bu şartları kabul edemiyorlar. Koalisyonu o yüzden istemiyorlar.
Tek başına iktidara alışmış olan AKP’de tek başına iktidar olamamanın verdiği can sıkıntısı ve hırs görüyorum. HDP’nin aldığı oy hazmedilemedi. Biz elbette ki HDP’li değiliz ve onların ideolojileri olan sosyalizmi kabul etmiyoruz. Ama Müslümanlar doğruları konuşmak zorundadırlar. Sistem onlara; “Dağdan inin, siyaset yapın” demedi mi? Onlar da onu yaptı. Şimdi neden %13 oyu hazmedemiyorlar? “Efendim, çözüm sürecini zehirlediler” diyorlar. Ne yaptılar? Çözüm süreci esnasında polis veya asker mi öldürdüler? AKP çözüm süreci sayesinde “artık kimse ölmüyor” diye övünmüyor muydu? Mademki HDP’liler çözüm sürecini zehirliyordu, o zaman neden çözüm sürecinin sonuçları ile övünüyordunuz?

Elbette HDP bir takım eylemler yapmıştır. Hatta Demirtaş’ın halkı sokağa çıkmaya davet etmesini, 52 kişinin ölmesine sebep olmasını, hatırlarsanız ben o zaman kınamıştım. Bu yaptığı elbette ki doğru değildi. Bunları kabul edemeyiz. Ama eğer bunlar suç idiyse o zaman neden haklarında dava açmadınız? Dokunulmazlıklarını kaldırmadınız? HDP’nin Eş Genel Başkanları da dahil en önemli 9 Milletvekili ile alakalı fezleke verildi. Bunların dokunulmazlığı kalkacak ve bunlar mahkemeye verilip hapse atılacaklar. Eğer o 52 kişinin ölümünden sonra fezleke hazırlasaydınız hak verirdim. Demirtaş gerçekten yanlış konuşmuş, teröre davet etmiştir. Ama siz o zaman görmezden-duymazdan geldiniz. HDP Seçimde %13 oyu alınca, 80 Milletvekili çıkarınca mı aklınız başınıza geldi?

Anlaşılan Demirtaş’tan çekiniyorlar. Çünkü kendi tabanına güzel hitab ediyor, HDP’nin oyunu artırıyor. HDP’nin başında böyle bir lider olmasın, daha beceriksiz, konuşmayı bilmeyen birisi olsun istiyorlar. Oy toplayan bir lideri tasfiye etmek istiyorlar. Bunlar açıkça görülüyor. Gergin bir ortam oluşturuluyor. Bu gergin ortam esnasında fezlekeler sunuluyor. Milletvekilleri de mecburen “evet” diyecekler. Bu sayede Demirtaş seçime giremeyecek. Ne biliyorsun yerine gelen Başkanın Demirtaş’tan daha kabiliyetli birisi olmayacağını? Bu hareket çok insanını kaybetti. Bugüne kadar ayakta durdu. Bu hareketin böyle biteceğini mi sanıyorsunuz? 6 milyon oy almış bu insanlar. Bunlar 30-35 yıldır mücadele ediyorlar. Bunların 3-5 adamının tasfiye edilmesiyle biteceğini mi sanıyorsunuz? Güya 9 milletvekilini tasfiye edecekler, yerine gelen başkan daha ılımlı birisi olacak ve çözüm sürecini onunla devam ettirecekler. Sizin bu yaptığınızı daha önce sistem yapıyordu. Erbakan Hoca’yı da sistem bu şekilde saf dışı etmemiş miydi? Siz de aynı yollara başvuruyorsunuz. Güya AKP rejime biraz daha şekil verecekti. Rejimin partisi oldu-çıktı. Rejimin yöntemlerini tatbik ediyor. Bunların hepsi çok riskli hesaplar. Bunların gerçekleşmesi çok düşük bir ihtimal. Ya tam tersi olursa? Derin devlet çok basit oyunlar oynuyor, insanların zekâsı ile alay ediyor. Herkes siyasi analiz yapacak uzman değil ama siyasi analiz yapma kabiliyetine sahip olanlar anlatacaklar. Anlattıkları zaman insanların çoğu anlayacak bunları. Bir iktidar olmak için bu kadar büyük oynanır mı? Resmen savaşı tekrar başlattılar. Fitilini ateşlediler ve o günden beri kaç insan öldü. Allah göstermesin ama daha kaç insan ölecek, göreceksiniz.

Her gün Kandil dağları bombalanıyor. Dağlar bombalanana kadar asker-polis ölüyor muydu? Yine her gün şehit haberleri… Her gün cenaze törenleri… Yine eskiye döndük. Bu kadar büyük bir operasyon yapmayı, çözüm sürecini feda etmeyi gerektirecek büyük bir olay mı vardı? Diyelim ki iki tane polis yatağında öldürüldü. Önce kimin yaptığını tesbit eder sonra ona göre cezalandırırsınız. Neden Kandil dağlarını bombalıyorsunuz? Çatışmasızlık dönemini bitirmek ve böylece HDP’nin oy kaybetmesini istiyorlar. HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın yaptığı açıklamaya göre bu olaylar olmasaydı bugünlerde Kandil, silahı bırakma toplantısı yapacaktı. Öcalan da hapishaneden böyle bir talimat verecekti. Bir güç bunu engelledi. HDP daha da güçlenir diye korktular. Çünkü o zaman HDP övünecek ve; “Bakın! Biz silahları bıraktırdık, terör bitti, kardeşlik ortamını sağladık” diyecekti. Böylece “bir dahaki seçimde % 13 değil belki oylarını daha da artırarak % 18-20 oy alır” korkusu içerisine girdiler.

Cumhurbaşkanı baştan beri ne koalisyonu istiyordu ne de azınlık hükümeti taraftarıydı. İkisi de kötü dedi. O zaman ne olacak? “Erken seçime hazırlanın” dedi. Erken seçimden yine koalisyon çıkmayacağını nerden biliyorsunuz? % 41 değil de % 45 alacağınızı size kim söyledi? Bütün hesap bunun üzerine kurulmuş. Bunun için çözüm süreci de feda edildi. Bu kadar asker, polis öldürülmeye başlandı, 50-60 tane asker-polis ölmüş, “feda olsun” diyorlar adeta.

Biz HDP’li değiliz, Sosyalist de değiliz. Teröre de karşıyız. Ama bana öyle geliyor ki mesele terör meselesi değil. Mesele seçim meselesi, oy meselesi. Hedef PKK’dan daha ziyade HDP. Hesap şunun üzerine kurulmuş: Erken seçim olursa halk; “Biz hata ettik, AKP’ye bu kadar da ceza vermek istemedik. Biz % 44 – % 45 alsın diye düşündük ama % 41’e indirdik. Tek başına iktidar olamaz hale getirdik. Biz hatamızı anladık. Tekrar AKP’ye geri dönelim, destekleyelim.” diyecektir ve “AKP Kandil dağlarını bombalarsa, PKK ile savaşı yeniden başlatırsa MHP’ye giden % 3 oy geri dönecektir” diye düşünüyorlar. Hesap bunun hesabı. Bu % 3 oyun sahipleri 1,5 milyon insan! Siz bu insanları aptal mı sanıyorsunuz? Bu oyları geri alacağınızın var mı bir garantisi?
AKP toplamda % 9 oy kaybetti. Oyların % 6’sı HDP’ye gitti. MHP’ye giden % 3’ün ve HDP’ye giden % 6’nın hepsinin olmasa da büyük bir kısmının geri geleceğini sanıyorlar. HDP’ye oy verenlerin “Bu HDP de neler yapmış? Bu süreci baltalayan onlarmış, çözüm sürecini bitirdiler. O halde artık HDP’ye oy vermeyeceğiz” demelerini bekliyorlar ve insanları aptal yerine koyuyorlar. Ya daha da oyları artarsa ne olacak? Size oy veren Kürtlerin, çözüm sürecini bitirdiğinizden ötürü kızgınlıkla HDP’ye oy vermeyeceğini nerden biliyorsunuz? Yani bunların halkın tercihine saygıları yok. Demokrasi diyorlar ama halkı terbiye etmeye kalkıyorlar. Demek istiyorlar ki; “Siz nasıl bizi tercih etmezsiniz nankörler! Biz size bunu göstereceğiz. Tek başına hükümet olmazsa böyle olaylar olur ve tekrar bana oy vermek zorunda kalırsınız.”

Aslında olaylar daha yeni başlıyor. Kahramanlık türküleri söylüyorlar, biz onlara gösteririz diyorlar. Nasılsa olan askere-polise oluyor. Şu anda çocuğunu askere gönderenler, askere gidecek olanlar korku içinde. Polisler korku içinde. Neden bunu sabırla halletmediniz? Çatışmayı başlattınız.

Koalisyon yapmamak, hırsızlıkları ört bas etmek ve tek başına iktidar olmak için bu kadar insanın ölümüne razı olunur mu? Bu millete yazık değil mi?*

 

 

* Muhterem Hocamız’ın konu ile ilgili 24.07.2015 ve 31.07.2015 tarihli açıklamasıdır.

 

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Alparslan Kuytul Hocaefendi
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

İMANIN KAZANDIRDIĞI KİŞİLİK -2 | Sayı 76

Hamd; gönderdiği iman, ibadet, ahlâk ve cihad esaslarıyla insanlara şahsiyet kazandıran Al…