Anasayfa Bölümler Sayılar 21.yüzyılda Furkan Olmak (Sayı 37) Çocuklarımıza Peygamberimizi Nasıl Sevdirebiliriz? (Sayı 37)

Çocuklarımıza Peygamberimizi Nasıl Sevdirebiliriz? (Sayı 37)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Çocuklar doğuştan inanmaya ve sevmeye yetenekli yaratılmışlardır. Anne babaları onlara ne anlatırlarsa onu hakikat olarak görür, benimserler. Neyi sevdirirlerse onu severler. Öyle ki çevreleri tarafından kendilerine “kahraman” diye tanıtılan kişileri sever, kötü yönlerini bile örnek alabilirler. Bu yüzden çocukların tertemiz kalplerini doğru inançla eğitmek anne babaların en önemli vazifesidir. Çocuklarımızın kendilerine bir örnek aradıkları dönemde onlara Peygamberimizi tanıtmamız şarttır.

Çocuklarımıza Peygamberimizi tanıtmak ve sevdirmek için büyümelerini beklememiz gerekmez. Aksine mümkün olduğu kadar küçük yaşta Peygamberimizin sevgisini mayalamaya gayret etmeliyiz çünkü kalp boşluk kabul etmez. Bunun için onlara asıl sevilmesi gerekenleri yani Rabbimizi, Peygamberimizi, ashab-ı kiramı ve âlimlerimizi sevdirmeliyiz.

Çocuklarımıza Peygamber sevgisini aşılamanın bazı incelikleri vardır. Her şeyden önce çocuklarımızın yaşına uygun yöntemleri kullanmamız önemlidir. Bunun için çocuğumuza öncelikli olarak peygamber tanımını net olarak yapmalıyız. “Allah Azze ve Celle tarafından insanlara doğru yolu göstermek, emir ve yasaklarını bildirmek için görevlendirilmiş kişilere ‘Peygamber’ denilir” gibi sade ve net bir ifade ile çocuklarımıza Peygamber tanımını yapmalıyız.

“Peygamberimizi çocuklarımıza nasıl sevdirmeliyiz” sorusundan önce çocuklarımıza “Neden sevmeliyiz” sorusunu onların dilinde anlatmamız gerekir. Diğer yandan Allah Rasulü’nü anlatırken bazı yöntemler kullanmak da etkili olacaktır. Bunlardan bir kısmı ise şöyledir:

Kıssalar Anlatalım

Çocukların Peygamberimizi severek öğrenmesi için en uygun vasıta, onun hayatıyla ilgili bilgiler ve kıssalardır. Mesela Peygamberimizin İslam’ı tebliğ ederken karşılaştığı güçlükler, yaptığı savaşlar, kazandığı zaferler… Bütün bunlar hikaye diliyle anlatılırsa çocuklara zevkli gelecektir. Çünkü çocuklar mücerret kavramlardan çok hikayeli anlatımları sever. Hatta gençler ve büyüklerin birçoğu da böyledir. Bilhassa erkek çocukları maceralı hikayeleri sever. Kahramanlar ve zaferler onları heyecanlandırır. Sürükleyici bir şekilde anlatılan bir hikayenin adeta içine girerler, kendilerini o ortamda gibi hissederler. Böylece Peygamberimizle ve ashabıyla özdeşlik duygusu kurar ve kendilerini onların yerine koyarlar.

Mucizelerini Anlatalım!

Çocuklara Peygamberimizin hayatındaki olağanüstü yönleri anlatmak da uygun olur. Çünkü çocuklar mucizeler gibi tabiatüstü olaylara büyük ilgi duyarlar. Mesela Peygamberimizin parmaklarının arasından suyun fışkırması ve bütün bir orduya yetmesi, ayın ikiye yarılması…

Bunun gibi mucizeler, birçok yönden çocuklara güzel duygular hissettirir. Her şeyden önce bu mucizeler, Peygamberimizin sıradan biri olmadığının anlaşılmasını sağlar. Bilhassa çocukken göğsünün yarılması, Miraç’a çıkarılması gibi mucizeler, Peygamberlik görevinin ne kadar olağanüstü bir vazife olduğunu çocuk aklının da sezmesini sağlar. Çocuğumuza “Peygamberimize iman etmemiz,onun emirlerini yerine getirmemiz ve onu örnek almamız gerekiyor” dediğimizde; elbette o da “Neden? Onun ne özelliği var ki?” diye düşünecektir. İşte bu mucizelerin onların lisanına uygun olarak anlatılması, bir yerde o soruların cevabı olacaktır.

Ayrıca mucizeler, çocuk ruhunun aradığı müjdelerdir. Çocuklar bu dünyadaki mantık düzenine yeni yeni alışan, ama hâlâ ruhani âleme yakın olan, saf bir kalbe sahiptirler. Bu sebeple madde âleminin kuru mantık düzeni onlara sıkıcı gelir, masal ve kıssaların olağanüstü yönleri ise çok cazip gelir. Masal kitaplarındaki sihirler, büyüler, Televizyonda izledikleri çizgi filmlerdeki uzaylı kahramanlar yalandır. Ama Peygamberimizin mucizeleri, çocuk ruhunun aradığı hakikattir. Onları bu hakikatten mahrum etmemeliyiz.

Peygamberimizin Güzel Ahlâkını Anlatalım

Peygamberimizi tanıtmanın bir yolu da çocuklarımıza Peygamberimizin yüce ahlâkını aksettiren hal ve davranışlarını anlatmaktır. Kalpler yüksek ahlâka hayrandır. Çocuklar da Peygamberimizin cömertliği, affediciliği, bütün mahlûkata karşı şefkati, çocuklara karşı merhameti, adaleti ve barışseverliği gibi yüksek ahlâk tezahürlerine hayrandır. Hem Peygamberimizin bu hususiyetlerini tanımak çocuklara ümit aşılar. Peygamberimizin ümmetine karşı şefkati, çocuk ve gençlerin ümitsizliğe düşmemeleri için bir ümit vesilesidir. Çünkü çocuklar yaratılış icabı hatadan uzak kalamayan yaramazlardır. Gençler de nefislerine hâkimiyet konusunda henüz hayatın acemisidirler.

Peygamberimizin affedici ve merhametli olduğunu bilmek, çocuklara ümit verir. Hatalarından dolayı onlara sırtını dönmeyeceğini bildikleri bir Peygamber, çocukların dinlerini daha çok sevmelerini sağlar.

Efedimizin Sünnetini Öğretelim

Elbette çocuk ve gençlere Peygamberimizin hususiyetlerini anlatırken dengeli olmak gerekir. Peygamberimizin yüceliğini ve şefaatini anlattığımız kadar onun bizim için örnek bir şahsiyet olduğunu da anlatmalıyız. Sonuç itibarıyla Peygamberimiz Aleyhisselatu Vesselam da bir insandı ve bize örnek gösterilmişti. Rabbimizin bizden istediği sadece Peygamberimizi övmek değil, onun yolunu takip etmek ve onun yaşadığı hayat gibi bir hayat yaşamaktır .

Çocuklarımıza Efendimizin sünnetlerini öğretirken, yaşlarına uygun bir sıra takip etmeliyiz. Mesela 3-4 yaşındaki çocuklara sofra adabını öğretirken, “Yemekten önce elini yıkamak sünnettir. Bunu yapan çocukları Peygamberimiz çok seviyor” diyebiliriz. Daha sonra da her ay Peygamberimizin bir sünnetini öğretebiliriz. Mesela 5-6 yaşındaki çocuklarımıza ayakkabısını giymeyi öğretirken “Önce sağ ayağını giy çünkü sağdan başlamak sünnettir” diyebiliriz.

Unutmayalım ki çocuklarımız bir varlığa değer vermeleri gerektiğini bizden öğrenirler. Eğer biz Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam ile sağlam bir rabıta içinde isek, her hal ve hareketimizi ona uydurmaya gayret gösteriyorsak onlar da bunu yapacaklardır. Çocuklarımıza tavsiye ettiğimiz şeyleri kendimiz yapmadığımız sürece asla etkili olamayız. Çünkü en iyi öğrenme şekli, tatbik ederek öğrenmektir. Hayatımıza tatbik etmediğimiz kuru bilgi bir gün unutulur gider ve hiçbir faydası olmaz.1

Her hali ile bize en güzel örnek olan Efendimiz’e benzemeyi ve onun yolunu takip etmeyi öncelikle kendimiz başarabilmeliyiz ki; bizleri örnek alan çocuklarımız da bu yolda ilerlesin ve kimi sevmesi, kimi de sevmemesi gerektiğini öğrensin. Rabbimiz Efendimize benzemeyi ve onun davasını dava edinmeyi öncelikle bizlere, ardından da evlatlarımıza lütfetsin ve bu yolda ilerlemeyi ve zamanın beklenilen öncüsü olmayı nasip etsin.

1- İslam’i Hayat Dergisi’nin konu ile ilgili makalesinden kısaltılımştır.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: 21.yüzyılda Furkan Olmak (Sayı 37)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Bu Sene Hedefimiz: Manevi Gelişim | Sayı 78

İslam Medeniyetini kurmak ve beklenen Öncü Nesil’i yetiştirmek adına çilesine talip olduğu…