Anasayfa Bölümler Furkan Aile Çocuklarımıza Allah’ı Nasıl Anlatabiliriz? (Sayı 36)

Çocuklarımıza Allah’ı Nasıl Anlatabiliriz? (Sayı 36)

19 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Şüphesiz çocuklarımız bizlere ilahî bir hediyedir. Bu hediyeyi gereği gibi önemsemek, en güzel şekilde kollamak ve İslamî bir terbiye ile yetiştirmek her anne babanın en mühim vazifesidir.

Bazı anne babalar; çocuklarına karşı sorumluluktan, onların yeme- içme, giyim ve maddî ihtiyaçlarının karşılanmasını anlamaktadırlar. Bu arada çocuklarının İslamî eğitimlerini ve müslüman şahsiyetine sahip olmaları gerektiğini unutmakta ya da unutmuş görünmektedirler.

Çocuğumuzun eğitimine öncelikli olarak öğretilmesi gereken hususlardan başlamak gerekmektedir. Bunların en önemlisi ise Allah Azze ve Celle’yi tanıtmak ve O’nun sevgisini kalplerine yerleştirmektir. Sırası ile Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i, onun ashabını, âlimlerimizi tanıtmak ve sevdirmek icap etmektedir. Böylelikle çocuklarımız kimleri seveceğini ve örnek alacağını bilerek büyümüş olacaktır.

Çocuğa Önce Allah’a İman Öğretilmelidir:

Anne-babanın çocuğuna ilk olarak Rabbimizin mucizevî kudretini, yoktan var kılmasını tanıtması gerekmektedir. Böylece çocuk küçük yaşta imanı ispat eden önermeleri mantığıyla bağdaştırır. Allah’ın varlığına, birliğine delalet eden delil ve belgeleri zihnine ve düşünce kalıbına yerleştirir. Artık yıkıcı kazmalar onun bayındır hale gelen kalbine erişemez; kötülüğe davet edenler onun parlak aklı üzerinde olumsuz tesirde bulunamaz, hiçbir kimse onun mü’min nefsini sarsmaya güç getiremez. Çünkü onda sabit bir iman, kök salmış kesin inanç ve kâmil bir kanaat mevcuttur. Bu değerlere erişeni saptırmak ne mümkün.

Çocuğun Kalbine Allah Azze ve Celle’ye Saygı Duyma Yerleştirilmelidir:

Çocuğun kalbinde Rabbimize kulluk, O’ndan gerektiği şekilde korkmak ve O’na üstün saygı duyup ürperme duygusu yerleştirilmelidir. Bu da ancak çocukların kalp gözünü, mucizevî kudrete ve her şeyin küçüğünde-büyüğünde muhteşem görünümünü yansıtan Allah Azze ve Celle’nin saltanatına çevirmeleri ile gerçekleşebilir. O kadar ki, bunlara karşı insan kalbi ile muhabbet duyar ve ilahî azamet karşısında titrer.

Allah Azze ve Celle’nin Her An Gördüğü Şuuru Kazandırılmalıdır:

Çocukları, bütün tasarruflarında ve durumlarında ilahî murakabe altında bulundukları hususunda terbiye edip eğitmek gereklidir. Bu da çocuğa, Allah’ın her şeyi görüp gözettiğini, her şeyin gizlisini, açığını, hain gözleri, kalplerin gizlediklerini bildiğini öğretmek ve kalbine yerleştirmekle mümkündür. O halde çocuğu, ilahî murakabenin altında bulunduğunu anlatarak terbiye etmek, ona bu anlamda ahlâk vermek, terbiyecinin hedefi olmalıdır. Bu noktada terbiyeci, anlattığı konuyu bilfiil yaparak örnek olmalı ve öylece çocuğunu eğitmelidir. Ayrıca anlatılan hakikatler çocuğu düşünceye sevketmelidir.

Her Şeyde Allah’ın Rızasını Kazanmaya Teşvik Edilmelidir:

Anne- babaya düşen görev; çocuğuna, Allah’ın sırf kendisi için yapılan ameli kabul edeceğini, bunun dışında kalanları, rızasına uymayanları kabul etmeyeceğini anlatmak ve çocuğunun şuurunu bu hususta açmaktır.1

$11- İslam’da Aile ve Çocuk Eğitimi, A.Nasıh Ulvan

Çocuğumuza Rabbimizi Tanıtırken Yaptığımız Hatalarımız

Çocuğumuzun dini kabule hazır olduğunu düşündüğümüz anda en uygun fırsatı yakaladığımızı düşünür ve bildiklerimizi en ince teferruatına kadar anlatmaya başlarız. Amaç, Rabbimizi tanıtmak gibi hem samimi hem de mukaddes bir amaçtır. Niyet güzeldir fakat yalnızca niyetin güzel olması yetmemekte, niyetin nasıl gerçekleştirileceği de büyük önem kazanmaktadır. Bizim için bir sınav başlamıştır artık. Dinî eğitim vermek açısından çocuğumuzun ilk çocukluk yılları, onun geleceğini de etkileyecek başarılı bir dönem olabileceği gibi kalıcı yanlışlar dönemi de olabiliyor.

Yanlışlarımız

Israrla Rabbimizi anlatırız ama çocuğumuzun bu anlatımlardan zevk almadığını ve etkilenmediğini görürüz. Bütün çabalarımıza rağmen, diğer varlıkları tanımaya çalışırken gösterdiği iştiyakı, heyecanı dini öğrenme noktasında göstermez. Daha da üstüne gittiğimizde “Ben Allah’ı sevmiyorum, O’nun cehennemi var” diyerek tavrını koyar. Anne-babaların, çocuklarının soğukluğundan ya da yanlış tercihlerinden gerekli dersleri her zaman çıkarabildikleri söylenemez. Oysa kendimize “nerede hata yaptık?” sorusunu sıkça sormalıyız.

Çocuğun sorular sormasına, özellikle yaratılış ile ilgilenmesine güvenerek Allah’ın zaman ve mekân dışı, ezelî ve ebedî oluşundan bahsederiz. Hâlbuki çocukta henüz sayı ve zaman kavramı oluşmamıştır. Soyut düşünememektedir; doğal olarak tanıyacağı ve seveceği her şeyi, görebileceği bir varlık olarak algılama eğilimindedir. Bu nedenle, biz zaman ve mekân üstü aşkın bir varlıktan, O’nun sonsuz kudretinden bahsettikçe o, Allah’ı kendinden çok uzak, sevilmesi zor bir varlık olarak algılayacaktır. Bizim anlattıklarımızdan değil, güler yüzle kendisine hediye veren kişiden daha çok etkilenecektir. Çocuğun duygusal ve zihinsel hazır oluşunu gözetmeden ona anlayamayacağı bir şekilde Allah’tan, ahiretten bahsetmek çoğu zaman zararlı sonuçlar doğurabilmektedir.

Yine mü’min anne-babanın yaptığı en önemli yanlışlardan bir diğeri de çocuğu Allah ile korkutmaktır. Soruları ve algılama kapasiteleri gün geçtikçe büyüyen çocukların yaramazlıkları da artar. Ve anne-babanın bir yığın önemli işinin arasında bazen tahammül edilmesi zor bir “nesne” gibi durur çocuklar. İşleri sekteye uğratan, bir an önce aradan çekilmesi gereken bir nesne… Böyle durumlarda düşünmeden, yine en kestirme ve kolay yolu tercih ederek, yaramazlığına devam ettiği sürece “Allah’ın onu cehenneme atacağını ve yakacağını” söyleyerek tehdit ederiz. Ya da ona “Allah cezanı versin” gibi bir bedduayı layık görürüz. Oysa tüm bu cümleler çocuğa arzu etmediğimiz şekilde bir Allah tanımı vermektedir. Çocuk, Allah’ın insanları cezalandırmak için fırsat kolladığını, en küçük hatalarda bile onları ateşe atmak istediğini düşünür.

Çocuğu istediğimiz şekilde sindirmiş ve kalan işlerimize devam etmek için gerekli ortamı temin etmişizdir. Öfkemiz de dinmiştir bu arada. Söylediklerimizi unuttuğumuz gibi çocuğun etkilenişini de fark etmemişizdir. Ve çocuğumuzun dinî eğitimi için uygun bir fırsat olarak gördüğümüz başka bir zaman diliminde Allah’ın ne kadar büyük olduğunu, her şeyi O’nun yarattığını, iyilere mükâfat, kötülere ceza vereceğini anlatarak onu çelişkiler yumağına sokarız. Henüz tehdit cümlelerinin verdiği korkuyu üzerinden atamayan çocuk, bizim sabırsızlığımız sayesinde Yüce Yaratıcı’nın ilk önce “gazab” sıfatıyla tanışmıştır. Her şeye kızan, azabı seven bir Allah tanıtmışızdır ona. Bir de görsün, alışsın ve sevsin diye götürdüğümüz camide koştuğu, gürültü yaptığı için onu kibarca ikaz etmek yerine azarlamışsak eğer, çocuk bir kez daha kırılır ve bir kez daha Allah’ın merhametli olduğundan ümidini keser.

Yanlışlarımızı Düzeltmek İçin Ne Yapmalıyız?

Çocuk, bizleri bilinçli bir şekilde izlemeye başladığı güne dek, eğitim açısından her şey güzel ve nispeten kolaydır. Aslında doğduğu anda bile annesinin sesini tanıyacak kadar yetenekli olan bu minicik varlıkların bizleri izlemedikleri bir an var mıdır? Ama yine de daha zor olanı, çevresiyle ilgisinin başladığı, sorular sorduğu dönemdir.

Eğitimciler, çocukların doğuştan dini kabule hazır olduklarını vurguluyorlar. Çocuklar, bizim yaşına ve dönemine uygun bir tarzda anlatacağımız dini konuları çok yadırgamayacak, hemen kabullenme eğilimi gösterecektir. İşte bu noktada küçüklerin değil, büyüklerin eğitime ve bilgilenmeye ihtiyacı vardır. Bunun için anne-babanın, çocuklarının dini eğitimi hususunda yaptıkları hataları fark etmeleri ve nasıl düzeltileceği yoluna gitmeleri gerekmektedir.

Öneriler

I.Allah Azze ve Celle’nin gazap sıfatını anlık ve çoğu kez de gereksiz öfkelerimize alet etmemeliyiz. Çocukların sevgiyle büyüdüğünü, sevgiye daha çabuk cevap verdiklerini unutmayarak, ilk önce Allah’ın merhamet sıfatlarından ve kullarını sevdiğinden bahsetmeliyiz. Çocuklar kelebeklerden, kuşlardan, çiçeklerden ve daha bir yığın rengârenk, hareketli varlıklardan çok hoşlanırlar. Onlara Allah’ın bütün bunları, bizleri sevdiği için verdiğini anlatabiliriz. Algılama yeteneği geliştikçe yaşına uygun örnekleri ve diyalogları kullanabiliriz.

II. Aksine davranışların, bize çocuk yetiştirme sınavını kaybettireceğini unutmayalım. Korku ve endişeleri yoğun bir varlık olan çocuğa, bir başka korkuyu, özellikle de Allah’ın hep cezalandıracağı korkusunu vermeyi, dinî eğitimin ilk basamağı olarak tercih etmenin büyük bir yanlış olduğunu bilmeliyiz.

Dindar bir aileden gelip de inkârı tercih eden ve dinden nefret eden insanların geçmişlerinde genellikle bu tür eğitim yanlışlarının var olduğunu görürüz. Dayakla din öğretilmeye çalışılan insanlar, ilk fırsatta dinden uzaklaşırlar. Yine unutmayalım ki çocuk eğitimi bir bütündür. Şiddete maruz kalan, bütün hataları şiddetle cezalandırılan bir çocuk, Allah’ın şefkatli, merhametli ve adalet sahibi olduğunu zor anlayabilecektir. Zira “Sevgi verasetle kazanılır.” 1

1- Ulviye İmamoğlueriği, “Çocuklara Allah’ı Nasıl Anlatabiliriz?”,

SEMERKAND Aile Dergisi

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Furkan Aile

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Bu Sene Hedefimiz: Manevi Gelişim | Sayı 78

İslam Medeniyetini kurmak ve beklenen Öncü Nesil’i yetiştirmek adına çilesine talip olduğu…