Anasayfa Bölümler Soru ve Cevaplar Bir kimsenin günahını açıklamak caiz mi?| Sayı 67

Bir kimsenin günahını açıklamak caiz mi?| Sayı 67

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin, kendisine yöneltilen “Bir kimsenin günahını açıklamak caiz mi?” sorusuna verdiği cevabı sizlerle paylaşıyoruz.

Bir insanın ayıbını ortaya koymak yerine göre bazen mekruh, bazen caiz, bazen de vacip olabilir.
Yarım hoca dinden; yarım doktor da candan edermiş.“Müslüman Müslümanın ayıbını saklar” diye bir laf duymuşlar ama ne olduğunu bilmiyorlar. Müslüman Müslümanın ayıbını ne zaman, ne kadar, hangi olayda saklar? Bunlar önemli sorulardır, yarım bilgiyle olmaz.

Hatırlarsanız Fethullah Gülen Hükümete beddua etmişti, o zaman insanlar “Bu, Müslümana yakışır mı, Hoca böyle beddua eder mi?” diyordu. Ben o zaman da dedim ki; tabi ki hoca beddua eder. Beddua İslam’da var; Allah da beddua ediyor, Peygamberimiz de beddua etti. Ancak kime etti, nerede etti? İtirazınızı oradan yapmanız gerekir. İslam’da beddua yok, demeyin. Nasıl ki o olayda “Hocaya yakışır mı?” diye konuşuyorlardı şimdi de, bu yarım bilenler; ‘Tamam, söylenen namussuzluk doğru olabilir ama bunu açıklamak caiz mi, Müslümanın ayıbını örtmek gerekmez mi?’ şeklinde konuşmaya başlamışlar… Bir mesele mahkemeye intikal ettiği zaman artık saklanmaz. Müslümanın, Müslüman birinin ayıbını saklaması, söylememesi; olay şahsi bir şey ise, saklandığı zaman İslam’a ve Müslümanlara bir zarar gelmeyecek ise gereklidir. Mesela birisi gizlice içki içmiş, kimse bilmiyor ve daha sonra bırakmışsa böyle durumlarda olay saklanır. Fakat bu kişi Hoca olarak tanınıyorsa, böyle işler yapıyorsa; bu olayı istihbarat bilir ve kullanır. “Sende böyle şeyler var, biliyoruz. Bundan sonra bize çalışacaksın” derler. Böyle birisi şantaj sebebiyle İslam’a zarar verebilir. Kişinin işlediği günah İslam’a ve Müslümanlara zarar getirecekse, davaya zarar verecekse onu şantajdan kurtarabilmek için bunun açıklanması gerekebilir. Böyle birinin görevinin alınması gerekir. İtaat edip kenara çekilirse ayıbı açıklanmaz. Ama isyan eder fitne çıkarırsa ayıbının açıklanması zaruret halini alabilir. Bazı kimselerin, bazı meselelerde, bazı zamanlarda, bir zamana kadar ayıbı saklanabilir ama bu her mesele için geçerli değildir.

Allah’ın isimlerinden biri El-Muzil’dir; zillete düşüren, ayıbını ortaya koyan, rezil eden… “Böyle bir şeyi Müslüman Müslümana yapar mı?” diyenler bilsinler ki Allah yapıyor, O da rezil ediyor.
İslam Devleti’nde cezalar alenidir, ceza verilirken herkes mahkemeye girer, izler. Birisi zina ederse cezası herkesin huzurunda aleni olarak verilir; eğer bekârsa yüz değnek vurulur, evliyse recm edilir. Hırsızlık yapanın eli kesiliyor mesela. Bu şekilde herkes onun elinin kesildiğini görsün, bilsin ve ona karşı dikkatli olsun isteniyor. İslam, el kesme gibi sabit kalacak bir ceza veriyor ki ölene kadar o adam o şekilde bilinsin ve ona karşı dikkatli olunsun. Bu tür adi suçların cezaları gizli mahkemelerde görülmemektedir, herkesin önünde aleni olarak mahkeme edilir. İslam Devletinde de mahkemeler alenidir, isteyen girip izler. ‘Suçu işleyen o zaman rezil olur’ diye bir düşünce doğru değildir. Suçluların gizlenmesi diye bir şey yoktur.

Kur’an-ı Kerim, Nur suresinde; “Yüz değnek vurun” meselesinde, buyuruyor ki; “İçinizden bir topluluk da şahitlik yapsın” Yani bu; ‘Gizli yapmayın, aleni olsun’ demektir. Açın bakın Kur’an’a, gizlemek var mıymış? Allah’ın sadece Settar sıfatı mı var? Allah örter de, açar da. Bu kadar ayıp ortaya çıkıyor, kim çıkartıyor? Ayıpları ortaya dökme sıfatıyla Allah çıkartıyor.
Hadis kitaplarında, tarih kitaplarında bazılarının ayıpları, yanlışları anlatılıyor. Hadislerde de; “Filan filanla zina etti, filana ceza verildi, recmedildi” deniyor, isim veriliyor. O gün yaşayanlar görüyor, o yetmiyor bir de rivayetlere giriyor. Bu kadar Hadis âlimleri, Buhariler, Müslimler müfessirler, müctehidler hepsi bunları kitaplarında naklediyorlar. Sadece o zamankiler değil, kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanlar biliyor ki, Sahabeden filan adam içki içti, filan adam zina etti ve bundan dolayı da kimine yüz değnek vuruldu, kimine recm uygulandı. Bu rivayetleri biliyoruz. Rezil etmek, isim vermek, söylemek caiz değilse eğer bütün müfessirler, muhaddisler, Sahabe-i Kiram hata mı etti?

Allah, bizzat kendisi Kur’an’da Lut Kavmi’nin yaptığını “Lut Kavmi erkek erkeğe ahlaksızlık yapıyordu” diye anlatmıyor mu? Bizzat isim vererek ‘Lut’un kavmi’ demiyor mu?
Bir kişinin günahı ilerde ortaya çıktığı zaman cemaate, İslam’a büyük bir darbe olacaksa, Müslümanlar bunu açıklamak suretiyle önceden önünü kesmek zorundadır. Usul-ü Fıkıh’ta, sedd-i zerai yani; ‘bir kötülük olmadan evvel ona engel olmak, önüne set çekmek’ diye bir prensip vardır. Olayın gizli kalması ilerde bazı kötülüklere yol açacaksa, günah büyüyecekse sedd-i zerai prensibine göre, onun önlemini almak farzdır. Bu tür karakteri zayıf insanlardan Müslümanların korunması ve ondan uzak durmaları için ayıbının açıklanması gerekir.

Diyelim ki elinizde kamera var, şurada da birisi birisini öldürüyor ya da hırsızlık yapıyor, çekmeniz gerekmez mi? Gerekir. Müdahale edebiliyorsanız, engelleyebiliyorsanız engellemelisiniz. Mesela, birisi bir kadını bir eve kapattı tecavüz edecek; İslam fıkhına göre kapıyı kırmanız gerekir. Bu ayıbı ortaya dökmek olsa da, haramı engellemek lazımdır.
Birisi görevli değilse ve yaptığı şey; daha küçük, daha basit bir şey ise; böyle bir namussuzluk, ırz düşmanlığı değilse belki öğüt verirsiniz ama bu öğüt, iş mahkemeye gelene kadardır, mahkemeye geldi mi iş biter. Peygamberimiz; “Aranızda bağışlayın, bana geldi mi bağışlayamam” buyuruyor. Hâkim affetmez, hükmünü verir.

Bir ayıbın söylenmesi bazen mekruh, bazen mübah, bazen vacip, bazen de farzdır. Mesela evlilik gibi; evlenmediği zaman günaha girmeyecekler için evlilik sünnettir. Evlenmediğinde günaha gireceğinden korkanlar için vaciptir. Günaha gireceğinden kesin emin olanlar için ise farzdır. Eşinin haklarını yerine getireceğinden şüphe edenler için mekruhtur. Eşinin haklarını yerine getiremeyeceğinden emin olanlar için haramdır. Evliliğin hükmü bir tane değil beş tanedir. ‘Evlilik ‘Sünnettir’ demek genele göre yapılan bir konuşmadır. Evliliğin hükmü kişiye göre değişir.

Kişinin ayıbının açıklanması da öyledir; bazı ayıpları açıklamak mekruh, bazılarını açıklamak mübah, bazılarını açıklamak vacip, bazılarını açıklamak ise farzdır.

Kaynak:

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Yönetici
Kategoriden Daha Fazla: Soru ve Cevaplar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Bıçaksız Ameliyat; Oruç | Sayı 74

Ramazan ayının en önemli ibadeti arasında olan orucun, ‘fizyolojik ve psikolojik’ olarak s…