Anasayfa Bölümler Alıntı Yazılar Batının İğrenç Oyunu (Sayı 18)

Batının İğrenç Oyunu (Sayı 18)

11 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Müslümanları terörist ilan ederek haksız savaşlarına bir gerekçe oluşturmak isteyen Batı Âlemi, defalardır oynadığı oyunu yeniden tezgâhlıyor. Yapılan bu kadar zulme bile ses çıkartamayacak hale getirdiği İslam Âlemini en zayıf noktasından, kutsallarından vurarak taşkın hareketler meydana getirmek istiyor.

Libya’da gerçekleşen bombalı saldırının ardından gündeme oturan provokasyon film ile birlikte İslam âlemi bir başka dalgalandı. Müslümanları tahrik için kasıtlı yapıldığı ortaya çıkan filmin, yapımcısı ve yönetmeni İsrail asıllı Amerikan vatandaşı Sam Bacile, Amerikan Wall Street Journal gazetesine verdiği demeçte: ‘’İslam kanserdir, Müslümanlar da yok edilmesi gereken böceklerdir. Bu film ile İslam’ın nefret içerikli bir din olduğunu göstereceğim’’ ifadelerini kullandı. 1990’larda uyuşturucu üretmekten hüküm giymiş olan ve mali suçlardan ceza aldığı bilinen yapımcı: ‘’Bu film için 100 İsrailli bağışçıdan 5 milyon dolar aldım ve filmi İsrail için yaptım’’ diyen Sam Bacile, ABD’nin Florida eyaletinde Kur’an-ı Kerim yakan rahip Terry Jones’dan da destek aldığını söyledi.

Buna benzer teşebbüsler daha önce de yapıldı. 19. yüzyılda İngiltere, İtalya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde sık sık Müslümanlar’ın dinî ve millî konularına hakaret içeren tiyatro ve operalar sergilendi veya sergilenmek istendi. 19. yüzyılın son çeyreğinde tahtta bulunan İkinci Abdülhamid’in en çok üzerinde durduğu konulardan biri de bu tür oyun ve operaların sahnelenmemesi oldu. Osmanlı tarihi araştırmacılarından Ahmet Uçar, belgelere dayalı olarak Osmanlı’nın son demlerinde bile bir dünya gücü olarak dönemin süper devletlerine müdahale edip, birçok piyes ve operayı yasaklattığını anlatır.

Fransız yazar Henri de Bornier (1825-1901)1888’de “Muhammed” isimli Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret eden oyununu yazdı ve Fransa’nın meşhur tiyatrolarından biri ile anltaştı. Oyunun kostüm ve dekorları hazırlanıp, provalar yapılırken piyesin Peygamberimiz’e karşı hakaret içerdiği gazetelerde haber oldu.

Sultan Abdülhamid, Avrupa basınından durumu öğrenince oyunun engellenmesi için diplomatik faaliyete geçilmesini emretti. Fransa hükümeti, Osmanlı yönetiminin ısrarlı talepleri üzerine Bornier’e baskı yaptı ve yazar eserde bazı değişiklikler yapmayı kabul etti. Bornier’in oyununun 1890’da tekrar sahnelenme girişimi, Osmanlı yönetiminin baskısı sonucu yine engellendi ve oyun bütün Fransa’da yasaklandı. Bornier, Fransa’da yasaklatılınca oyununu İngiltere’de sahneletmek için harekete geçti. Ancak Osmanlı yönetimi yaptığı diplomatik teşebbüslerle oyunun İngiltere’de de sahnelenmesini engelledi. Ardından oyunun İtalya ve sonunda da ABD’de oynanması Osmanlı yönetiminin devreye girmesiyle tekrar tekrar engellendi.

Oyunun yasaklanması bütün dünya Müslümanları arasında sevinç gösterilerine sahne oldu ve Mevlid-i Şerifler okutuldu. Çeşitli ülkelerden Osmanlı’ya teşekkür mektupları gönderildi. Hatta bazı mektuplar Avrupa basınında da yayınlandı.

Osmanlı, en zayıf halinde bile Türkiye’nin en güçlü halinden daha çok tesirli olmuş ve Müslümanların kutsallarını muhafaza etmeyi başarmıştı. Müslümanlar güçlerini Kur’an’dan ve kendilerinden aldıkları müddetçe düşmanlarına karşı dik durabilmişlerdir.

Reuters’in verdiği bilgiye göre, 14-09-2012’de Libya-Bingazi’deki ABD elçilik binasına düzenlenen roket saldırısında ABD’nin Libya Büyükelçisi Chris Stevens ve üç elçilik yetkilisi hayatını kaybetmişti.

Bu gelişmeler üzerine açıklama yapan Diyanet işleri başkanı Mehmet Görmez, İslâm dünyasında ortaya çıkan tepkilerin sadece bir filme yönelik olmadığının altını çizerek: “Salman Rüşdî ile başlayan aşağılamaya varan eleştiriler, karikatür krizi, Papa’nın Regensburg konuşması, İsviçre’deki minare referandumu, Almanya’da son zamanlarda gündeme gelen sünnet yasağı ve Müslümanların varlığını sadece bir güvenlik meselesi olarak ele alan başörtülü afişler ve son olarak da Amerika’da ortaya çıkan bu bayağı, pespaye film. Bütün bunlara baktığımızda ortak noktaları, bunların hiçbir düşünsel, bilimsel, kültürel, sanatsal değerlerinin olmayışıdır. Filmin, sadece aşağılamak, sadece kutsala saldırmak, sadece tahkir etmek üzere bina edilen bir provokasyon olduğu anlaşılıyor” dedi.

Film, Mısır, Türkiye, Tunus, Yemen, Sudan, Lübnan, Endonezya, Nijerya gibi çoğunluğu müslüman olan birçok ülkede protesto edildi. Bu protestolar esnasında onlarca ölü ve yüzlerce yaralı olduğu biliniyor.

Hz. Muhammed’e hakaret içeren ‘Müslümanların Masumiyeti’ filminin oyuncuları, ABD’deki gazetelere verdikleri ilanda ‘Tüm oyuncular çok üzgün ve yapımcının bizi kullandığını düşünüyoruz’ ifadelerini kullanarak ‘üstlendikleri rollerle ilgili aldatıldıklarını’ açıkladılar.

Bu olayların ilginç bir değerlendirmesi de Fethullah Gülen Hoca’dan geldi. Libyadaki saldırının ardından özel sitesinde yayınladığı açıklamada; “Bingazi’deki ABD konsolosluğuna yapılan saldırıyı şiddetle kınadığını ve faili kim olursa olsun terörün her türlüsünü lanetlediğini bildiren Gülen: “Olayda hayatını kaybedenlerin yakınlarına, Amerikan halkına, hassaten ABD Dışişleri Bakanı Sayın Hillary Clinton’a başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar temenni ediyor ve acılarını yürekten paylaşıyorum” diyerek taziye mesajını iletti.

Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Pakistan’da, Somali’de ve daha birçok Müslüman Ülke’de hunharca katliamlar yapan Amerika’ya karşı şimdiye kadar hiçbir kınama cümlesi sarf etmeyen Fethullah Hoca’nın dört tane vatandaşını kaybettiğinde, Amerikan halkının acısını yürekten paylaşmasının izahını yapmak gerçekten zor!

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Alıntı Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Bu Sene Hedefimiz: Manevi Gelişim | Sayı 78

İslam Medeniyetini kurmak ve beklenen Öncü Nesil’i yetiştirmek adına çilesine talip olduğu…