Anasayfa Bölümler Bilim ve Tefekkür Bahar Mevsimi ile Yeniden Diriliş (Sayı 12)

Bahar Mevsimi ile Yeniden Diriliş (Sayı 12)

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

İnsanoğlu öldükten sonra dirilişin nasıl gerçekleştiğini hep merak etmiştir. Hâlbuki çevresine hakîkat nazarıyla bir bakmış olsa, her bahar mevsiminde ölmüş olan dünyanın ve içerisindeki birçok canlının yeniden diriltilmekte olduğunu görecektir. Konu ile ilgili olarak yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Ey insanlar! Yeniden dirilmekten şüphe ediyorsanız, bir de şunu düşünün: Yeryüzünü (kışın) kupkuru, ölü bir halde görürsün. Fakat biz onun üzerine (bahar) yağmurunu indirdiğimizde, o kıpırdanır, kabarır, çeşit çeşit iç açıcı bitkiler çıkarır.”1 Kışta ölü gibi olan yeryüzünün ilkbaharda tekrar diriltilmesi, Kur’ân’da öldükten sonra dirilişin imkân dâhilinde ve seyredilebilen bir vâkıa olduğunu göstermek maksadıyla verilen en çarpıcı misaldir. Allah’ın yeryüzünde hâkim kıldığı bir kanunla her şey tekrar tekrar yenilenmektedir. Özellikle Kur’ân bizlere bu noktada su ve onunla boy atıp gelişen bitkileri misal vererek, bununla dikkatleri şu noktaya çeker: Her şey yok edilip tekrar geri döndürülüyorsa, insanın da öldükten sonra eski hâline döndürülmesi niçin mümkün olmasın?

İnsan, kâinat kitabını okurken ince detayları kaçırmayarak kusursuz sanatı görmelidir. Her şeyin kupkuru çer çöp gibi olduğu, birçok bitkinin üzerinin karla örtüldüğü kış mevsiminin ardından, kâinatta müthiş bir yeniden yaratılış gerçekleşmektedir. Bahar mevsimi ile beraber yaklaşık olarak 300.000 adet bitki türü tekrardan dirilmektedir. Kupkuru odun dallarından bembeyaz çiçekler açmakta, ince ince yapraklar yaratılmaktadır. Çevremize baktığımızda kıyıda köşede hemen hemen her yerden bitkiler neşet ediyor. Sanki bunlar bir yerden emir almış gibi aynı anda harekete geçiyor…

Bugün bilim de ortaya koymuştur ki; normalde kışın ağaçlar yapraklarını döktüklerinde aslında ölü görüntüsü verirler ama gerçekte hâlâ canlıdırlar. Ağaç kökünden kesilse tabi ki tekrardan çiçek ve yaprak açmaz. O, toprağa bağlı olduğu müddetçe canlıdır. İnsanlar da aslında öldüklerinde tamamen ölmemektedirler. Mesela insanın ruhu ölmüyor, ölen sadece bedenidir. Hatta beden bile! İnsanın kuyruk sokumunda bir kemik vardır ki; onun hiç ölmediği (çürümediği) bilim tarafından keşfedilmiştir. Ebu Rezin el-Ukaylî (r.a.) der ki: “Ya Rasulallah! Allah ölüleri nasıl diriltir?” diye sorduğumda bana şu cevabı verdi: “Sen kavminin oturduğu vâdide kuruyan otların çer çöp haline geldiğini görüp, bir süre sonra oranın yemyeşil dalgalandığını görmedin mi?” “Evet ya Rasulallah” dedim. ‘İşte Allah-u Teâlâ ölüleri de böyle diriltir’ buyurdu.”2 Bulutlar, rüzgârlar vasıtasıyla istenilen tarafa sevkedildiği gibi, ruhlar da dağılmış ve toprak olmuş cesetlere sevk edilecek, onların yeniden hayata geçmelerine sebep teşkil edecektir. Kıyamet günü insanın yeniden yaratılışı “Acbü’z-zeneb” adı verilen ve çürümeyen kuyruk sokumu kemiğinden başlatılacaktır. Rasulullah Efendimiz hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Bir kemik hariç, insanın çürümeyecek hiçbir yeri yoktur. Çürümeyen bu kemik, acbü’z-zeneb denen kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet gününde halk bundan derlenip toplanacaktır.”3 Yaratılışın aslı; son derece küçük bir zerre olan bu kemik olduğu gibi, derlenip toplanma da ondan olacaktır. Vücudu yoktan yaratan Allah-u Teâlâ’nın, ikinci yaratışta elbette böyle bir şeye ihtiyacı yoktur. Gaye; insanların bunu sadece bilimle keşfettiklerinde ‘Subhanallah’ demeleri, Rabbinin yaratışının bir kanuna bağlı olduğunu görmeleri ve yeniden dirilişe iman etmeleridir.

Aslında yüce Rabbimiz her an yeni şeyler yaratıyor da farkında değiliz. İnsanın gece uykuya dalması, aslında kısmen bir ölüm anıdır. Uyanma ile tekrardan bir diriliş gerçekleşiyor. İnsanoğlu bazen sürekli görmüş olduğu veya bazı olayların daima içerisinde olduğu için tefekkür edemez hale gelir. Örneğin; dünyanın dönmesi ve gece gündüzün meydana gelişi, günlerin uzaması ve kısalması mükemmel bir nizamdır., Fakat birçok insan bunu gayet normal görmekte ve üzerinde hiç de tefekkür etmemektedir. Bunun gibi baharın gelmesiyle beraber aslında yeryüzünde harikulâde bir değişim meydana geliyor. İnsan, sadece çok çarpıcı olanlarını fark ettiği zaman şaşkınlığını ifade edip ‘Aaaa!.. Bademler açmış’ diyor ve o kadar… Hâlbuki orada mükemmel bir kanun işliyor. Yerdeki su, bitkinin bünyesine yürüyor. Simsiyah odun parçalarından rengârenk çiçekler açıyor. Yemyeşil yapraklar uç veriyor ve mükemmel bir desen oluşuyor. Bazı edebiyatçılar bu mükemmel değişimi fark etmişler ve bunu yeni bir bayramlık elbiseye benzeterek “Çukurova Bayramlığını Giyerken” ifadeleriyle şiirlere dökmüşlerdir.

Bizleri yaratan ve başıboş bırakmayan Rabbimiz, tekrardan dirilişi rahmetinin eserlerinden olarak bahsetmektedir. Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz: “Şimdi Allah’ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, her şeye güç yetirendir”4 buyurmaktadır. Bizlere her şeyi öğreten Rabbimiz, kendi kitabını okuduğumuz zaman tefekkür etmemiz için birçok yollar göstermektedir. Mesela, toprağa atılan buğday taneleri güz mevsiminde toprağa atılmakta ve kış boyunca orada çürümektedir. Yalnız onun içerisindeki özü ilkbaharla birlikte tekrardan dirilmektedir. Bu durum diğer birçok bitki tohumları için de söz konusudur. Rabbimiz konu ile ilgili olarak: “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah’ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgârları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıl sahibi olan bir topluluk için elbette Allah’ın birliğine deliller vardır”5 buyurarak tefekkür edebileceğimiz daha nice olayları gözler önüne sermektedir.

Rabbim bize kâinatta tek ilah olduğunu, koymuş olduğu tüm kanunlarıyla, yeryüzünün ve gökyüzünün tek ilahının kendisi olduğunun delillerini anlayabilmeyi, kâinat kitabını okuyarak tefekkür edebilmeyi nasip eylesin.

1) Hac, 5

2) Ahmed bin Hanbel

3) Buhari, Tefsir – Müslim: 2955

4) Rum, 50

5) Bakara -164

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Tefekkür Bölümü
Kategoriden Daha Fazla: Bilim ve Tefekkür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Bozulan Dünya Dengesi ve Küresel Isınma (Sayı 29)

Önce arzı (atmosferi ile beraber) yaratıp sonra bizleri bu dünyaya gönderen Rabbimiz hem a…