Anasayfa Genel Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Güncel-Yorum

Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Güncel-Yorum

9 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Cumhurbaşkanının çözüm sürecini başlatan kişi olmasına rağmen bugünlerde yaptığı açıklamalarda
“Kürt sorunu yoktur” tarzında açıklamalar yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bundan 6-7 sene evvel Cumhurbaşkanı bunun adını “Kürt sorunu” olarak koydu, buna hepiniz şahitsiniz. Ben o zaman: “adını yanlış koyuyorsunuz, bu Kürt sorunu değil rejim sorunudur” dedim. Çünkü rejim kurulduğu günden itibaren birçok kimsenin hakkı verilmedi, şapka giymeyenler idam edildi. Şapka giymediği için insan idam edilir mi? Böyle kanun olur mu? Böyle adalet olur mu? Başörtülünün hakkı verilmedi 35 yıldır.

Bu bir rejim sorunudur. O yüzden adını ‘Kürt sorunu’ koymak yerine, ‘rejim sorunu’ koymak lazım. Tunceli’de kaç bin insanı havadan ve karadan bombalayarak öldürdüler, bu doğru muydu? Orda yapılan da Alevilere karşı yapılan da bir rejim sorunuydu. Ben bunun adını rejim sorunu olarak koyduğum zaman, Cumhurbaşkanı buna Kürt sorunu dedi. Zulüm sadece Kürtlere yapılmamış ki, başörtülüye de yapılmış, şapka giymeyene de yapılmış, Kur’an okuyana da yapılmış.

Benim annem 1929 doğumlu, hâlâ hayatta ve şu anda 86 yaşında. 1930’lu yıllarda küçük bir kız çocuğu iken köyün hocasından gizli gizli Kur’an’ı öğrenmiş, bunu her zaman anlatır. Kur’an öğrenmek yasak, bu bir rejim sorunu, Kürt sorunu değil sadece. Hatta o zaman Kur’an öğretmek yasak olunca hoca tehlikeleri göze alarak Kur’an öğrettiği için dedem, hocaya bir inek hediye etmiş, düşünebiliyor musunuz?

Zamanında ‘Kürt sorunu var’ diyen Cumhurbaşkanı bugün ne oldu da ‘Kürt sorunu yok’ diyor? Ne halloldu? Bunu söylerken terörün tekrar başlama ihtimalini hesaba katmıyor mu acaba? Adamlar hâlâ dağdalar, ellerinde hâlâ silah var. Kürt sorunu yok öyle mi? Kürtler “Sen bizim bazı haklarımızı verdin ama hepsini vermedin” derlerse ne olacak? Onlar ne istiyorlar; ana dilde eğitim, bunun gibi bir-iki istekleri var temelde.

Hatırlarsanız 10 sene evveline kadar Kürtçe şarkı bile söyleyemiyorlardı. Kürtçe kitap, Kürtçe şarkı, Kürtçe televizyon hepsi yasaktı. Bu doğru muydu? Doğru değildi. Bu ülkede Arapça ilahiler de var, İngilizce şarkılar da var, Almancası da var Fransızcası da var. Onlara yasak yok Kürtçeye yasak var. Bu doğru muydu? Değildi. Bu yasak kaldırıldı, memnun olduk. Ülke bölündü mü? Hayır, bir şey olmadı haklarıydı ve hakları verilmiş oldu. Aynı şekilde anadilde eğitim hakkımız da olsun diyorlar. Onlara bu hakkı da verseniz ülke yine bölünmez korkmayın! Bu ülkenin çimentosu bu kadar zayıfsa zaten eninde sonunda bölünür.

Eğer bizi bir arada tutan dinimizse, imanımızsa, kardeşliğimiz dine dayalı bir kardeşlikse anadilde eğitim verilmesi ile bu ülke bölünmez. Şöyle bakılması lazım hadiseye “Allah’ın vermiş olduğu hakkı bizim, bırakın engellemeyi vermeye bile hakkımız yok.” “Vermeye bile hakkımız yok” ne demek? Zaten Allah bu hakkı vermiş. Her millet kendi diliyle okur, yazar, eğitimini alır. İslam Medeniyeti’nde 1400 sene böyle bir sorun yoktu.

İslam Medeniyeti’nde; Emeviler’de, Abbasîler’de, Selçuklular’da, Osmanlılar’da böyle bir sorun yoktu. Allah’ın verdiği hakkı biz bir daha verme hakkına sahip bile değiliz. Hakkı Allah vermiş, devlet kendini bu hakka sahip görmemeli, “İstersem veririm, istersem vermem” gibi böyle bir hakka sahip görmemeli. İnsana bu hakkı Allah vermiştir, kimse almamalı.
Eğer ‘Kürt sorunu yok’ açıklamalarından ötürü PKK tekrar silaha sarılırsa, vallahi bunun sorumlusu Cumhurbaşkanı olur. Hükümetle bu meselede anlaşamıyorlar ve bu, aralarında ciddi bir problem halini aldı. Hükümet; Kürt sorununun çözümü için izleme komitesi meydana getireceğine dair bir takım açıklamalar yapıyor.

Cumhurbaşkanı: “ben buna karşıyım” diyor. Ben bunun sonunu hayırlı görmüyorum. Eğer kardeşin kardeşi öldürmesi istenmiyorsa, silahların tamamen gömülmesi isteniliyorsa bu sorun halledilmeli ve ülke bundan kurtulmalı. Bu sorun bize maddi manevi zarar veriyor. Zannediyorum Cumhurbaşkanı ‘Kürt sorunu yok’ derken, “Zaten gerekenleri verdik, daha başka bir şey vermek istemiyoruz” manasında söylüyor.

Eğer Hükümet, Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi davranırsa bu sorun bitmez. İnşallah hükümet daha basiretli olur da daha güzel bir çözüm yolu üretir.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

İslami Davette Sabır ve Devamlılık | Sayı 77

İslami davet, pes etmeyi, umutsuzluğu kabul etmeyen, sabırsızlığın yakışmadığı, gayretin v…