Anasayfa Bölümler Akaid Ahirete İman Sayı 31

Ahirete İman Sayı 31

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hissi verir ademoğluna… Oysa ezelî ve ebedî bir hayata sahip sadece ve sadece her şeyi yoktan var eden Allah’tır. Esasında ebedilik arzusu insana, ahirete özlem duyması için verilmiştir. Öyle ki ebedilik duygusu ahiretin varlığının aklî delillerinden biridir. Bu duyguyu canlı kılan ise dünyanın çekici lezzetleridir. Fakat insanoğlu ebedilik duygusunu ahirete azık hazırlamak için kullanmalıdır.

Kur’an-ı Kerim eşsiz belağatı ile dünya hayatının son bulacağı günü şu ayetlerle bir film şeridi gibi gözümüzün önüne getirir. “Güneş katlanıp dürüldüğünde, yıldızların ışığı söndürüldüğünde, dağlar yürütüldüğünde, kıyılmaz mallar bırakıldığında, vahşi hayvanlar bir araya toplandığında, denizler kaynatıldığında.”1

Bugün bilim dünyası bu gerçeği kaçınılmaz görerek saklayamaz hale gelmiştir. Bilimin dahi kaçınılmaz gördüğü bir hakikati, insanın görmezden gelmesi durumunda zararlı çıkan yine insandır. Dünya dahi kendisine tayin edilen süreyi tamamlamak için ‘Vega’ burcuna doğru süratle yol alırken, her gün yaprak dökümü gibi yakınlarının ölümüne şahit olan insan, nasıl olur da dünyayı ebedi yaşayacağı âlem olarak görüp, asıl varacağı yer için herhangi bir hazırlık yapmaz?

Dünyaya dair her şeyin sonlanması demek olan ‘ahiret’âhir” kelimesinin müennes ifadesidir. Lügatte “evvel” kelimesinin zıddı olarak kullanılır. İslam literatüründe bu kelime, ‘öbür dünya’ manasında kullanılmıştır. Dünya, canlıların yaşadığı evvelki âlem, ahiret ise son âlemdir. Her insana tayin edilen süre tamamlanıp ecel geldiğinde artık ahirete yolculuk vaktidir. Fakat ahiret hayatı bütünüyle kıyametin kopması ile başlayacaktır.

“Ey Peygamber! Sana kıyametin vaktini ve onun ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Bunun cevabını sadece Rabbim bilir. Dolayısıyla onun vaktini O’ndan başka kimse açıklayamaz. Ama şu kadarını söyleyebilirim, kıyametin dehşetine gökler dayanamayacak, yer de. Ve o sizi ansızın yakalayıverecek. Onlar yine de belki sen onun hakkında bir şeyler öğrenmişsindir diye sorup duruyorlar. De ki: Kıyametin ne zaman kopacağını sadece Allah bilir. Ne var ki insanların çoğu bunu bilmezler.”2

Kıyametin saati hususunda bilgi sahibi olmayan Rasulullah Efendimiz, alametlerini açıklayarak ümmetini hazırlamak istemiştir o zorlu güne… İslam bilginleri hadislerde dile getirilen alametleri nitelikleri açısından değerlendirerek ‘Alâmet-i Suğra’ ve ‘Alâmeti Kübra’ olmak üzere iki başlık altında toplamışlardır.

Kıyametin küçük alametlerinin başlıcaları şunlardır: İnsanların bina yapmakta birbirleriyle yarışmaları.3 İnsanların ölümü temenni etmeleri.4 İslami ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması.5 Cinayetlerin çoğalması, fitnelerin artması.6 Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması ve daha birçokları günümüzde tamamen ortaya çıkmıştır. Ahir zaman olarak tanımlanan kıyamet öncesi şu zamanda dini duygu, düşünce ve davranışlar zayıflamış, dini kurallar hayatın dışına atılarak ibadetler terkedilmiş, ahlaksızlığın her türü çoğalarak dünya yaşanılmaz bir hal almıştır.

Kıyametin büyük alametleri ise Huzeyfe ibn Useyd el-Gıfari’den rivayet edilen şu hadisi şerifte toplu olarak zikredilmiştir; “Biz, aramızda müzakerelerde bulunduğumuz bir esnada Hz Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi ve: ‘Neyi müzakere ediyorsunuz?’ dedi. ‘Kıyameti’ dediler. Şöyle cevap verdi: ‘On türlü alameti görmediğiniz sürece kıyamet kopmaz. Bunlar, Duman, Deccal, Dabbetü’l Arz, Güneşin batıdan doğması, Meryem oğlu İsa’nın inmesi, Ye’cüc ve Me’cüc ile doğudan, batıdan ve Arap yarımadasından bir yerin batması, son olarak da Yemen’de bir ateşin çıkmasıdır.”7 Ebu Hureyre’den rivayet olunan bir başka hadiste de Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Üç alamet vardır ki, bunlar çıktığı zaman daha önce iman etmiş yahut da imanında hayır kazanmış olmadıkça hiçbir kimseye imanı fayda vermez; güneşin batıdan doğması, Deccal’in görülmesi ve Dabbetü’l-Arz’ın zuhuru”.8

Saati bilinmeyen bir gerçeğe doğru yol alıyor olmamız insanı daha çok kaygılandırıyor olmalıydı. Ne varki; “Saat yaklaştı ve ay yarıldı, yarılacak”9 ilahî uyarısıyla onun ne kadar yakın olduğu bize bildirilmek istenmiştir. “İnanmak için illa meleklerin gelmesini yahut Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin bazı (Kıyamet) işaretleri geldiği gün, daha önce inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye, artık inanması, bir fayda sağlamaz.

“De ki: Bekleyin, biz de beklemekteyiz.”10

Kıyamet gelmese dahi insanı ansızın yakalayacak olan küçük kıyamet olarak tabir edilen ölüm, her an ensemizde bulunmaktadır. “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır. Sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.”11 Ölüm kendisine geldiği esnada pişmanlık duyarak, “Rabbim! Beni geri gönder; Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi işler ve hareketler yapayım” diyen kimseye Yüce Rabbimizin verdiği cevap; “Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar süren bir berzah (kabir âlemi) vardır”12 olur. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, mü’minlerin bu duruma düşmemeleri için birçok nasihatte bulunmuştur. Ahmed b. Hanbel’in İbn Abbas’tan rivayet etmiş olduğu bir hadis-i şerifte Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Beş şey gelip çatmadan önce beş şeyi ganimet ve fırsat bil: Ölümünden önce hayatının değerini bil…”13 “Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,’tedavi edebilecek kimdir? denir. Can çekişen bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar ve bacak bacağa dolaşır. İşte o gün sevk edilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.”14

Ölümün ne denli dehşetli bir vakıa olduğunu anlamak için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’ın son anında çekmiş olduğu ızdırabı hissederek bilmek kâfi olsa gerek. Hz. Aişe, “Rasulullah’ın hastalığı şiddetlendiğinde başından aşağı su dökülmesini istiyordu ve o su kısa sürede ateşinin şiddetinden üzerinde kuruyordu” der. Ölüm ile girilen ebedi âlemin ilk durağı berzah âlemidir ki bu âleme dair hadiseleri daha sonraki yazımıza bırakıyoruz.

Allah’a Emanet Olunuz.

1- Tekvir 1-6

2- Araf 187

3- Buhari Fiten

4- Buhari Fiten, Müslim Fiten

5- Buhari Fiten

6- Buhari Fiten, Müslim Fiten

7- Buhari Cihad, Müslim İman, Ebu Davud Melahim, Tirmizi Zühd

8- Buhari, Müslim

9- Kamer 1

10- En’am 158

11- Nisa 78

12- Mü’minun 99-100

13- Hâkim Müstedrek (Hâkim; ‘Buhari ve Müslim şartlarına sahiptir’ der)

14- Kıyame 26-30

Daha Fazla
  • Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

    Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
  • Kitaplara İman (Sayı 29)

    Kâinatı insan için, insanı bir amaç için yaratmış olan Allah Azze ve Celle, insana bir tak…
Yazardan Daha Fazla: Zeynep Karabacak
  • KADERE İMAN (Sayı 34)

    Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gel…
  • Cehennem Sayı 33

    “Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine ç…
  • Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

    “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri …
  • Meleklere İman (Sayı 30)

    Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi g…
  • Kitaplara İman (Sayı 29)

    Kâinatı insan için, insanı bir amaç için yaratmış olan Allah Azze ve Celle, insana bir tak…
  • Son Peygamber ve O’na İmanın İhtivası (Sayı 28)

    Nübüvvet; Allah’ın yeryüzüne müdahalesi ve özgün bir eğitimidir. Fedakâr ve cefakâr eğitme…
Kategoriden Daha Fazla: Akaid

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Şüpheli Şeylerden Kaçınmak (Sayı 35)

Hadislere Uymanın Önemi “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin…