Anasayfa Anasayfa 5 Yıldır Devam Eden Serüven (Semra Kuytul Hocahanım ile Söyleşi) | Sayı 61

5 Yıldır Devam Eden Serüven (Semra Kuytul Hocahanım ile Söyleşi) | Sayı 61

26 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Kıymetli Hocam, Furkan Nesli yazarı ve derginin hazırlanmasında destekçimiz olarak, öncelikle size teşekkür ediyor ve Allah razı olsun diyoruz. Hocam hemen hemen her ay dergimizde yazılarınız yer alıyor. Siz sadece dergimize yazılarınızla destek olmuyor aynı zamanda her ay dergimizin matbaaya gidiş yolculuğunda daima yanımızda oluyorsunuz. Bu söyleşi vesilesi ile okurlarımızla bu arka planı yani tabiri caizse dergimizin mutfak kısmını paylaşmanızı istiyoruz.

Öncelikle en baştan başlayalım; Furkan Nesli Dergisi yayın hayatına nasıl başladı?

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi tüm okurlarımızın üzerine olsun. Evet dergimizin 5. yılını görmek bizler için mutluluk verici bir durum. Biz 2011’den çok önceleri de Furkan Hareketi olarak bir yayın organımızın olmasını temenni ediyorduk. Bu temennilerimiz Allah’ın izni ve yardımıyla 2011 Mayıs ayında gerçekleşti. Kardeşlerimizin ellerinde taşıyacağı, içeriğinde her kardeşimize, eğitim ve hizmet hayatında lazım olacak konuların yer alacağı, İslami davet vazifesini yerine getirmeye çalışanlara kaynak teşkil edecek bir eserimizin olması gerekliliğine inanarak böyle bir çalışmaya atıldık. Aslında en baştan itibaren çok zorlu bir yolculuk oldu. Yazar kadromuz hali hazırda eğitim faaliyetleri ile de meşgul kardeşlerimiz olunca işler zor ilerliyordu. Dergi çalışması ise -tecrübesi olanlar bilirler- çok vakit isteyen ve incelikleri çok olan bir çalışmadır. Yoğun hizmet hayatımıza rağmen başladığımız yola devam etme azmiyle geri adım atmamaya karar verdik ve çok şükür o günden bugüne kadar her ay dergimizi çıkartabilmeyi Rabbim nasip etti.
Şu hususu önemle belirtmek isterim ki; dergimizin ilham kaynağı Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’dir. Allah’ın yardımı ve onun yönlendirmeleri olmasaydı, bugünkü başarıyı elde etmemiz mümkün değildi. Hemen hemen her sayımızda kapak konusundan, özellikle bazı sayfaların içeriğine kadar fikirleri ve yönlendirmeleri bize ışık tuttu. Onun ilmi ve siyasi bakışı dergimizin ana çizgisini belirlemektedir ve bana göre Furkan Nesli Dergisi’nin farkı da budur. İlham kaynağımız Hoacefendi olunca; 5 yıldır onun dik duruşu, tavizsizliği, cesareti, ilmi ve feraseti dergimize de sirayet etmiştir. Hepinizin bildiği üzere son derece yoğun faaliyetlerine rağmen her ay dergimize zaman ayırmış, gerek kendisinin kaleme aldığı başyazısı ile gerek dergimizin bel kemiği sayılan diğer sayfalarımızda yer alan Güncel-Yorum, Siyasi Makale ve Haberler sayfalarındaki emeği ile bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır. Yoğun programına rağmen belki inanamayacaksınız ama dergimizde en çok emeği geçenlerden biri de Alparslan Kuytul Hocaefendidir. Allah ondan razı olsun.

Hocam en başta ne tür zorluklar yaşadınız? Çalışma aşamalarınız nasıldı?

En baştan itibaren en büyük zorluğu zaman bulabilme konusunda yaşadığımızı söyleyebilirim. Yoğun hizmet hayatı ile birlikte yazılı çalışma yapmak gerçekten çok zor! İkisi de ayrı ayrı alanlar… Ve tüm yazar ve çalışanlarımız eğitim ve hizmet faaliyetlerinde aktif rol alan kişiler… Bu sebeple bazen yazarlarımız yazılarını teslim etmede zorlandılar, bazen yayına hazırlık aşamasında aynı sebeple zorluklar yaşandı ve her ay çok stresli ve zamanla yarışılan anlar neticesinde dergimiz okuyucularıyla buluştu. Her ay sabaha kadar uykusuz geçen bazı geceler bu hummalı çalışmanın şahididir.

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi yazılarını hangi aşamalarda yazmaktadır. Bizlere bu konuda da bilgi verir misiniz?

Hocaefendi yukarıda da belirttiğim üzere hem yoğun bir eğitim ve hizmet faaliyeti içindedir hem de dergimizde sadece kendi yazısı değil başka sayfalarla da ilgilenmektedir. Bu durumda takdir edersiniz ki onun için de durum hiç kolay değil. Yazı yazabilmek, yazmaya odaklanmakla kolaylaşır. Bu konsantrasyon dağıldığında yeniden aynı haleti ruhiyeyi yakalamak oldukça zordur. Tüm yazarlarımız da belki öyledir ama özellikle Alparslan Kuytul Hocaefendi bu büyük zorluğu daima yaşamaktadır. Çünkü daima çok çeşitli meselelerle ilgilenmek ve çok farklı işlerle meşgul olmak durumundadır. Bu beyin ve beden yorgunluğu içinde bir de aylık olarak yazılarını kaleme almaya çalışmaktadır. Buna rağmen ben, Hocaefendi’de her konuda olduğu gibi bu konuda da titiz bir çalışma görüyorum. Bu yoğunluğuna rağmen hiçbir yazısını baştan savma yazmamıştır ve her ay bir çok yazara nispetle çok daha hassas bir çalışma ortaya koymaktadır. Hocaefendi’nin yazıları dergimiz için bir ayrıcalıktır, Öncü Nesle mektuptur, ümmete mirastır, ilmi ve siyasi olarak bir ışıktır. Bu söylediklerimiz asla abartı değildir. Dikkatli her okuyucu bu tanımlamalarımıza katılır. Allah onu başımızdan eksik etmesin.
Hocam gerçekten çok içtenlikle ifade ettiniz. Dualarınıza biz de canı gönülden Âmin diyoruz.

Hocam, sizinle ve diğer yazarlarımızla alakalı da bir soru sormak istiyoruz. Sizin de çok yoğun çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Dergi ile alakalı çalışmalarınız nasıl gidiyor? Yazılarınızda nelere dikkat ediyorsunuz?

Evet Hocaefendi kadar olmasa da bizim için de benzer bir zorluk var tabiki. Diğer yazar arkadaşlardan da duyuyoruz, hepimiz için zorlu bir yolculuk. Çok gayret etmeyi ve fedakarlık yapmayı gerektiriyor. Hatta bu işe yoğunlaşmamız gereken günlerde dünyayla alakamızı kesiyoruz bazen. Bu durum tüm yazarlarımızın ailelerine de sıkıntı oluyordur. Bu vesile ile onlar da bu hayırlı gayretten paylarını almış oluyorlar.
Yazılarımızda nelere dikkat ettiğimize gelince; her konuyu ele alabilmek için öncelikle derin bir araştırma ve tefekkür gerekiyor. O konudaki kitaplar inceleniyor, konu ile alakalı olarak neslimizin ve ümmetimizin bugün en çok ihtiyaç hissettiği noktalar belirleniyor ve onlar üzerinde yoğunlaşılıyor. Takdir edersiniz ki birkaç sayfaya sığdırılan bir konunun, mutlaka en gerekli kısımları ele alınmalıdır. Bu açıdan bakıldığında yazarlarımızın yoğun gayretleri neticesinde yazılan konuda okuyucuya adeta bir öz, bir konsantre sunuluyor. Okuyucumuzun normal şartlarda bir çok kitap okuyarak elde edeceği bilgiler ve duygular ona derli toplu ve öz bir şekilde ayrıca gayet net anlaşılır bir uslüpla sunuluyor. Bu sebeple böyle büyük bir hassasiyetle ele alınan bu yazılar çok büyük bir kıymet arzetmektedir. Hazırlanan yazılar seviyesine göre bazı okurlarımıza eğitim verir, bazılarına şuur verir, bazılarına kaynak teşkil eder. Bizzat ben bu konuda bütün yazarlarımızın hassasiyetinden eminim. Çünkü bu vazife bütün yazarlarımıza büyük bir sorumluluk vermektedir.

Hocam bu sözleriniz dergimize karşı mutmainliğimizi arttırdı sağolun. Her ay buna şahit olan biri olarak bize biraz da derginin yayına hazırlık aşamasından yani mutfağından bahseder misiniz?

O da ayrı bir serüven gerçekten! Yani Hocaefendi açısından ayrı bir çalışma, tüm yazarlarımız açısından ayrı bir gayret ve çalışma yapılıyor ama bunların bir araya getirilip yayına hazırlanması da gerçekten apayrı bir gayret ve hassasiyet gerektiriyor. Bu manada dergimiz üç ayak üzerinde duruyor diyebilirim. Bu aşaması da gerçekten zorlu bir yolculuk! Dergimizin mutfağında çalışan arkadaşlar da görünmez kahramanlar diyebilirim. Çoğu günlerde gece-gündüz dergi nöbeti tutuyorlar.
Furkan Nesli Dergisi’nin misyonu çok yönlü; fertten topluma, gençten yaşlıya, tahsillisinden tahsilsizine toplumun her kesimine hitap etmeyi amaçlıyoruz. Zengin içeriğiyle, her kesime birçok açıdan İslami daveti aktarma çabasıyla konular; bazen ilmi yazılarla, bazen siyasi değerlendirmelerle, bazen istatistikler bazen de serbest makalelerle incelenmesi ve çeşitli seviyelere uygun olarak ele alınması gerekiyor.
Bunun için her sayı öncesinde etraflı bir araştırma yapılarak işe başlanıyor. Yazarlardan teslim alınan yazılar üzerinde hassas çalışmalar yapılıyor, her sayfa üzerinde ayrı bir hassasiyetle çalışılıyor ve defalarca kontrolden geçiriliyor. Hakikaten kolay bir iş değil, binlerce kelime ile uğraşıyorsunuz. En doğru ifadeyi, en güzel manayı yakalamaya çalışıyorsunuz. Bazen en çarpıcı başlığı yakalamak için bir saat kafa yoruyorsunuz. Her sayıda okuyucuyu sıkmayacak renklendirmeler keşfetmeye çalışmak, hem İslami açıdan hem de toplumsal açıdan ihtiyaçlarımızı tespit ederek onlara uygun hazırlıklar yapmak, güncel meseleleri takip ederek dergimizi yaşayan bir dergi seviyesinde tutmak gerekiyor.

Bu konuda unutamadığınız bir hatıranız var mı?

Evet unutamadığımız bir çok hatıramız var ama sizinle paylaşacağım; her hatırladığımızda gülümsediğimiz şöyle bir hatıramız var. İlk yıllarımızdaydı, dergimizi bitirdik, matbaaya gitmek üzere son kontrolleri yapıyoruz. Biz prensip olarak bazı yazılarımızda Efendimizin adından sonra kullandığımız salavatı kısaltılmış olarak yani SAV şeklinde kullanmıyoruz. Ve açık olarak “Sallallahu Aleyhi ve Sellem” olarak yazıyoruz. Son anda bir yazımızda bu düzeltmenin yapılmadığını ve tüm salavatların “S.A.V” şeklinde yazıldığını farkettik. Ben hemen arkadaşa bunu hızlıca düzeltmesini söyledim. O da acele yazarak, kopyala-yapıştır yöntemiyle Efendimizin adı geçen her yere girdi ve tam iş bitti derken ben öylesine bir göz atayım dedim ve bir de ne göreyim! Arkadaş telaştan tüm salavatları “Sallallallahu…” şeklinde yanlış yazmış ve her tarafa döşemiş! Olay küçüktü ama saniyelerle yarıştığımız o anda büyük bir şok yaşadığımızı hatırlıyorum. Bir prensibi gerçekleştirelim derken bir sürü hatayı kendi ellerimizle dergiye eklemiş olmuştuk. Bunun gibi telaşlı, acı, tatlı hatıralarımız çok. Bu iş gerçekten çok incelikli bir iş, bir zorluğu da bundan kaynaklanıyor.

Hocam, yukarıda yoğun programlarınızdan bahsetmiştik. Aynı zamanda yoğun konferanslarınız oluyor. Bir çok ilde hem hanım kardeşlerimize hem de genç kardeşlerimize yönelik özel konferanslar yapıyorsunuz. Ankara Bayan konferansının ardından dergi yazarı olarak söyleşi programınız oldu. Akabinde imza programına katıldınız. Okurlardan dergi adına nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Okurlarımızdan güzel tepkiler alıyoruz Elhamdülillah. Bir çok okurumuz dergimizin çok etkili olduğunu, heyecanla çıkışını beklediğini bizzat bana dile getirdi. Genelde okurlarımız dergimizin arka planını ve özellikle Hocaefendi’nin dergi ile ilgili çalışmalarını merak ediyorlar ve bu konuda sorular soruyorlar, ben de burada bahsettiğimiz bazı noktaları onlarla da paylaşıyorum. Bir kardeşimiz kendi başından geçen şöyle bir olaydan bahsetmişti. Bir gün evine giderken merdivende komşusuyla karşılaşıyor ve elindeki dergiyi okuması için ona vermek istiyor. Komşusu nezaketen dergiyi almış ve eve götürüp bir kenara koymuş. Ve o bayan sabahında kardeşimizin kapısına geliyor ve önceki geceyi kendi ifadesiyle şöyle anlatıyor: “Bir müddet sonra dergiye öylesine göz atmak istedim ve ilk yazıyla başladım. Sonra ikinciyi, üçüncüyü derken bir de baktım ki bırakamıyorum ve tamamını okumuşum. Sonra o kadar keyif almışım ki dayanamayıp baştan sona tekrar okudum. Sabah olunca ilk iş sana geldim ve ben de bu dergiye abone olmak istiyorum” diyor. Bunun gibi güzel tepkiler alıyoruz.

Son olarak dergimiz hakkında okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Söylenecek çok şey var elbette ama öncelikle o bizim elimizde büyüdü. Onu hazırlarken çeşitli imtihanlardan geçtik, bir çok kez Allah’ın yardımına şahit olduk ve çok tecrübeler edindik.
Başta Hocaefendi olmak üzere yazarlarımızın hassasiyetlerine şahit olduğumuz için mi ya da arka planındaki zahmetlerine şahit olduğumuz için mi bilmiyorum benim için çok kıymetli bir eser. Furkan Nesli, Hocamızın göz nurunu üzerinde taşıyor. Tüm yazar ve çalışan kadrosu; hiçbir menfaat gözetmeden ihlasla, sadece Allah’ın davasına hizmet maksadıyla gayret sarfediyor. Yıllar önce dergimizle ilgili bir söyleşi yapmıştık, ben o zaman da söylemiştim: Elde değil başta taşınacak bir dergi bu! Ayrıca öncesinde okuduğum halde ben bile çoğu kez yayınlandıktan sonra elime alıp baştan sona okuyorum ve bundan istifade ediyorum, zevk alıyorum.
Bu çalışmada en başta Hocaefendi olmak üzere ardından yazar kadrosunun, arka planında çalışanların, abonelik ve dağıtım işlerinde görev alanların ve daha sayamayacağımız bir çok kardeşimizin emeği var. Allah hepsinden razı olsun. Rabbimiz uğrunda gösterilen tüm gayretleri katında makbul eylesin ve ümmetimizin uyanışına vesile kılsın diye dua ediyorum. 5 yılı geride bıraktığımız şu günlerde, seçkin kadromuzla ve kıymetli okurlarımızla daha nice yıllara beraber yürümeyi Rabbimden niyaz ediyorum. Sizlere de teşekkür ediyorum.

Hocam bu keyifli söyleşiden dolayı asıl biz teşekkür ederiz.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

İslami Davette Sabır ve Devamlılık | Sayı 77

İslami davet, pes etmeyi, umutsuzluğu kabul etmeyen, sabırsızlığın yakışmadığı, gayretin v…